mı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Aralık 2007 Perşembe

Cömertlik kalıtımsal mı?

Cömertlik doğuştan mı yoksa katıtımsal mı? Araştırm sonucu şaşırttı.
İsrailli bilim adamları ve Kudüs Yahudi Üniversitesi Psikoloji Bölümünden araştırmacılar, 203 kişiye davranış testi uyguladı. Araştırma sonucunda, cömertliğin de kalıtımsal olduğu ortaya çıktı.

Her biri 12 dolara sahip bu kişilerden, paranın tamamını ya da bir kısmını adları saklı tutulmak koşuluyla bağışlama eğiliminde olan yarıya yakınının AVPR1 adı verilen gene ya da bu genin değişkenlerinden birine sahip olduğu belirlendi.

“Bildiğim kadarıyla ilk kez cömertlik ve DNA sarmalı arasında doğrudan bir ilişki bulunuyor” diyen Profesör Ariel Knafo, AVPR1’in beynin cömertlik davranışını güçlendiren bölümüne etki eden arjinin vasopressin hormonunun salgılanmasını sağladığını söyledi.

Araştırmanın sonuçları “Genes, Brain and Behaviour” (Genler, Beyin ve Davranış) dergisinin internet sayfasında yayımlandı.


Kaynak:AA

4 Aralık 2007 Salı

çocuğunuz televizyon bağımlısı mı ?

Televizyon bağımlısı mı?
Uzmanlara göre ebeveynler, çocukların günde 1-2 saatten fazla TV izlemesini engellemeli
ABD’de akademik bir dergi, çok fazla televizyon izleyen çocukların saldırgan eğilimler gösterdiğini, okuldaki başarılarının da düştüğünü ortaya koydu.

Televizyon seyretmenin, çocukların okulda elde ettiği başarıyı düşürdüğü ve davranışlarında saldırganlığa yol açtığına dair sonuçlara varan araştırmalar giderek artıyor.

“Pediatri ve Yetişkinler Arşivi” adlı derginin bu ayki sayısı da bu konuya ayrıldı. Dergide yayınlanan araştırmalara göre televizyon, çocuklarda obezite ve saldırganlığa yol açmasının yanında, akademik başarılarında da düşüşe sebep oluyor.

Örneğin odalarında televizyon bulunan çocuklar, kendine ait televizyonu olmayan çocuklara göre sınavlarda daha düşük performans sergiliyor. Buna kıyasla internet erişimi olan çocuklar, sınavlarda diğer yaşıtlarından daha başarılı oluyor.

Dergide yayınlanan diğer çalışmalar ise 3 yaşından önce düzenli olarak televizyon izleyen çocuklar ve yetişkinlerin, liseyi bitirme ve üniversiteye başlama olasılıklarının daha düşük olduğunu ortaya koydu.

Faydası da yok değil

Bilişsel gelişmeyi zayıflatan televizyonun faydaları da yok değil.

Uzmanlar, televizyonun kısa süreli hafızayı geliştirdiğini belirtiyor. Fakat uzmanlara göre televizyonun okuduğunu anlama ve matematik gibi alanlarda gerilemeye yol açtığı gerçeği, bu faydayı oldukça önemsiz bırakıyor.

ABD Pediatri Akademisi, bütün bu sonuçlar ışığında ebeveynleri, çocukların televizyon karşısında geçirdikleri zamanı günde 1-2 saatle sınırlandırmaları çağrısında bulundu

2 Aralık 2007 Pazar

Aşk bitince arkadaş kalınır mı? (buketforum)

Galiba en iyi arkadaşımı seviyorum! Onunla sevgili olmayı çok istiyorum, ama yanlış bir hareket yaparak arkadaşlığımızı mahvetmek istemiyorum. Ne yapmalıyım?’ En iyi arkadaşıyla sevgili olmak isteyenlere tavsiyeler...
En iyi arkadaşınızla sevgili olmak zordur çünkü kaybedecek de kazanacak da çok şey olabilir! Arkadaşlığınız ne kadar eğlenceliyse, bunu romantik bir ilişkiye çevirme isteğiniz de o kadar artacaktır.

Duyguların karşılıklı olmadığı, ilişkinin sürmediği takdirde kaybedecekleriniz ise arkadaşlığınızın değeriyle doğru rantılıdır. Eğer en iyi arkadaşınıza aşıksanız ve ilişkiniz iyi gitmezse, rahatlamak ve tavsiye almak için kimi arayacaksınız? Maalesef bu sefer en iyi arkadaşınızı arayamayacaksınız!

Yeni tanıştığınız bir insanla çıkarsanız ve işler yolunda gitmezse, o insanı bir daha görmeyerek sorunları çözebilirsiniz. Ama en iyi arkadaşınıza bunu yapamazsınız, çünkü o zaten yaşamınızın büyük bir parçasıdır.

En iyi arkadaşıyla sevgili olmak isteyenlere tavsiyeler:

Bu insanı çok iyi tanıdığınıza göre, daha önceki ilişkilerini de biliyorsunuzdur. Hoşlandığı insanlara karşı çekingen mi davranıyor? Hoşlandığı insanlara ne tür sinyaller veriyor? Size bu sinyalleri verip vermediğine dikkat edin. Böylece sizden hoşlanıp hoşlanmadığını önceden anlayabilirsiniz...

Eğer sizin onu sevdiğinizin farkında olduğunu biliyorsunuz. Ancak onun ne düşündüğünden emin değilsiniz. Ona birkaç ipucu verin, ancak direkt olarak düşüncelerinizi açıklamayın.

Böylece, onun size aşık olmaması durumunda daha az üzülürsünüz.

Diğer ilişkilerini izleyin.
Sevgilileriyle ilişkileri kısa süreli mi oluyor? Belki de en iyi arkadaşınız, sizin istediğiniz gibi uzun süreli bir ilişkiye hazır değildir. Unutmayın, yürümeyen ilişkiler hakkında bilgi sahibi olmak, böyle bir ilişkiye girmekten daha iyidir.

Eğer arkadaşınıza onu sevdiğinizi söylemeye karar verdiyseniz, arkadaşlığınızı kumar masasına yatırmış olduğunuzu unutmayın. Ya arkadaşlığınıza zarar vereceksiniz ya da çok iyi tanıdığınız bir sevgiliye sahip olacaksınız!

Kendinize şu soruyu sorun:
Hangisinden daha çok pişman olacaksınız? Arkadaşlığınızı kaybetmekten mi, onunla daha da yakın olabileceğinizi hiçbir zaman öğrenememekten mi?

Kocanız en iyi arkadaşınız mı?(buketforum)

Siz en yakın kız arkadaşınızla yaptığınız uzun telefon konuşmalarını, yeni açılan alışveriş merkezindeki mağazaları konu alan sohbetleri eşinizle de yapabilir misiniz? Tabii ki hayır...
Kocam arkadaşım mı?

Siz en yakın kız arkadaşınızla yaptığınız uzun telefon konuşmalarını, yeni açılan alışveriş merkezindeki mağazaları konu alan sohbetleri eşinizle de yapabilir misiniz? Tabii ki hayır, çünkü bu onunla asla aynı olmayacaktır. İkili ilişkilerde sınırlar en baştan çizilmiştir ve onları korumak gerekir. Zaten arkadaşlık aşkla uyuşamaz. Çoğu zaman çift, arkadaşlığı ayrılık merasimine saklar ve iki taraf da birbirine arkadaş kalma sözü vererek ayrılır. Tabii ki bu söz karşılıklı olarak en baştan unutulacağı bilinerek verilmiş bir sözdür. Özellikle kadınlar "Biz gerçekten arkadaşız, o benim en iyi arkadaşım" dediklerinde aslında tutku ve erotizmi bitmiş ilişkilerinden kaçmakta olduklarının farkına bile varmazlar. Artık baştan çıkarma, tartışma, barışma, bakışma ve sessizlikte tansiyon ve şefkat bitmiştir. Duygusal gel-gitler yerini bir göl kadar durgun olan arkadaşlığa bırakmıştır. Peki gerçekten bir kadın eşiyle arkadaş olamaz mı?

Uzmanlar "hayır" diyorlar

Evlilik danışmanları bunun pek mümkün olmadığını savunuyorlar. Çünkü aşkı paylaşan insanlar birbirlerine daha yakındırlar. Ve dostluk bu yakınlığı kaldırmayabilir. Aynı zamanda arkadaşlık, erotizmi sulandıran bir unsurdur. Demokratik ve yatay eksenli dinamiklere sahiptir; karşılıklı saygıya ve güvene dayanır. Yani erotizmin tam tersidir. O ise dikey dinamiklere, efendi-köle ilişkisine, dengesi sürekli değişen güç savaşlarına dayanır. Erotizm, sürekli baştan çıkarmadır. Karşınızda sizin için hep hazır olan biri varsa onunla oyun oynamaya devam etmek istemezsiniz öyle değil mi? Arkadaşlık ise onun orada olduğunu bilmek ve kendini güvende hissetmektir. İşte bu iki boyut birbiriyle asla uyuşmaz.
Erkeklerin sözünü ettiği arkadaşlık kavramı ise bundan farklıdır, bu "hayat arkadaşı" olmakla ilgilidir; iyi temellendirilmiş evliliklerde kadınların spontan olarak erkeklere sunduğu ve onların da içgüdüsel olarak kabul ettiği "samimiyet"tir. Bu içtenlik dış dünyaya kapalı olmalıdır. Bu nedenle bir çift arasındaki samimiyet ortamına giren bir üçüncü, onları asla anlayamaz, bu ona son derece tuhaf ve mantıksız gelir. Bu içtenlik bedensel ve sözel mesajlardan oluşur. Öpücükler, sarılmalar ve bakışlar göze görünür ya da şifreli olabilir ve sadece partner için anlamlıdır.

Bunlar, tarafların birbirine arzu dolu ve güven verici mesajlar yollamasını sağlar. Sözcükler de bu özel iliteşim dilinin bir parçasıdır. O banal ve komik cümleler çiftin kendi arasında dış dünyaya karşı sağlam ve sevgi dolu bir bağ oluşturmasını sağlar. İletişim, çift arasındaki birlik ve bütünlüğün güçlenmesini sağlayan en önemli etmendir.

İletişim dili

Sanıldığının aksine, iyi iletişim, gündelik hayattaki konuşma diliyle sağlanır. Aile hakkında tartışmak, ilginç bir film üstüne yorum yapmak ya da ortak bir arkadaşı çekiştirmek çifti yakınlaştırır. Bir çifti samimi kılan bir diğer unsur da mizahtır. Birlikte çocuklar gibi gülebilmek, her şeyi fazla ciddiye almayı bırakarak hayatla dalga geçmeyi bilmek, ilişkinin iyi yürümesi için önemlidir. Sonuç olarak partnerinizi yalnızca arkadaşınız gibi görerek onu küçümsemeyin çünkü o bundan çok daha fazlasını hak ediyor.

1 Aralık 2007 Cumartesi

SİZ HİÇ HAYALLERİNİZDEN SIFIR ALDINIZ MI ?

Bu öykü, çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışta koşarak atları terbiye etmeye çalışan gezgin bir at terbiyecisinin genç oğluna kadar uzanır. Babasının işi nedeniyle çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı.

Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi hocası.. Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazdı. Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlattı.

Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizdi. Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000 metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekledi.

Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev, tam kalbinin sesiydi.. İki gün sonra ödevi geri aldı.

Kağıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir "0" ve "Dersten sonra beni gör" uyarısı vardı. "Neden "0" aldım?" diye merakla sordu hocasına, çocuk. "Bu senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal" dedi, hocası.. "Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun.

Kaynağınız yok. At çiftliği kurmak büyük para gerektirir. Önce araziyi satın alman lazım. Damızlık hayvanlar da alman gerekiyor. Bunu başarman imkansız" ve ekledi:
"Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm."

Çocuk evine döndü ve uzun uzun düşündü. Babasına danıştı. "Oğlum" dedi babası "Bu konuda kararını kendin vermelisin. Bu senin hayatın için oldukça önemli bir seçim!." Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini hiçbir değişiklik yapmadan geri götürdü hocasına.. "Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin" dedi. "Ben de hayallerimi.."...



O orta 2 öğrencisi, bugün 200 dönümlük arazi üzerindeki 1000 metrekarelik evinde oturuyor. Yıllar önce yazdığı ödev şöminenin üzerinde çerçevelenmiş olarak asılı. Öykünün en can alıcı yanı şu: Aynı öğretmen, geçen yaz 30 öğrencisini bu çiftliğe kamp kurmaya getirdi. Çiftlikten ayrılırken eski öğrencisine "Bak" dedi, "Sana şimdi söyleyebilirim. Ben senin öğretmeninken, hayal hırsızıydım. O yıllarda öğrencilerimden pek çok hayal çaldım. Allah' tan ki, sen, hayalinden vazgeçmeyecek kadar inatçıydın."