Kalp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kalp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Aralık 2007 Çarşamba

Apgar testi

Apgar testi, doğumdan 1 dakika sonra uygulanan ve 5 dakikalık aralarla tekrarlanan, bebeğin genel sağlık durumunu değerlendirmek amacıyla yapılan bir testtir. Apgar testi sonucunda elde edilen skor, bebeğin soluk alıp vermesine ilişkin olarak herhangi bir acil tedbir alınıp alınmayacağının da göstergesidir. Test, şu konularda yapılır:
Kalp atışı, solunum yeterliği, kas yapısı, burun deliğine konan içi boş bir tüpe (kateter) tepki ve cilt rengi.
10 puanlık bir skor bebeğin mümkün olabilecek en iyi durumda olduğunu gösterir. Bu durumda, kalp atışı dakikada 100 den fazladır; bebek iyi soluk alıp vermekte ve ağlamaktadır; aktiftir, burun deliklerinden birine kateter sokulduğunda hapşırır ve öksürür; cilt rengi, elleri ve ayakları da dahil olmak üzere, tamamen pembedir.
Skorun 0 ila 4 arasında gerçekleşmesi durumunda bebeğin kalp atışı yavaştır ya da az duyulur ve cilt rengi, soluk ya da mavidir; refleks tepkisi yoktur ya da hafiftir.
Çoğu bebekler 7 ila 9 puan arasında bir skor ortaya koyarlar ve soluk almalarını engeleyen mukozanın temizlenmesinden başka bir müdahale gerektirmezler.
Doğumdan sonraki birinci dakikada 4 ya da daha az puan içeren bir skor kaydedilen bebekler soluk alıp vermelerini sağlamak için acil yardıma gereksinim duyarlar. Bu test sonuçlarından daha ileri düzeyde sonuçlar çıkarılamaz: Apgar testi skoru, çocuğun gelecekteki gelişme ve zekâsının bir göstergesi olamaz.

2 Aralık 2007 Pazar

Aşk sizi ele verir! (buketforum)

Yüzünüz aydınlanır, gözlerinizin içi güler... İşten güçten de hayır gelmez... Aşık olduğunuz 1 kilometre uzaktan anlaşılır... Çünkü aşk, varlığını açıkça belli eder. Aşk nelere kadirdir" derler de inanmazdık.
Aslına bakılırsa gayet yerinde bir söz bu. Çünkü aşk bizi kendi denizinde yolculuğa çıkarırken, ruhumuzu da bir o yana bir bu yana sürükleyip bir başkalaştırır. Hatta zaman zaman kendimizle ilgili şaşkınlıklar yaşar, çevremizdekilere de yaşatırız. Neler mi yaparız?

Hareketler belli eder

* Aşıksınız, seviyorsunuz, sevdiğinizin bile farkında değilsiniz. Ama sözleriniz, hareketleriniz sizi çoktan ele veriyor. Sanki bir anda siz "siz" olmaktan çıkıyor ve yepyeni bir kişiliğe bürünüveriyorsunuz. Bakalım aşk size neler yapıyor, neler yaptırıyormuş!

* Güne her zamankinden daha erken başlarsınız. Sanki kendinizi günler boyu uyumuş gibi hisseder ve gayet formda olursunuz.

Acayip güzelleşirsiniz

* Gözlerinizin içi gülmeye başlar, yanaklarınız pembeleşir, acaip güzelleşirsiniz. Sizi gören "şıp" diye aşık olduğunuzu anlar. Unutmayın ki, müzik kadar aşk da ruhun gıdasıdır.

* Bir anda alış-veriş delisi oluverirsiniz. Ama bu tam bir çılgınlık aşamasındadır. Yepyeni giysiler, kokular ve makyaj malzemeleri alınır. Farklı bir tarzın deneme çalışmaları da başlamıştır. Dolaptakilerin ise papucu çoktan dama atılır.

* Önceleri gözünüze çarpmayan ya da çarptığı halde aldırış etmediğiniz kilolarınız ve can düşmanınız selülitler, baş derdiniz olur çıkar. Her daim ayna karşısında, onlardan nasıl kurtulacağınızı düşünürsünüz. Ve paranızın büyük bir kısmını kremlere ve spor merkezlerine bağışlarsınız.

İşinizden hayır gelmez

* Patlamış mısır, cips ve kola. Bir anda hayatınızın vazgeçilmezleri arasına girer. Çünkü aşk sayesinde atıştırmalarınız had safhaya çıkmıştır.

* İş güç hak getire! Sorumluluklar kendini bir anda "top on" listesinin alt sıralarında bulur. Patronunuzun imalı lafları bile dikkatinizi çekmez. Varsa yoksa "O" dur. Ee, ne de olsa listenin başına yerleşmiştir.

* Sizi görenler nedensiz sırıtmalarınıza ve ağzınızın artık kulaklarınıza yapışmasına, herkese hatta hoşlanmadığınız insanlara bile sevgi dolu davranmanıza bir mana veremezler. Halbuki siz yeni aşkınız sayesinde dünyanın en mutlu insanısınızdır. Varsın sizi anlamasınlar.

* Paranoyak olup çıkarsınız. Yemeden içmeden ha bire, onun hakkında sürekli ya beni aldatıyorsa, bugün hiç aramadı, ya başına bir şey geldiyse gibi paranoyalar üretir, sizin yanınızda olmadığı zamanları kendinize işkence saatleri haline getirirsiniz.

Midenize kramp girer

* Onunla geçen süre, nedense su gibi akıp geçer. Onu her gün görmek için bilimum yalanlara başvurup, en yakın arkadaşınızı bile satarsınız.

* Kalp atışlarınız bir türlü normale dönmez. Hele onu görünce, adrenalin miktarınız maksimum noktalara sıçrar. Elleriniz titrer, midenize kramplar girer.

1 Aralık 2007 Cumartesi

Kalp Kırmak

Hiç kalp kırdınız mı veya kalbinizi kıran oldu mu?Sanıyorum insan oğluna özgü duygular bunlar.Zira başka hiçbir canlı da böyle bir duygunun var olduğuna inanmıyorum. Evinizde beslediğiniz bir köpeğe kızarsınız,söylenirsiniz hatta yeri gelir bir tekme atarsınız, fakat yine de o size asla darılmaz.Kısa bir süre sonra sizi gördüğünde sevgiyle kuyruğunu sallar,sevgi dolu gözlerle bakar.
Biz insanlarda durum başka.Kalbimiz kırıldığında tüm herşeyi unutursunuz,o olay sanki dünyanın en kötü olayıdır.Dünya başınıza yıkılmıştır.O insanı bir daha affetmemeyi düşünürsünüz.Onunla olan tüm iyi anılar birden bire silinmiştir hafızalardan.Belki şok olmuşsunuzdur,böyle bir hareket beklememişsinizdir ondan.Ama olan olmuş,kırılan kırılmıştır.

“Kırma dostun kalbini,
Onaracak ustası yok.
Soldurma gönül çiçeğini,
Sulamaya ibrik yok.”