Evliliğin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Evliliğin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Aralık 2007 Pazartesi

Mutlu evliliğin sırları (buketforum)

Evlilik, cinselliğe izin veren, cinselliği keyfince yaşamayı meşrulaştıran, bazı çiftler için ise mecburlaştıran bir kurum. Cinselliği haz olarak görebilen bireyler için tabu azaldığından cinsellik daha keyifli hale geliyor. Bakırköy Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Cinsel İşlev Bozuklukları Birimi'nden Uzm. Dr. Ceyda Güvenç, cinselliği zorunluluk olarak görenlerde evliliği bozmamak adına bunun görev halini aldığını belirterek, "Cinsel sorun olduğunu iki taraf da kabullendiğinde çözüm arayışı başlar" diyor.
Evli çiftlerin sıklıkla yaşadıkları cinsel sorunlar neler?
Cinsel sorun birleşmeyi engelleyecek boyutta ise çözüm arayışı acilen başlıyor. Erkekte birleşmeyi engelleyecek derecede erken boşalma ya da sertleşme sorunu, kadında da vajinismustan bahsediyorum. Bunun dışındaki cinsel problemler erteleniyor. Cinsellik öğrenilebilen bir davranış olduğundan çiftlerin cinsel olarak da tanışmaları ve anlaşmalarıyla zaman içinde bir kısmı çözümlenebiliyor. Sorunlar çözülemezse sorunlara alışıp kanıksanabiliyor. Burada çiftin neyi sorun olarak gördüğü ya da görebildiği önemli. Cinsellikle ilgili bilgimiz o kadar az, az olan da o kadar yanlış kaynaklardan edinilmiş ki. Evliliğin 10. yılında kadınların da orgazm olduğunu fark eden kadınlar kadar yıllar sonra eşinin erken boşaldığının farkına varan eşler var. Bazen erkek karısının porno filmlerdeki gibi çığlık atmadığından yakınabiliyor. Karşılanamayan yüksek ve asılsız beklentiler de birer sorun gibi algılanabiliyor.
Evlilikte sorunlar genelde kadından mı yoksa erkekten mi kaynaklı?
Çiftlerin yakınmasını dinlerseniz, kadınlardan kaynaklı olduğunu düşünürsünüz, ancak klinik değerlendirme yapılan çiftlerde eşit gibi görünüyor. Öyle ya erkek erken boşalıyorsa ne yapsın eşini çok arzuluyordur. Sertleşme problemi varsa karısı uyaramıyordur. "Kadın gibi kadın olsa cilve yapsa" sorun olmayacaktır! Aslında cinsel sorunlar çiftin sorunu gibi algılanmalı, evlilikte de cinsellikte de 'ilişki hasta'dır.
İyi gitmeyen bir cinsel yaşantı evliliğe ne kadar zarar verebilir?
Sorunu iki taraf da kabullenirse çözüm arayışı başlayacaktır. Evliliklerde ilişki sorunu yoğun değilse cinsel soruna daha kolay çözüm getirilebilir. Ama çoğunlukla evliliklerde var olan 'cinselliği konuşamama' hali cinsel sorunların da başka alanlara yansıtılıp çatışmaların artmasına sebep olabilir ve bu durumda boşanmalar kolaylaşır. Tabii ki bireysel farklılıklar vardır. Biraz da evlilikten beklentilerle ilgilidir bu. Sorun yaşandığında suçlayıcı olmamak önemlidir.
Cinsel uyum nasıl sağlanabilir?
"Birbirini seven, iyi anlaşan çiftler cinsellikten çok keyif almayı da bilirler" demek gibi "Cinselliği iyi yaşayanlar çok iyi evlilik yürütürler" demek de yanlış. Ancak ilişki uyumluysa cinsel sorunlar çözülebilir, cinsel uyum sağlanabilir. Cinsellikte anormallik kavramı yoktur. İki taraf isterse her şey doğru ve keyiflidir. Cinsellikle ilgili beklentileri anlamak, ortak alanlarda buluşmak emek ve zaman isteyebilir. Bazen evlilikte cinsellik, birlikte öğrenme sürecidir.
Çatışmalar cinselliği nasıl etkiliyor?
Çoğunlukla çözümlenemeyen çatışmalar cinselliği olumsuz yönde etkiler. Ama tersi de geçerli. Kimi zaman cinsellikte yaşanan sorun da çatışmaların açık ya da gizli sebebidir. Böylece kısırdöngü başlar. Danışmanlık sunarken cinsel sorunları evlilik sorunlarından ayrı tutarsak doğru bir yere ulaşamayız. Bazen çiftlerden biri cinsellikten geri çekilmeyi karşı tarafı cezalandırma yöntemi olarak görebilir. Aslında cinselliğini yok sayıyor, kendini cezalandırıyordur.

'Cinselliğin kuralı yok'
Evlilikte yatakların ayrılmaması gerektiği söylenir. Bu doğru mu?
Bir yastıkta kocama tarihe karıştı. Evlilikte keşke yataklar da gönüller de hiç ayrılmasa... İnsan cinselliğinin biyopsikososyal bir süreç olduğu söylenir. Yani biyolojik, psikolojik ve sosyal sorunlardan etkilendiği. Keşke olabilse, ama yatak odasını sorunlardan yalıtmayı çok az çift becerebilir.
Eşlerden birinin yaşanan cinsellikten memnun olmadığı nasıl anlaşılır?
Niye anlamaya çalışalım ki. Sorunun çoğu eşler arasında cinselliğin konuşulamamasından kaynaklanmıyor mu zaten? Tabularımızdan, ayıplarımız, utanmalarımızdan... Memnuniyetsizliği dile getirmek bir yana, cinsellikte neyden daha keyif alabileceğimizin peşine düşmeliyiz aslında. Cinsellik her ilişkiye özel ve kuralları yok; doğruları yanlışları da. Hazzın peşinde koşmak bazen talep etmeyi de gerektirir.
Evliliğin dönemlerine göre cinsellikte değişim olabiliyor mu?
Evlilikte çocukların doğumundan sonra, hatta gebelik döneminde de cinsel sorunlar artabiliyor. Klasik anlamdaki loğusalıktaki cinsel istek azalmasından söz etmiyorum. Erkek için eskiden çekici bulduğu göğüsler artık kutsal ve doyuran-besleyen oluyor. Eskiden seviştiği kadının anne olmasıyla, kendi annesiyle yaşanmış çatışmalar, 'yeni anne', 'eski eş'e yansıtılıyor.
Kadın erkeğin doğum sonrası uzaklaşmasını nasıl algılıyor?
"Kilo aldım, çirkinleştim, kocam beni çekici bulmuyor" tarzında değerlendirebiliyor.

* * * * *


Cinsel tatmin yoksa mutlu ilişki beklemeyin
Terapistin karşısında oturan kadın bir yandan evliliğindeki sorunlardan söz ederken diğer taraftan da cinsel hayatındaki mutsuzluğu dile getiriyordu. Dört yıllık evliydi ve bu süre içinde hiç orgazm olamadığından yakınıyordu. Son yıllarda cinsel isteği de azalmıştı. O da eşi de 32 yaşındaydı ve lise mezunuydular. Özel bir şirkette çalışıyorlardı.
Kadının hamileliliğinin ilk dönemlerinde eşinde de ereksiyon (sertleşme) sorunu görülmeye başlanmıştı. Cinsel sorunları dolayısıyla cinsel ilişki sıklıkları önemli ölçüde azalmış ayda veya iki ayda bire düşmüştü. Cinsel ilişki denemeleri iki tarafın da hayal kırıklığıyla sonlanıyordu. Erkek ereksiyonunu sürdürüp sürdüremeyeceği endişesiyle acele ediyor, eşinin cinsel birleşmeye hazır olmasını beklemeksizin bir an önce birleşmeye geçmek istiyor, bazen konsantrasyonunu ve ereksiyonunu yitiriyor, bazen da ereksiyonunu sürdürse bile kadın yine orgazm olamamanın hayal kırıklığını ve öfkesini yaşıyordu. Kadının memnuniyetsizliği ve şikâyetleri erkeğin başarısızlık korkusunu daha da artırıyor ve mevcut sorun ciddileşerek devam ediyordu.


Terapiye gitmek çözümün ilk adımı
Bir üroloğa gitmelerine, verilen ilacı kullanmalarına rağmen sorun çözülmedi. Erkek, tatmin duygsu yaşamıyor , ereksiyonu sürdürse bile eşi orgazm olamıyordu. Durumdan ilişkileri de etkilenmeye başlamış, gerginleşmişlerdi. Toleransları azalmıştı. Çabuk sinirleniyor, sık kavga ediyorlardı. Gittikleri kadın doğum hekimi rahatlatıcı ilaç önermiş, sonuç alınamayınca da cinsel tedavi konusunda deneyimli bir psikiyatra gitmelerini önermişti.
İlk terapide kadın daha önceleri orgazm taklidi yaptığını itiraf etti. Terapist çifte evde yapmaları için ödevler verdi. Bu arada cinsel iletişimi artırmaya çalışacaklar, buna dair cümleler kuracaklardı. Terapinin başlamasından birkaç hafta sonra kadın orgazm olduğunu mutlulukla dile getirdi. İlişkileri de düzelmiş, birbirlerine ilgi ve sevgileri artmıştı.



Kaynak:HATİCE YAŞAR (Arşivi)

Evliliğin anahtarı: Seks!(buketforum)

Mutlu evliliğin anahtarı sağlıklı bir cinsel hayata sahip olmaktan geçiyor, ancak sihirli kelime "anlayış"ı göz ardı etmemek kaydıyla...
Uzun ve sağlıklı bir evlilikte cinsel yaşamın rolü nedir?
Sağlıklı bir evlilik için beklentilerinizin gerçekçi olması gerekir.

Genellikle evliliklerden büyük beklentiler vardır. Eğer evlilik içindeki gerçeklikler bu beklentilerle uyuşmazsa, eşlerden biri veya her ikisi hata yaptığını düşünebilir. İyi bir evlilik romantik mi olmalı? Bütün ilişkilerin inişleri ve çıkışları olabilir. Bazen evlilikteki zorluklar romantik duyguların üzerini örtebilir. Bütün çiftlerin aşkı hissettikleri ve hissetmedikleri zamanlar vardır. Ama aşkı hissetmemek, onun orada olmadığı anlamına gelmez. Evlenilen kişinin bir başkasını mutlu etmek için ne gücü, ne de yeteneği yeterli olur.

Mutluluk kişinin içinden gelir. Evlilik ilişkisinin, kişinin mutluluğu ve kendisini iyi hissetmesi için yardımcı ya da destekleyici rolü bulunur, ancak mutluluğun esas kaynağı değildir.

Sevgi bütün sorunların üstesinden gelebilir mi?

Evliliğin daima ilgiye ihtiyacı vardır. Eşler birbirlerinin ihtiyaçlarına ve beklentilerine tutarlı bir şekilde yaklaşır ve ilişki içerisindeki değişikliklere adapte olabilirlerse, o zaman aşk ve sevgi süreklilik kazanır ve sorunlar daha kolay aşılır. Daha sağlıklı bir cinsel birliktelik de o zaman ortaya çıkar. Bir eşin ne kadar zeki veya güçlü kişisel özellikleri olursa olsun, eşinin beyninden geçenleri okuyabilmek gibi bir yeteneği olamaz. Duygusal, fiziksel, sosyal ve finansal ihtiyaç ve beklentilerin açık bir şekilde sözel olarak iletilmesi gerekir.

Evlilikteki çatışmalar sevginin az olduğunu mu gösterir?

Evlilikte çatışmalar ve kargaşalar kaçınılmazdır, ancak bu çatışmalar evliliğe zarar vermek zorunda değil. Eşlerin geçmişlerine, büyüdükleri ortamlara ve yaşadıkları olaylara bağlı olarak farklı görüş açıları ve farklı duyguları olabilir. Ancak bu farklılıklar bir eşin doğru, diğerinin yanlış olduğu anlamına gelmez. Sadece eşlerin birbirinden farklı düşünce ve duygulara sahip oldukları anlamına gelir. Çatışmalar, eğer uygun bir şekilde çözülürse, ilişki için sağlıklı bile olabilir. Çünkü eşler birbirlerinden yeni fikirler ve yeni bakış açıları öğrenebilir. Önemli olan; iki farklı insanın uyum içinde birlikte yaşayabilmesi.


alıntıdır

2 Aralık 2007 Pazar

Evliliğin İlk Gecesi

Ülkemizde erkeğin kadını, kadının erkeği tanıması genellikle,
evliliğin ilk gecesinde olur. Her iki cins de ilk geceye yüklü bir heyecan potansiyeli ile girerler.
Kolay değildir bu. Bir yanda büyük bir aşk ve o günün yorgunluğu, öte yanda,
bu konudaki bilgisizlik ve çoğu yörelerde kapıda bekleyenler...

İlk gecenin serüveni ya da birlikteliğin gelecekteki bütünlüğü,
ilk gece odaya adımınızı atar atmaz başlar.

Evliliğin ilk gecesi, hangi koşulda olursa olsun iki taraf için de yüklü bir heyecan potansiyeli altında geçer.
Kimi yörelerde bu heyecanın azalması için, erkekler içeri yumruklanarak sokulur.
Kimi yörelerde ise dualarla, metafizik güçten yardım beklenir.
Kimilerinde ise, alkol ya da ilaç devreye girer.

Herhangi bir cinsel ilişkide heyecan, bilgisizlik, güvensizlik ve korku varsa,
cinsel performans düşer, yani başarısızlık kapıdadır. Bu da çiftlerde paniğe neden olur.

Hepimiz çocukluğumuzdan başlayarak çıplaklığa karşı büyük bir baskı ile yetiştiriliriz.
Her ne kadar eşimiz, sevdiğimiz kişi de olsa, bilinç altımızda varolan bu baskı ve de utanmadan,
kızlar ne kadar tedirgin olurlarsa, aynı oranda erkekler de tedirgin olurlar.
Bu tür korku ve baskılardan kadınların çoğu, evliliklerinin daha sonraki yıllarında bile,
loş ışıkta, dahası karanlıkta birleşmeyi yeğlerler.

İlk gecenin sihirli anahtarı erkeklerin elindedir ve onların sakin olma durumuna bağlıdır.
Genç kızımız, romantik benzetme ile, narin bir kuş gibi heyecanlı ve titreyiş içindedir.
O gece hakkındaki kuşkuları güvensizliği ve de korkuları vardır. Erkeklere gelince; onların işi de zordur.
Çünkü kadınlar yatağa uzandıklarında, cinsel birleşmenin koşulları oluşmuş demektir.
Ama erkeklerde ereksiyon dediğimiz, yani penisin sertleşmesi olayı sorun yaratabilir.
Çünkü bu mekanizma, istem dışı çalışır. Beyinden gelen bir uyarı,
bu mekanizmayı ateşleyici rol oynar ama, olayın gerçekleşmesi çok daha karmaşık koşullara bağlıdır.

Heyecan, buna bağlı ereksiyon sorunu yanında, erken boşalma,
kızlık zarının erkeğe yansıyan korkuları gibi tüm ayrıntılar, erkeği olumsuz etkiler.