dikkat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dikkat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Aralık 2007 Salı

Çocuğa ilaç içirirken dikkat edilmesi gereken kurallar !

Anne-babalar ilacı rahat içirmek için çocuğunun burnunu sıkıyor ya da kafasını geriye itiyor. Bu tür davranışlar ilacın çocuğun akciğerlerine kaçmasına sebep olabiliyor. İlaç içirmek için en etkili yöntemse, çocuğu sevdiği şeylerle ödüllendirmek. Uzmanlar, hatalı kullanılan ilaçların çocuklarda çok ciddi problemlere sebep olduğuna dikkat çekerek, çocukluk döneminde vitamin ve mineral desteği için yoğun şekilde ilaç kullanıldığını ancak bu konuda hassas olunması gerektiğini belirtiyor.
Eksik doz ilaç vermeyin
Uzmanlar, çocuklara yönelik ilaç kullanımında en çok görülen yanlışların fazla ya da eksik doz verilmesi, doz süresinin iyi ayarlanamaması, ilaçların başka ilaç ve maddelerle bilinçsiz şekilde karıştırılması olduğunu vurguluyor. Eş-dost tavsiyesiyle doktora danışmadan çocuklara kesinlikle ilaç verilmemesi gerektiğini belirten uzmanlar, ilacın önerildiği dozda ve zaman dilimlerinde, sıvı ilaçların mutlaka kutudan çıkan kaşık, enjektör gibi orijinal doz aletleriyle verilmesini tavsiye ediyor. Uzmanlar, doktor tarafından önerilmeden yetişkin aspirinlerinin çocuklara verilmemesini önemle belirtiyor.
İlacı 'şeker' diye vermeyin
Bazı ailelerin ilacı çocuğuna ‘şeker’ diye verdiğini, sonrasında çocuğun aynı ilacı şeker zannederek yutabileceği hatırlatan uzmanlar, çocuğa rahat ilaç içirebilmek için en etkili yolun oyuncakla ya da sevdiği bir yiyecekle ödüllendirmek olduğunu ifade ediyor.
Çocuklara ilaç içrirken dikkat edilmesi gerekenler
- Doktora danışmadan ilaç kullanmayın.
- İlaçları tarif edildiği şekilde ve tarif edilen zaman dilimlerinde verin.
- İlaçları banyo gibi nemli ortamlarda saklamayın.
- Sıvı ilaçlarda kutudan çıkan orijinal doz aletlerini kullanın.
- Çocuklara küçük dozda bile olsa erişkin ilaçlarını vermeyin.
- Damlalık ya da kaşıkları bulaşık makinesine koymayın. Ilık suyla elde yıkayın.
- Çocuğunuz ilacı kusarak veya tükürerek atarsa dozu hemen tekrarlamayın.
- İlacı içirebilmek için çocuğun burnunu tıkama, kafasını geriye yatırma gibi manevralara başvurmayın.
- Çocuğunuz iyileşmiş gibi görünse bile önerilen kullanım süresine uyun.
- Çocuklara doktor tavsiyesi olmadan yetişkin aspirini vermeyin.
- İlaçları mutlaka çocukların ulaşamayacağı yerde saklayın

Biberon çürüğüne dikkat

Ağız sağlığı uzmanları, bebeklerde yanlış ve zamansız kullanılan biberon ve emziğin, bebeğin dişlerini erken çürüttüğü konsunda aileleri uyarıyor. Ağızda biriken süt ve emziğe sürülen tatlandırıcılar bebeklerin dişlerinde çürümeye neden oluyor.

Yaşamımızın en önemli varlıkları olan çocuklarımızın her türlü sağlık problemleri aileleri üzer. Toplumumuz tarafından ağız sağlığına çok önem verilmediği yapılan araştırmalar tarafından ortaya çıksada, uzmanlar ağız sağlığı bilincinin önemine dikkat çekerek aileleri bu konuda uyarıyor. Özellikle bebeklerde ilk çıkan dişlerin (süt dişi), temizliğine ve bakımına özen gösterilmesine dikkat çekiyor. Süt dişlerin, sonradan yerine gelecek olan ana dişler için hazırlık olduğunu belirten uzmanlar, bazı bebeklerde sürer sürmez çıkan dişlerin üzerinde kahverengi dişler oluştuğunu ve bu lekelerin diş çürükleri olduğunu ve diş doktorları tarafından tedavi edilmeleri gerektiğini belirtiyor.
Uzmanlar, "Bu kadar erken bir dönemde çürük oluşmasının nedeni de biberon çürüğü adı verilen çürükler olduğunu ve bebek beslenmesinde en önemli olan anne sütü yada inek sütü doğal olarak şeker içerir. Gece yatmadan önce yada uyku sırasında bebek anne sütü ya da biberon emerse süt ağızda birikerek mikropların dişleri çürütmesi için elverişli bir ortam oluşturur. Bu nedenle özellikle gece beslenmesi sonrası dişlerin temizliğine özen gösterilmelidir" şeklinde aileleri uyarıyor. Bebeklerde meydana gelen diş çürüklerinin tedavisinin çok güç olduğundan, koruyucu önlemlerin erken dönemde alınması gerektiğinin altını çizen uzmanlar, biberon çürüğünden korrunmak için şu önlemlerin alınması gerektiğini vurguladı.
Bebeği ağzında biberonla uyuma alışkanlığını önleyin.
Beslendikten sonra uyutmamaya çalışın.
Biberondaki süte şeker, bal pekmez gibi tatlandırıcılar ilave etmeyin.
Bebek beslendikten sonra mutlaka su içirin.
İlk dişlerin sürmeye başlamasıyla gece ve sabah beslenmeleri sonrası temiz, ıslak bir tülbent ile dişlerini silerek temizleyin.

Doğumdan sonraki 40 güne dikkat

Doğum sonrası depresyonun, depresyonun alt gruplarından biri olduğunu ve depresyonun biyolojik sebebinin beyinde mevcut bir kimyasal maddenin azalmasından kaynaklandığını belirtildi.

91.8) İstanbul ‘un Sesi Radyosunda Pazar hariç her sabah saat 7:30 – 10:00 arasında yayınlanan İstanbul ‘da Sabah adlı programa katılan Prof. Dr. Nevzat Tarhan doğum sonrası depresyonla ilgili bilgi verdi.

Doğum sonrası depresyonun, depresyonun alt gruplarından biri olduğunu ve depresyonun biyolojik sebebinin beyinde mevcut bir kimyasal maddenin azalmasından kaynaklandığını söyleyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan ‘’Doğum sonrası depresyonda bazı annelerde, bahsettiğimiz kimyasal maddenin azalmasına bağlı depresyon yaşanabilir. Hiçbir şeyden zevk alamama, enerji azalması, mutsuzluk, durgunluk, neşesizlik, diğer taraftan da ölüm düşünceleri sürekli aklına gelmeye başlar. Uyku, iştah bozukluğu ve bununla beraber hastanın yaşadığı acıdansa ölmek daha kolay gelir. Şiddetli ve dehşetli bir duygudur bu. Bu duyguyla kendisi, artık ben annelik yapamayacağım, ben anneliğe layık değilim, yaşamasam daha iyi tarzda düşünmeye başlar. ‘’ dedi.


Tarhan aynı zamanda depresyonun hemen fark edilirse tedavi edilebileceğini de söyledi. Depresyon içte olan bir hastalık olduğu için bazı insanların anlayamadığını belirtirken, ‘’Takma kafanı iradeli ol geçer şeklinde telkinler veriliyor. Bilim dışı yollara yönlendiriliyor hastalar ve böylece hastalık ilerliyor. Doğum sonrası depresyon varsa en kötü ihtimal emzirme kesilir ve anne tedavi edilir. ‘’ dedi.

Doğum sonrası depresyonun genellikle ilk 40 gün içerisinde ortaya çıktığını ve bu süreçte annenin yalnız bırakılmaması gerektiğini söyleyen Tarhan, eşlerin de annelere destek vermesi gerektiğini belirtti.


Depresyonu kendi başına aşılabilecek bir hastalık olmadığını da belirtti. Özellikle ilk doğumlarda annedeki karamsar hallerin dikkate alınması gerektiğini, bunun intihar olmasa bile çocuğu etkileyeceğini de söyledi.

Doğum sonrası depresyona panik atak da eşlik edebilir mi sorusuna ise;
‘’Panik atak ve depresyon birbirleriyle yakın ilişkisi olan rahatsızlıklar. Bazı insanlarda depresyon sırasında beyindeki kimyasallar etkilendiği için, bu ölüm korkusunun olduğu kısımları da etkileyebiliyor. Ve bu da depresyona eşlik eden bir durum olabilir ama panik atak doğum sonrası depresyon için çok tipik değil. Çok alışılmış bir şey değil ama olabilir. Beyindeki zayıf alanlar bazı kimselerin ölüm korkusuyla ilgili olabiliyor. Panik atakta daha çok kendini düşünme söz konusudur. Ama annelerde çocuğunu düşünme vardır. Daha çok annelik yapamayacağım duygusu baskındır.’’ Şeklinde cevap verdi.

Son olarak, doğum sonrası depresyon yaşamamak için gebelik dönemindeki korkuların düşüncelerden atılması gerektiğini belirten Tarhan ‘’Hafif belirtiler ortaya çıktığında, özellikle olumsuz düşünen, karamsar, öz güveni az annelerde daha çok ortaya çıkıyor, annelerin alternatif düşünmeyi beynine öğretmesi gerekir. Böyle düşünceler aklına geldiğinde kendi annesinin yaptığı başarılı doğumları düşünebilir. Olaya bakarken bütünü göremez kişiler, bütünü görecek şekilde algılama yapılmalı. Bu işin olumsuz tarafı bu ama olumlu yönü nedir tarzında alternatif düşünce üretebilirse kişi kendi kendine depresyona giden süreci durdurabilir.’’ diyerek sözlerini noktaladı.

3 Aralık 2007 Pazartesi

Bebeklerde iri gözlere dikkat!

Florence Nightingale Hastanesi Göz Hastalıkları Merkezi Direktörü Prof. Dr. Halil Bahçecioğlu, annelerin bebeklerini sevimli yaptığını düşündüğü iri gözün yani öküz gözü hastalığının bebeklerde körlüğe neden olabildiğini bildirdi.

Prof. Dr. Bahçecioğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, göz içindeki büyümeyi aşırı şişmiş bir futbol topuna benzeterek, ''İri göz, bebekleri körlüğe kadar itebilen ve tıp dilinde buftalmus olarak bilinen öküz gözü hastalığının en önemli belirtisidir'' dedi.

Bebeklerde doğuştan göz tansiyonu anlamına gelen bu hastalıkta, gözün renkli kısmının çapının 12 milimetreden büyük olduğunu ve gözün kahverengiden maviye döndüğünü belirten Prof. Dr. Bahçecioğlu, ''Bebek ışığa baktığında gözü sulanıyor, zamanla gözün renkli bölümü iyice beyazlıyor ve bebek kör oluyor'' diye konuştu.

Soul müziğinin en önemli temsilcilerinden Ray Charles'ın doğuştan görebildiğini, ancak bu hastalığa yakalandıktan sonra kör olduğunu kaydeden Prof. Dr. Bahçecioğlu, ''Her 10 bin bebekten birinde görülen bu rahatsızlıkta ameliyat sayesinde yüzde 100'e varan iyileşme sağlanıyor. Hastalığın tek çaresi erken teşhis ve ameliyat'' dedi.

Bebeklerin göz muayenesi çok zor olduğundan burada en büyük görevin anne ve babalara düştüğünü vurgulayan Prof. Dr. Bahçecioğlu, bebeklerinde böyle bir anormal büyüme gözlemleyen ailelerin, hemen bir göz hastalıkları uzmanına başvurması gerektiğini ifade etti.

NASA'nın da içinde bulunduğu bilimsel araştırma ve deneylerle suni görmeyi sağlayan sistemler üzerinde çalışıldığını, ancak bu çalışmaların uzun süreceğini ifade eden Prof. Dr. Bahçecioğlu, ''Öküz gözü hastalığında tüm bu uzun çalışmaları beklemeye gerek yok. Tek yapılacak olan ailelerin dikkatli davranması. Bu önlenebilir bir körlük. Çocuklar kör olduktan sonra geri döndürmek imkansız'' dedi.

2 Aralık 2007 Pazar

Ayıp şeyler söyle bana! (buketforum)

Yatağınızın sıcaklığını artırmak için sevişirken sevgilinizin kulağına kışkırtıcı birşeyler söylemek istiyor ama nereden başlayacağınızı bilemiyorsunuz.
-Araştırmalar birçok kadının sevişme esnasında edepsiz kelimeler söylerken kendisini rahat hissetmediğini söylüyor. Size tamamen yabancı olan bu dili öğrenirken dikkat etmeniz gereken noktaları sizin için derledik…

- Sevişirken onun size nasıl dokunmasını istediğinizi anlatmak için özel kelimler seçmeye dikkat edin. Kulağınıza hoş gelen seksi kelimeleri belirleyerek bir liste yapmanız da bu yeni dili öğrenme yolunda size yardımcı olacak bir başka yöntem.

- Aynanın karşısına geçin ve sizi kışkırtan, tahrik eden sözcükleri aynaya bakarak söyleyin.

- Beraber olduğunuz adamla sözlerinizi ve vücudunuzu kullanarak flört edin. Şuh bir ses tonuyla her gün ondan sizin için (yatağınızın içinde ya da dışında) bir şey yapmasını isteyin.

- Erotik kitaplar okuyun. Bu kitapları önce kendi kendinize daha sonra da ona okuyun. Bu yöntemle seks terminolojisini tekrar etmiş ve sevgilinizin ağzınızdan çıkan sözcüklere verdiği reaksiyonları test etmiş olursunuz.

- Fantazilerinizi yazın. Şimdiye kadar kimseyle paylaşmadığınız bu özel düşünceleri daha sonra onunla paylaşın.

- Onunla sevişmeden önce farklı bir kimliğe bürünün. Kendiniz olarak söyleyemediğiniz ya da yapamadığınız şeyleri bir başka kimlikle daha rahat söyleyebilir ve uygulayabilirsiniz.

- İşe onu yatakta yönlendirerek başlayın. Örneğin sevişirken ona ‘bunu yapmana bayılıyorum’ ya da ‘bu harika’ gibi cümleler kurabilir ve ona zevk aldığınız şeyleri bu yolla anlatabilirsiniz.

- Telefonda seks yapmayı deneyin. Aranızdaki mesafe kışkırtıcı olabilir.

- Her şeyden önce partnerinizle sıcak, samimi ve güvene dayanan bir ilişki kurun. Unutmayın ona ne kadar güvenirseniz onunla yatakta o kadar rahat olabilirsiniz.


alıntıdır

1 Aralık 2007 Cumartesi

Bir Bardak Sütün Hatırı

Howard, yoksul bir ailenin çocuğuydu ve okul giderlerini karşılamak için kapı kapı dolaşarak eşyalar satıyordu. O gün, hiçbir şey satamamıştı ve karnı da çok açtı. Bundan sonra çalacağı ilk kapıdan yiyecek birşeyler istemeye karar verdi. Kapıyı açan sevimli genç bayanı görünce utandı.Yiyecek bir şeyler yerine "Affedersiniz, bir bardak su rica edebilir miyim?" diyebildi yalnızca.Genç bayan, çocuğun aç olabileceğini düşünerek kocaman bir bardak süt getirdi ona. Çocuk, sütü yavaş yavaş içine sindirerek içtikten sonra "Çok teşekkür ederim, borcum ne kadar?" diye sordu genç bayana.Genç bayan, "Borcunuz yok" diyerek, yüzünde sıcak bir gülümsemeyle devam etti; "Annem, gösterdiğimiz şefkat ve nezaket karşılığı olarak asla bir bedel ödenmesini beklemememizi öğretti bize" dedi. Çocuk "O halde çok teşekkürler, yürekten teşekkür ederim size" dedi. Howard Kelly, evin önünden ayrıldığı zaman kendisini yalnızca bedensel olarak değil, ruhsal olarak da güçlü hissediyordu. Yıllar sonra genç bayan çok ender rastlanan bir hastalığa yakalanmıştı. Yöredeki doktorlar çaresiz kalınca, hastalığı ile ilgili araştırmalar yapılması için onu büyük kente gönderdiler. Dr. Howard Kelly, konsültasyon yapması için çağrıldığı hastanın hangi kasabadan geldiğini duyunca heyecanlandı. Artık genç olmasa da yıllar önce kendisine sevgiyle yaklaşan bayanı ilk gördüğü anda tanımıştı ve onun yaşamını kurtarmak için elinden geleni yaptı. Uzun süren tedaviden sonra bayan sağlığına kavuştu. Dr. Kelly, denetlemesi için önüne getirilen faturaya şöyle bir baktı ve üstüne birşeyler yazarak zarfın içine koydu ve hasta bayanın odasına gönderdi.Kadın elleri titreyerek aldı zarfı eline. Açmaya korkuyordu... Hastane faturasını asla ödeyemeyeceğini ve geri kalan yaşamı boyunca bu faturayı ödemek için çalışacağını biliyordu.Sonunda zarfı açtı ve faturaya iliştirilmiş bir not dikkatini çekti. Kâğıtta şunlar yazılıydı: "Hastane giderlerinin tamamı bir bardak süt karşılığı ödenmiştir."