Çocuklarda görülen; yineleyici, istem dışı, amaca yönelik olmayan, ancak baskılanabilen göz kırpma, burun çekme, boğazını temizleme gibi garip hareket ve ses çıkarmalar, tik olarak adlandırılır.
Ses çıkarma şeklindeki tikler diğer vücut hareketleri ile ilgili tiklerle birlikte görülürse Tourette Sendromu adı verilen özel bir durumdan bahsedilir. Ses çıkarma şeklindeki tikler; boğaz temizleme, ses çıkarmadan konu dışı belirli sözcükleri ya da deyişleri yineleme, açık saçık sözcükler kullanma, küfür etme ve kendi söylediklerini, duyduğu son sesi ve cümleyi yinelemesi şeklinde ortaya çıkar.
Neden çocuklar?
Nedeni tam olarak anlaşılamamış olmakla birlikte tiklerin oluşmasında genetik ve çevresel etkenlerin rol oynadığı düşünülmektedir. Beyin kimyasallarından (nörotransmitter) biri olan dopaminin anormal metabolizmasından kaynaklandığına dair dikkate değer kanıtlar bulunmuştur. Tik belirtileri genellikle gerginlik veren bir olay sonrasında artar. Aile ve çevre tarafından yapılan uyarılar ile cezalandırmalar tiklerde artışa neden olabilir. Tiklerin genetik özelliği belirgin olup, yakın akrabalarında tikler olan çocuklarda daha sık rastlanır.
Bazıları kalıcı olabilir!
Tikler geçici ya da kalıcı olabilir. Geçici olarak niteleyebileceğimiz tikler, çeşitli beden bölgelerinde ortaya çıkar ve bir yıldan kısa bir sürede kaybolur. Bu bozukluk, çocuklar arasında oldukça yaygındır. Sağlıklı çocukların %12-14'ünde, daha sık, 3-10 yaşları arasında görülür. Eğer bir çocukta bu davranışlar bir yıldan fazla sürerse buna uzun süren tik bozukluğu adı verilmektedir. Çocuklarda görülen tiklerin büyük bir kısmı erişkin yaşa gelmeden kaybolur, ancak bir kısmında erişkin dönemde de kalıcı olabilir.
Ebeveynler ne yapmalı?
Tiklerin yerleşmesinde anne, baba ya da öğretmen gibi, çocukların iletişimde olduğu kişilerin rolü önemlidir. Çünkü yetişkinler, çocukta ortaya çıkan tikler nedeniyle kaygılanmakta, çocuğun her davranışını kontrol etmeye çalışmaktadır. Yetişkinlerin, çocukları sürekli uyararak kendilerini kontrol etmelerini istemeleri, iki şekilde etkili olarak çocuklarda tiklerin yerleşmesine yol açmaktadır. Anne babanın kaygısı nedeniyle çocuk davranışlarını kontrol etmeye çalışır sonuçta da, yaşadığı gerginlik tiklerin daha çok ortaya çıkmasına neden olur. Bu nedenle tikleri söndürme ve yok etmede, aile öğretmen işbirliği önemlidir. Öğretmenin bilgilendirilmesiyle sınıfta çocuk için daha olumlu ve destekleyici bir çevre sağlanabilir. Öğretmen tarafından çocuğun tikleri nedeniyle sürekli azarlanması okuldan uzaklaşmasına neden olabilir. Öğretmenin bilgilendirilmesi de, tik davranışlarına olumlu yaklaşmasının sağlanması çok önemlidir.
istem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
istem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Aralık 2007 Pazartesi
2 Aralık 2007 Pazar
Evliliğin İlk Gecesi
Ülkemizde erkeğin kadını, kadının erkeği tanıması genellikle,
evliliğin ilk gecesinde olur. Her iki cins de ilk geceye yüklü bir heyecan potansiyeli ile girerler.
Kolay değildir bu. Bir yanda büyük bir aşk ve o günün yorgunluğu, öte yanda,
bu konudaki bilgisizlik ve çoğu yörelerde kapıda bekleyenler...
İlk gecenin serüveni ya da birlikteliğin gelecekteki bütünlüğü,
ilk gece odaya adımınızı atar atmaz başlar.
Evliliğin ilk gecesi, hangi koşulda olursa olsun iki taraf için de yüklü bir heyecan potansiyeli altında geçer.
Kimi yörelerde bu heyecanın azalması için, erkekler içeri yumruklanarak sokulur.
Kimi yörelerde ise dualarla, metafizik güçten yardım beklenir.
Kimilerinde ise, alkol ya da ilaç devreye girer.
Herhangi bir cinsel ilişkide heyecan, bilgisizlik, güvensizlik ve korku varsa,
cinsel performans düşer, yani başarısızlık kapıdadır. Bu da çiftlerde paniğe neden olur.
Hepimiz çocukluğumuzdan başlayarak çıplaklığa karşı büyük bir baskı ile yetiştiriliriz.
Her ne kadar eşimiz, sevdiğimiz kişi de olsa, bilinç altımızda varolan bu baskı ve de utanmadan,
kızlar ne kadar tedirgin olurlarsa, aynı oranda erkekler de tedirgin olurlar.
Bu tür korku ve baskılardan kadınların çoğu, evliliklerinin daha sonraki yıllarında bile,
loş ışıkta, dahası karanlıkta birleşmeyi yeğlerler.
İlk gecenin sihirli anahtarı erkeklerin elindedir ve onların sakin olma durumuna bağlıdır.
Genç kızımız, romantik benzetme ile, narin bir kuş gibi heyecanlı ve titreyiş içindedir.
O gece hakkındaki kuşkuları güvensizliği ve de korkuları vardır. Erkeklere gelince; onların işi de zordur.
Çünkü kadınlar yatağa uzandıklarında, cinsel birleşmenin koşulları oluşmuş demektir.
Ama erkeklerde ereksiyon dediğimiz, yani penisin sertleşmesi olayı sorun yaratabilir.
Çünkü bu mekanizma, istem dışı çalışır. Beyinden gelen bir uyarı,
bu mekanizmayı ateşleyici rol oynar ama, olayın gerçekleşmesi çok daha karmaşık koşullara bağlıdır.
Heyecan, buna bağlı ereksiyon sorunu yanında, erken boşalma,
kızlık zarının erkeğe yansıyan korkuları gibi tüm ayrıntılar, erkeği olumsuz etkiler.
evliliğin ilk gecesinde olur. Her iki cins de ilk geceye yüklü bir heyecan potansiyeli ile girerler.
Kolay değildir bu. Bir yanda büyük bir aşk ve o günün yorgunluğu, öte yanda,
bu konudaki bilgisizlik ve çoğu yörelerde kapıda bekleyenler...
İlk gecenin serüveni ya da birlikteliğin gelecekteki bütünlüğü,
ilk gece odaya adımınızı atar atmaz başlar.
Evliliğin ilk gecesi, hangi koşulda olursa olsun iki taraf için de yüklü bir heyecan potansiyeli altında geçer.
Kimi yörelerde bu heyecanın azalması için, erkekler içeri yumruklanarak sokulur.
Kimi yörelerde ise dualarla, metafizik güçten yardım beklenir.
Kimilerinde ise, alkol ya da ilaç devreye girer.
Herhangi bir cinsel ilişkide heyecan, bilgisizlik, güvensizlik ve korku varsa,
cinsel performans düşer, yani başarısızlık kapıdadır. Bu da çiftlerde paniğe neden olur.
Hepimiz çocukluğumuzdan başlayarak çıplaklığa karşı büyük bir baskı ile yetiştiriliriz.
Her ne kadar eşimiz, sevdiğimiz kişi de olsa, bilinç altımızda varolan bu baskı ve de utanmadan,
kızlar ne kadar tedirgin olurlarsa, aynı oranda erkekler de tedirgin olurlar.
Bu tür korku ve baskılardan kadınların çoğu, evliliklerinin daha sonraki yıllarında bile,
loş ışıkta, dahası karanlıkta birleşmeyi yeğlerler.
İlk gecenin sihirli anahtarı erkeklerin elindedir ve onların sakin olma durumuna bağlıdır.
Genç kızımız, romantik benzetme ile, narin bir kuş gibi heyecanlı ve titreyiş içindedir.
O gece hakkındaki kuşkuları güvensizliği ve de korkuları vardır. Erkeklere gelince; onların işi de zordur.
Çünkü kadınlar yatağa uzandıklarında, cinsel birleşmenin koşulları oluşmuş demektir.
Ama erkeklerde ereksiyon dediğimiz, yani penisin sertleşmesi olayı sorun yaratabilir.
Çünkü bu mekanizma, istem dışı çalışır. Beyinden gelen bir uyarı,
bu mekanizmayı ateşleyici rol oynar ama, olayın gerçekleşmesi çok daha karmaşık koşullara bağlıdır.
Heyecan, buna bağlı ereksiyon sorunu yanında, erken boşalma,
kızlık zarının erkeğe yansıyan korkuları gibi tüm ayrıntılar, erkeği olumsuz etkiler.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
