Kellik, vücut yapısı gibi birçok fiziki özellik, ciddi rahatsızlıkların habercisi olabilir...
İngiliz Daily Mail gazetesi, bugüne kadar yapılan bilimsel araştırmalara dayanarak, çeşitli fiziksel özelliklerin işaret ettiği hastalıkları listeledi. Gazete, kellik, vücut yapısı, göz rengi gibi birçok özelliğin bazı rahatsızlıklara yakalanma riskinin yüksek olduğunu gösterdiğini yazdı.
Açık renk gözler: Mavi, yeşil ya da gri gözlü insanların gözlerinde melonom oluşma ihtimali daha yüksek. Koyu renk gözlerde, daha bol olan melanin pigmenti koruma sağlıyor. Açık renk gözlülerde, körlüğe yol açabilen "yaşa bağlı maküler dejenerasyon" hastalığı da daha sık görülüyor.
Küçük ayaklar: Küçük ayaklı kadınlar doğum sırasında daha sık sorunla karşılaşıyor. Kadınlarda küçük ayakların, leğenkemiğinin dar olduğuna işaret ettiği, dar leğenkemiğinin de doğumu zorlaştırdığı belirtiliyor.
Kellik: Prostat kanseri ve kalp hastalıkları riskinin yüksek olduğunu gösteriyor. Saçları tepeden seyrelen erkeklerin, alın kısmından kelleşen erkeklere oranla prostat kanserine yakalanma riskinin iki kat fazla olduğu belirlendi. Kalp hastalıkları riski de alın kısmından kelleşmeye başlayan erkeklerde yüzde 9, tepeden kelleşenlerde yüzde 23, tamamen kel olanlarda ise yüzde 36 daha fazla.
Kısa bacaklar: Kalp hastalıkları riskini artırıyor. Doğumdan ergenlik çağına kadar yeterince sağlıklı beslenmeyen insanlar genellikle daha kısa bacaklı olurken, bu dönemdeki beslenme şekli kemik gelişimi ve kalp sağlığı üzerinde de rol oynuyor.
Uzun parmaklar: Boylarına oranla uzun parmaklı olan erkekler depresyona girmeye daha yatkın oluyor. Bu durumun, ana rahmindeyken üretilen testosteron seviyesiyle ilgili olduğu sanılıyor. Fazla testosteron, sinir sistemini etkileyerek depresyon ihtimalini artırıyor, aynı zamanda parmakların gelişimini de etkiliyor.
Geniş, yuvarlak yüz: Uyku apnesine yakalanma ihtimalinin fazla olduğunu gösteriyor. Geniş, kısa bir kafaya sahip olanların hava kanallarının da kısa olduğu ve bu durumun uyurken nefesin kesilmesine yol açtığı belirtiliyor.
Buruşuk kulak memesi: Kulak memelerinde çapraz şekilde buruşukluk olanların kalp hastalıklarına yakalanma riski daha yüksek oluyor. Ana rahminde yetersiz beslenmenin kulak memesinde bu şekilde buruşukluk oluşmasına yol açtığı tahmin ediliyor.
Asimetrik eller: Sperm sayısının düşük olduğunu gösteriyor. Elleri simetrik olan ve yüzük parmakları uzun olan erkeklerin baba olma ihtimali daha fazla. İngiltere'de yapılan bir araştırmada, sperm sayısı en az olan erkeklerin en asimetrik ellere sahip olduğu görüldü.
Uzun boy: Uzun boylu kadınların meme kanserine yakalanma ihtimali daha yüksek oluyor. Hollanda'da yapılan bir araştırmaya göre, menopoz sonrası kadınlarda normal boyun üzerindeki her 5 cm'de meme kanseri riski de yüzde 7 oranında artıyor. Böylece normal boydan 10 cm uzun olan bir kadının meme kanserine yakalanma riski de yüzde 14 oluyor. Araştırmacılar bu durumu, uzun boylu kadınların ergenlik dönemine daha erken girmesiyle ilişkilendiriyor. Bu da kanserle bağlantısı olan seks ve büyüme hormonundan kaynaklanıyor.
olabilir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
olabilir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Aralık 2007 Perşembe
4 Aralık 2007 Salı
Aşerilen her şeyi yemek zararlı olabilir
Ege Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ümran Sevil ve Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Ayten Taşpınar tarafından, evli 400 kadınla gerçekleştirilen araştırma, hamilelerde görülen aşermede de geleneksel inançların etkili olduğunu ortaya koydu.
Katılımcılardan 220´si, "gebenin canı ne isterse alınıp yedirilmesi gerektiğini ve bunun sevap olduğunu" söyledi. Ayrıca kadınlar, "arzulanan yiyeceklere göre de çocuğun değişik özelliklere sahip olacağını" belirttiler. Bunlar arasında "tatlıya aşeren oğlan, ekşiye aşeren kız doğurur" ve "patates aşerenin çocuğu kötürüm", "balık eti yenirse çocuğun ağzı açık ya da vücudu kemiksiz", "ayvaya aşerenin çocuğunun zeki" olacağı gibi inanışlar ilk sıralarda yer aldı.
Her istediğini yemeli mi?
Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Doç. Dr. Sevil, hamile kadınlarda bazı besin ve besin dışı maddelere karşı dayanılmaz bir istek meydana geldiğini, bunun da psikolojik nedenlerden ya da temelde vücudun gereksindiği maddelere karşı bir belirti olarak ortaya çıktığını söyledi. Doç. Dr. Sevil, "Aşerme, tatlı ve ekşi yiyeceklere karşı olabileceği gibi kireç, toprak, kibrit, diş macunu ve nişasta gibi birbiriyle ilgisiz madde isteği de ortaya çıkabiliyor. Bu tür maddelerin yenilmesinin sağlık açısından tehlikeli olabileceği unutulmamalı. Gebenin canının istediği her şeyi değil, sağlığa zararlı olmayan maddeleri yemesine izin verilmeli" dedi.
Araştırma sonuçlarının, sağlık hizmetinde çalışanların, kültürün sağlık üzerine etkilerini göz önüne alarak, hizmet götürdükleri bölgenin geleneksel inanç ve uygulamalarını belirlemelerinin ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha gösterdiğini vurgulayan Doç. Dr. Sevil, şunları kaydetti: "Bu doğrultuda, toplumun kültürel ve değer yargılarına karşı tavır almadan ılımlı bir yaklaşımla iyi ilişkiler kurulmalıdır. Kadınlarla daha iyi iletişim kurulabilmesi ve çağdaş sağlık bilgilerinin daha kolay kabul görmesi bakımından, kadınların anne-çocuk sağlığını olumsuz yönde etkilemeyecek türden geleneksel uygulamalarına saygı gösterilmelidir."
Katılımcılardan 220´si, "gebenin canı ne isterse alınıp yedirilmesi gerektiğini ve bunun sevap olduğunu" söyledi. Ayrıca kadınlar, "arzulanan yiyeceklere göre de çocuğun değişik özelliklere sahip olacağını" belirttiler. Bunlar arasında "tatlıya aşeren oğlan, ekşiye aşeren kız doğurur" ve "patates aşerenin çocuğu kötürüm", "balık eti yenirse çocuğun ağzı açık ya da vücudu kemiksiz", "ayvaya aşerenin çocuğunun zeki" olacağı gibi inanışlar ilk sıralarda yer aldı.
Her istediğini yemeli mi?
Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Doç. Dr. Sevil, hamile kadınlarda bazı besin ve besin dışı maddelere karşı dayanılmaz bir istek meydana geldiğini, bunun da psikolojik nedenlerden ya da temelde vücudun gereksindiği maddelere karşı bir belirti olarak ortaya çıktığını söyledi. Doç. Dr. Sevil, "Aşerme, tatlı ve ekşi yiyeceklere karşı olabileceği gibi kireç, toprak, kibrit, diş macunu ve nişasta gibi birbiriyle ilgisiz madde isteği de ortaya çıkabiliyor. Bu tür maddelerin yenilmesinin sağlık açısından tehlikeli olabileceği unutulmamalı. Gebenin canının istediği her şeyi değil, sağlığa zararlı olmayan maddeleri yemesine izin verilmeli" dedi.
Araştırma sonuçlarının, sağlık hizmetinde çalışanların, kültürün sağlık üzerine etkilerini göz önüne alarak, hizmet götürdükleri bölgenin geleneksel inanç ve uygulamalarını belirlemelerinin ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha gösterdiğini vurgulayan Doç. Dr. Sevil, şunları kaydetti: "Bu doğrultuda, toplumun kültürel ve değer yargılarına karşı tavır almadan ılımlı bir yaklaşımla iyi ilişkiler kurulmalıdır. Kadınlarla daha iyi iletişim kurulabilmesi ve çağdaş sağlık bilgilerinin daha kolay kabul görmesi bakımından, kadınların anne-çocuk sağlığını olumsuz yönde etkilemeyecek türden geleneksel uygulamalarına saygı gösterilmelidir."
3 Aralık 2007 Pazartesi
Ses çıkaran oyuncak tehlikeli olabilir
İngiltere'de yapılan bir araştırma, ses çıkaran oyuncakların çocukların kulakları için tehdit oluşturabildiğini duğunu ortaya koydu.
KULAĞA YAKIN TUTULMAMALI
Londra Kulak Enstitüsünde yapılan araştırmanın sonuçlarına göre; ses çıkaran birçok oyuncak uzun süre kullanıldığında veya kulağa yakın tutulduğunda çocuklarda duyma kaybına yol açabiliyor. Araştırmada 3 ile 15 yaş arasındaki cocuklar için üretilen en popüler 15 oyuncak incelemeye alındı.
Yapılan araştırmada bu oyuncakların birçoğunun 85 decibel sınırını aştığı belirlendi. Bilimadamları, 85 decibel sınırını aşan oyuncakların uzun süre kullanıldığında veya kulağa çok yakın tutulduğunda kalıcı sağırlığa bile yol açabileceğini söylüyor.
KULAĞA YAKIN TUTULMAMALI
Londra Kulak Enstitüsünde yapılan araştırmanın sonuçlarına göre; ses çıkaran birçok oyuncak uzun süre kullanıldığında veya kulağa yakın tutulduğunda çocuklarda duyma kaybına yol açabiliyor. Araştırmada 3 ile 15 yaş arasındaki cocuklar için üretilen en popüler 15 oyuncak incelemeye alındı.
Yapılan araştırmada bu oyuncakların birçoğunun 85 decibel sınırını aştığı belirlendi. Bilimadamları, 85 decibel sınırını aşan oyuncakların uzun süre kullanıldığında veya kulağa çok yakın tutulduğunda kalıcı sağırlığa bile yol açabileceğini söylüyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
