Ben seni senden çok uzakta sevdim
ben bir yıldızdım evrende
sense varlıgımdan habersiz dönen dünya
yanındaydım bilki her anında
sevincinde de hüznünde de gamında da
ama sen bilemezdin bunları asla ve asla
içimde kopardıda tufanlar ardı ardına
şimşekler çakardı da
sen yine aldırmadan dönerdin yanımda
bense yalnız seni izlerdim evrenin başıboşluğunda
işte benim hayatımın masalı burda
geçmişimde sen hayalimde sen
ve bilki her anımda yine sen
SENSİZLİK ÖLÜM BANA
ÜLÜM ACIR SENLEYKEN
DESİNLERKİ ECELİNDİR GELEN
GELEN SEN OLDA GÜLEREK ÖLEYİM BEN
GÜL YÜZÜNE BAKAMAZSAM
SON KEZ SARILAMAZSAM
ÇIKAR MI Kİ BU CAN BU BEDENDEN
bilki bu kalp senin
ölesiye sevildin ÇÜNKÜ BİTANEM
ben etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ben etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Kasım 2007 Cuma
yanmakta güzeldir bazen
sen gelince;
silkiniyor,titriyor ve kendine geliyor şehir..
Gün ortası oluyor gece yarısı..
Sen gelince gidiyor yalnızlığım,umutsuzluk terk ediyor yüreğimi..
İçimi kaplıyor çocuksu bir sevinç..
Sokağımın adı “Mutluluk “ oluyor..
sen gülünce;
gülüyor şehir..
Tüm sevinçleri kucaklayıp bana armağan ediyor..
Dağılıveriyor hüzünlü bulutlar bir çırpıda..
Derin bir huzur kaplıyor sokakları ..
Ve hareketleniyor yüreğim uçacakmışçasına..
Utanıyor şehrin asık yüzü sana bakıp..
Tebessümler art arda diziliyor dudaklarımda..
Sen gülünce;ben de gülüyorum...
sen konusunca;
susuyor,Çıtı çıkmıyor hüzünlerin..
Koşar adım uzaklaşıyor ulaşılmaz hayallerim..
Susuyor vadesi dolmuş suskunluğum sen konuşurken..
Sözlerine sarılarak uyuyorum,sessizliğin yerine..
sen susunca;
susuyor tüm şehir..
Gel-gitlerim bitmiyor kendi içimde..
Gidiyorum ama gelemiyorum..
Sen susunca..sesler susuyor,ben susuyorum...
Bu koca şehir susuyor...
Susuyoruz,susmalara lanet ederek..
sen gidince;
benden gidiyor şehir..
Güneşini sırtına sarıp kayboluyor umutlarım ufukta..
Yollarım, yollarına düşüyor peşin sıra..
Gölgen görülmez oluyor saçlarımda..
Ve ben öylece kalakalıyorum koca bir boşlukta..
Tıpkı annesinin elini bırakıp kaybolmuş bir çocuk gibi..
Öksüz ve yetim..
Sen Gelince...
Sen Gülünce...
Sen konuşunca...
Sen susunca...
Sen gidince...
Vazgeçemiyorum iki nokta arasındaki gel-gitlerden..
Ya gel..
Ya git..
Yanıyor bu şehir içimdeki yangınımla..
Söndürmek mi? Ne çare..
Yanmakta Güzeldir Bazen..
Yakan Değerliyse...
silkiniyor,titriyor ve kendine geliyor şehir..
Gün ortası oluyor gece yarısı..
Sen gelince gidiyor yalnızlığım,umutsuzluk terk ediyor yüreğimi..
İçimi kaplıyor çocuksu bir sevinç..
Sokağımın adı “Mutluluk “ oluyor..
sen gülünce;
gülüyor şehir..
Tüm sevinçleri kucaklayıp bana armağan ediyor..
Dağılıveriyor hüzünlü bulutlar bir çırpıda..
Derin bir huzur kaplıyor sokakları ..
Ve hareketleniyor yüreğim uçacakmışçasına..
Utanıyor şehrin asık yüzü sana bakıp..
Tebessümler art arda diziliyor dudaklarımda..
Sen gülünce;ben de gülüyorum...
sen konusunca;
susuyor,Çıtı çıkmıyor hüzünlerin..
Koşar adım uzaklaşıyor ulaşılmaz hayallerim..
Susuyor vadesi dolmuş suskunluğum sen konuşurken..
Sözlerine sarılarak uyuyorum,sessizliğin yerine..
sen susunca;
susuyor tüm şehir..
Gel-gitlerim bitmiyor kendi içimde..
Gidiyorum ama gelemiyorum..
Sen susunca..sesler susuyor,ben susuyorum...
Bu koca şehir susuyor...
Susuyoruz,susmalara lanet ederek..
sen gidince;
benden gidiyor şehir..
Güneşini sırtına sarıp kayboluyor umutlarım ufukta..
Yollarım, yollarına düşüyor peşin sıra..
Gölgen görülmez oluyor saçlarımda..
Ve ben öylece kalakalıyorum koca bir boşlukta..
Tıpkı annesinin elini bırakıp kaybolmuş bir çocuk gibi..
Öksüz ve yetim..
Sen Gelince...
Sen Gülünce...
Sen konuşunca...
Sen susunca...
Sen gidince...
Vazgeçemiyorum iki nokta arasındaki gel-gitlerden..
Ya gel..
Ya git..
Yanıyor bu şehir içimdeki yangınımla..
Söndürmek mi? Ne çare..
Yanmakta Güzeldir Bazen..
Yakan Değerliyse...
Sırf Ayaklarına Batmasın Diye..
En çok senin yanında üşürdüm..
Sen beni her zaman üşütürdün de
haddimi aştığım zamanlarda
sana yaklaşmayı denediğim zamanlarda yani;
en acımasız soğuğunu çarpardın üstüme..
Çok toydum..
Dayanamazdım..
Buz kesilirdim ve son bir vuruşla;
Paramparça etmeyi de ihmal etmezdin
O buz kütlesini her seferinde..
Yine de ben toplardım yerlerden; kalbimin kırıklarını..
Suya benzerdin..
Musluktan damlardın mesela;
ben uykuya dalmadan hemen önce..
Ya da durup dururken
Bir salgın hastalık getirirdin uzaklardan;
Bana armağan ederdin..
Hiçbir şey yapmasan,
Ayakkabımın içine girerdin;
Tam da evden yeni çıkmışken ben..
Sen basbayağı suya benzerdin..
Ne zaman kötü hissetsen,
Kötü hissettirmek için
Yokuş aşağı akmaya başlardın bütün gücünle..
Tabii ki ben olurdum yokuşun altında..
Ve her zaman hazırdı savunman:
"Yokuş yukarı nasıl akacaktın?"
Ve tabii ki gövdemi parçalardın,
Sen benim gövdemi parçalardın da;
Yine de ben toplardım yerlerden kalbimin kırıklarını
Sen suya benzerdin ya,
Sensiz olmazdı..
Olduğu kadar da olmazdı..
Yani ben bir hiç kimseydim..
Ama yine de ben toplardım yerlerden kalbimin kırıklarını;
Sırf ayaklarına batmasın diye..
Sen beni her zaman üşütürdün de
haddimi aştığım zamanlarda
sana yaklaşmayı denediğim zamanlarda yani;
en acımasız soğuğunu çarpardın üstüme..
Çok toydum..
Dayanamazdım..
Buz kesilirdim ve son bir vuruşla;
Paramparça etmeyi de ihmal etmezdin
O buz kütlesini her seferinde..
Yine de ben toplardım yerlerden; kalbimin kırıklarını..
Suya benzerdin..
Musluktan damlardın mesela;
ben uykuya dalmadan hemen önce..
Ya da durup dururken
Bir salgın hastalık getirirdin uzaklardan;
Bana armağan ederdin..
Hiçbir şey yapmasan,
Ayakkabımın içine girerdin;
Tam da evden yeni çıkmışken ben..
Sen basbayağı suya benzerdin..
Ne zaman kötü hissetsen,
Kötü hissettirmek için
Yokuş aşağı akmaya başlardın bütün gücünle..
Tabii ki ben olurdum yokuşun altında..
Ve her zaman hazırdı savunman:
"Yokuş yukarı nasıl akacaktın?"
Ve tabii ki gövdemi parçalardın,
Sen benim gövdemi parçalardın da;
Yine de ben toplardım yerlerden kalbimin kırıklarını
Sen suya benzerdin ya,
Sensiz olmazdı..
Olduğu kadar da olmazdı..
Yani ben bir hiç kimseydim..
Ama yine de ben toplardım yerlerden kalbimin kırıklarını;
Sırf ayaklarına batmasın diye..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
