bir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Aralık 2007 Perşembe

İnternet telefon TV bir arada

İnternet Protokol Televizyonu’nun, Türkiye'de hayata geçirilmesi çalışmaları başladı.
Gelişen teknolojiyle birlikte izleyicinin istediği programı istediği saatte seyredebileceği, televizyon üzerinden grup toplantılarının yapılabileceği, izlenen filmin senaryosunun dahi kumanda tuşları ile değiştirilebilmesine olanak sağlayan İnternet Protokol Televizyonu’nun (IPTV) Türkiye’de de hayata geçirilmesi için altyapı çalışmalarının sürdürüldüğü bildirildi.

RTÜK Üyesi Prof. Dr. İlhan Yerlikaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, modern dünyanın en yaygın araçlarından biri olan televizyonun, IPTV ile yeni bir döneme adım attığını söyledi.

Birçok Avrupa ülkesinde kullanılan IPTV sisteminin ilerde Türkiye’ye de geleceğini belirten Yerlikaya, "sistemin denetimi ile ilgili konular hazırlanmasına devam edilen RTÜK yasasında yer alacak. Sistemle televizyon, internet ve telefon hizmeti tek platform üzerinden verilecek, tek fatura olacak" dedi.

IPTV’nin televizyon yayınlarına IP tabanlı ağlar üzerinden ulaşılarak izlenmesi olarak tanımlandığını ifade eden Yerlikaya, "Ama gelecek bize IPTV teknolojisi sayesinde televizyonun bundan çok daha fazla işlevi olacağını, hayatımızın çok daha içine gireceğini ve eğlence alışkanlıklarımızın nasıl değiştiğini gösterecek" dedi.

İlhan Yerlikaya, RTÜK’ün henüz hazırlık aşamasında olan yeni yasasında, IPTV ve internet yayıncılığı konusunda bölümlerin olacağını dile getirerek, Türk Telekom’un da IPTV konusunda teknik altyapı çalışmalarını sürdürdüğünü bildirdi.

GRUP TOPLANTILARI VE İŞ TOPLANTILARI YAPILABİLECEK

Yerlikaya, IPTV’nin televizyon yayıncılığına getireceği en büyük değişimin kişinin istediği programı istediği saatte izleme imkanı olacağını vurgulayarak, şunları kaydetti:

"İzleyici IPTV kutusu üzerindeki arayüz sayesinde kanalların yayın arşivlerine ulaşarak ilgisini çeken program, dizi, film veya spor karşılaşmalarını izleyebilecek. Bu imkan sayesinde (Televizyonda izleyecek bir şey bulamıyorum), veya (Aynı anda iki kanalda sevdiğim program var, hangisini izleyeceğime karar veremiyorum) devri bitecek.

Çünkü izleyici televizyonu yayın saatine uymak yerine istediği programı istediği saatte izleyebilecek, istediği yerde yayını durdurup geri alabilecek. Bu sistem sayesinde çocuk ve yetişkinlere zararlı olan içeriklerin süzgeçten geçirilmesi ve denetlenmesi daha kolay olacak.

Kullanıcı bu teknoloji sayesinde televizyon üzerinden grup toplantıları ve iş toplantıları da yapabilecek."

TV’DEKİ OYUNCUNUN YEDİĞİ YEMEK SİPARİŞ EDİLEBİLECEK

IPTV sayesinde özel videolar hazırlamak ve bunları kullanıcının diğer arkadaşlarıyla paylaşmasının çok daha kolay olacağını anlatan RTÜK üyesi Yerlikaya, IPTV ile izleyicinin sadece bir kanalda tanıtımı yapılan ürünü değil bir dizide başrol oyuncusunun taktığı gözlüğün benzerini veya restoranda sipariş ettiği yemeği kumanda üzerindeki birkaç tuşa basarak dahi satın alabileceğini, ayrıca tüm bankacılık işlemlerinin ve ödemelerinin yapılabileceğini bildirdi.

Yerlikaya, IPTV’nin kişiye özel yayın yapılabiliyor olmasına, teknik olarak izleyicinin programın gidişine de yön vermesine imkan tanıdığını dile getirerek, "Örneğin izlenen filmin bir yerinde başrol oyuncusunun iki farklı ipucuna göre gideceği yer konusunda bir seçim yapması gerekiyor. Seçimi senarist yerine izleyici kumandadaki bir tuşa basarak yapabiliyor ve filmin akışı bu seçim doğrultusunda devam ediyor. Aynı film farklı tercihlerle defalarca izlenebiliyor. İzleyici en sevilen halini arkadaşlarıyla paylaşabiliyor. Böyle bir filmin hazırlanma maliyeti mevcut filmlerden çok daha yüksek olacak. Fakat bu yöntemin izleyiciye sunacağı eğlence de benzersiz olacak" diye konuştu.

5 Aralık 2007 Çarşamba

Bir kaşık bal öksürük ilacı

Çocuklara yatmadan önce verilecek bir kaşık bal, öksürüğü hafifletiyor.
ABD’de yapılan bir araştırma, çocuklara yatmadan önce verilecek bir tatlı kaşığı balın öksürüğü hafifletebileceğini ortaya koydu.

Araştırmayı yapan Pennsylvania Üniversitesi Tıp Fakültesi doktorlarından Ian Paul ve arkadaşları, balın, öksürük ilacı verilmesi ya da hiç tedavi yoluna gidilmemesiyle karşılaştırılınca, en iyi seçenek olduğunu belirtti. Araştırmacılar, balın, tahriş olmuş boğazı kaplayarak yumuşatabileceğini kaydetti.

"Archives of Pediatrics and Adolescent Medicine" dergisinin bu ayki sayısında yayımlanacak araştırmayla ilgili doktor Paul, birçok ailenin bu buluşlarına güveneceklerini ve "Annelerimiz haklıymış" diyeceklerini söyledi.

Doktorlar, araştırma sırasında aileleri aracılığıyla, üst solunum yolu enfeksiyonu bulunan 105 çocuğun bir bölümüne yaşlarına uygun dozda bal tadı verilmiş öksürük şurubu, diğerlerine yalnızca bal verdi. Çalışmanın sonunda, bal verilen çocukların daha iyi uyuduğu ve öksürüklerinin azaldığı aileleri tarafından bildirildi.

Bununla birlikte doktorlar, bir yaşın altındaki çocuklara, botulizm (ender rastlanan besin zehirlemesi) riski oluşturabileceği gerekçesiyle kesinlikle bal verilmemesi uyarısında bulunuyor.
Kaynak:AA

Kendİnİ Sorguladin Mi HİÇ?

Hiç bir kelebeğin uçuşunu gözlerinle takip ettin mi?
Ya da bir tırtılın olanca zayıflığına karşın
yaşayabilmek için verdiği çabayı izledin mi?

Milyonlarca karıncanın muhteşem bir uyum içinde
yuvaları için çalış
masını görüp hayrete düştün mü?

Yağmur damlalarının yere düştüğü an çıkardığı sesi
dinleyip kendini

eşsiz bir bestenin notaları arasında dolaşırken buldun mu?
Sonbaharda herhangi bir parkta,
yere düşen kızıl yapraklara basıp yürürken,

o yaprakların çıtırtısını duyup, tek aşkını düşündün mü?
Hiç geceye doğru kaybolan güneşi izledin mi?
Ya da yepyeni bir günün doğuşunu?
Tanımadığın bir çocukla bir dakika da saklambaç,
körebe, misket oyna dın mı?

Sokakta, daha önce hiç görmediğin birine, günaydın,
iyi günler, iyi ak şamlar dedin mi
bir kez olsun selam verdinmi?
Yolda gördüğün kimsesiz bir çocuğa, yada
bir yaşlıya cebindeki son beş milyon liranın
yarısıyla çorba ısmarladın mı?


Bir kitabın en sevdiğin bölümünü defalarca okuyup,
sadece ama sadece o sayfaların yıprandığını
gördüğünde güldün mü kendine?
Kendini denize bırakıp o engin maviliklerin çoşkusunu
duyabildin mi yüreğinde?
Bir bayram sabahı erken kalkıp annenin babanın elini
öpmenin huzurunu
yaşadın mı?
Yada çocuklara harçlık vermenin
dayanılmaz keyfini?
Gecenin saat 3'ünde bile aradığında
seni dinleyen, ve duymak istediklerini
söyleyen bir dost edin mi kendine?
Bir çiçeğin kokusunu içine çekerken,
bir ormanda yürürken,

bir ceylanın koşuşunu, bir balığın yüzüşünü izlerken
doğada milyonlarca yıldan beri süren
o müthiş değişimin heyecanını hissettin mi?
En yalnız, en çaresiz kaldığın anda bile ' bir sonraki
gün bugün künden
iyi olacak' deyip besleyebildin mi umudunu?
aşık oldun mu ?
Erişemeyeceğini bildiğin halde sevmeye
devam edebildin mi onu?

birinin 'Sana ihtiyacım var' dediği zaman
her şeyi bir kenara bırakıp binlerce kilometre yol
gitmeyi göze aldın mı hiç?

'Seni seviyorum' dedinmi sevdiklerine?
'Senin için her şeyi yapabilirim' dedin mi birine?
Ve bunu derken kendi
ni huzurlu hissedebildin mi?

PEKİ ACILARA GÜLMEYİ HİÇ DENEDİN Mİ?

O ZAMAN HADİ BİR DENE..

4 Aralık 2007 Salı

ÇOCUKLARINIZI BİR SAAT FAZLA UYUTUN

Child Development dergisinde yayımlanan makaleye göre, Tel Aviv Üniversitesi’nde görevli bilim adamı Avi Sadeh ve ekibi, 77 çocuk üzerinde araştırma yaptı. Bilim adamları, 5 gün süren araştırma çerçevesinde, çocukları 2 gün alıştıkları saatte, kalan 3 gün de ya bir saat daha geç ya da bir saat daha erken yatırdı. Çocukların hepsinin bileğine, yapılan hareketleri kaydeden bir cihaz takan bilim adamları, cihaz sayesinde uyku süresini ve kalitesini tespit ettiklerini söylediler.

Bilim adamları, araştırmadan önce ve sonra bilgisayar yardımıyla çocukların yeteneklerini ölçtüler. Tuşlara basma hızını, tepki verme hızını ve belirli rakamların sırasını hatırlama yeteneğini ölçen bilim adamları, bir saat az uyuyan çocukların tepki verme hızının düştüğünü, diğer testlerde ise belirgin fark olmadığını kaydettiler. Bir saat fazla uyuyan çocukların ise bütün testlerde çok daha iyi sonuç elde ettiği ortaya çıktı.

Mutlu bir çocuk yetiştirin!

*Anne babanın çocuğuna verebileceği en güzel hediye "mutlu olma kapasitesi". Çocuğunuza, ruhunu hayatı boyunca besleyecek "pozitif bakış açısı" kazandırın. Bu çocukları, kendinden emin, optimist ve başarılı yapıyor.

Derslere, kurslara ara verip çocuğunuzla bire bir vakit geçirin. Onunla beraber yerde oturup yap boz yapın, mutfakta beraber omlet yapın, banyo yapmadan önce beraber yüzünüzü boyayın, parkta beraber kaydıraktan kayın.

* Değer yargılarını geliştirin. Ona sorumlulukları olan değerli bir vatandaş olduğunu aşılayın. Etrafındaki insanların hayatında fark yaratacak kapasitede olduğunu gösterin. Mesela kullanmadığı oyuncakları beraber biriktirip, bir derneye bağışlayın. Eski gazeteleri biriktirmeyi, geri dönüşümü ona onun dilinde anlatın.

* Aktivitelerde ona katılın, beraber bisiklete binin, beraber yüzmeye gidin, hem onu teşvik edersiniz hemde bol bol spor yapmış olursunuz.

* Espri yapın, fıkralar anlatın, arada bir birbirinize takılın, bol bol gülün, gülmek daha fazla oxsijen solumanızı sağlar.

* Çocuğunuzu iyi bir iş yaptığında tebrik edin, ona hangi konularda başarılı olduğunu açıkça anlatın. Mesela ödevini bitirdiğinde "resminde kullandığın renkleri çok beğendim ..." gibi detay verin. Yaptığı proje hakkında konuşun. Çocuğunuzu hediye ile değil övgülerle ödüllendirin.

* Çocuğunuzun iyi yemek yemesine özen gösterin. Yemek aralarında yoğurt, meyva ve bol su verin. Yemek yemez diye öğün araları çocuğunuzu aç bırakmayın, hem piskolojisini etkiler hem de kilo kaybına neden olur.

* Çocuğunuza hayal gücünü kullanabileceği oyunlar yaratın. Resim yapmak hem hayal gücünü geliştirecektir hemde yaptığı resimden dolayı tatmin hissi doğacaktır.

* Günde 4 kere çocuğunuzu kucaklayın, 8 kere öpün, 16 kere ona gülümseyin. Tüm bunlar size kat kat geri dönecek.

* Çocuğunuzu dinlemesini öğrenin, lafını yarıda kesmeyin, başka bir işle ilgileniyorsanız, bırakın ve ona konsantre olun. Söylediği şeylerin önemli olduğunu onu dinleyerek gösterebilirsiniz. Bırakın aynı şeyleri tekrar etsin, siz hep aynı dikkatle dinleyin.

* Mükemmeliyetçiliği bırakın. Çocuğunuzun yarıda bıraktığı bir işi bitirmeye veya düzeltmeye çalışmanız onun kendine güvenini sarsar. Masayı silerken atladığı köşeyi tekrar silmeniz veya beraber diktiğiniz saksıyı düzeltmeniz ona yaptığı işin iyi olmadığı hissini verecektir. Bir daha çocuğunuzun yaptığı işi düzeltmek için elinizi uzattığınızda düşünün ! Eğer yaptığı iş tehlike yaratmıyorsa, sağlığa zararlı değilse elinizi geri çekin.

* Karşılaştığı güçlükleri kendi başına aşmasını öğretin. Ayakkabı bağlarını yavaşta olsa bekleyin kendi bağlasın, çamaşırları asmanızda yardım etmek istiyor, beraber asın. Merdivenlerden kendi inmek istiyor, önünde yürümek şartıyla bırakın insin. Üstünden gelemeyeceği bir problemle karşılaştığında size problemi anlatmasını söyleyin ve çözümüne beraber karar verin.

* Sevdiği şeyleri yapmasına izin verin, gereksiz kısıtlama enerjisini ve heycanını dışa atmasını engeller buda ona sıkıntı verir. Unutmayın... oyuncaklarını toplamayı öğrenmesi için önce dağıtabilmesi lazım.

3 Aralık 2007 Pazartesi

Anne olmak bir kadına neler öğretiyor

Anne olmadan önce


Gece ne kadar geç yatacağım ya da sabah ne kadar geç kalkacağımı
düşünmezdim.

Dişlerimi fırçalar, saçlarımı uzun uzun tarayabilirdim...

İçki içmenin ne kadar keyifli olduğunu, bir şey düşünmeden
sızabilmenin, hatta kesintisiz, düşüncesiz uyuyabilmenin kıymetini
bilmezdim.

Evimi her gün temizlerdim. Hatta süsler, püsler, küçük dekorasyon
oyunları yapardım.

Evimi dağıtacak şeylerin küçük oyuncaklar, yırtık kağıtlar olacağı
aklıma bile gelmezdi...

Saksılarımın zehirli olup olmadığını düşünmemiştim bile. Ya da banyoda
duran el sabununun bir içecek gözüyle görülebileceğini...

Anne olmadan önce...

Üzerime bu kadar işeneceğini, kusulacağını ve daha da ilginci bundan
rahatsız olmayacağımı bilemezdim. Gaz çıkartmanın eğlenceli tarafını
göremezdim.

Anne olmadan önce...

Ağlayan bir bebeği aşısı yapılsın ya da test için kan alınacak diye
böğüre böğüre kucağımda sıkabileceğimi bilmezdim. Ağlamaklı gözlere bakıp
ağlayabileceğimi, minik bir tebessümden büyük mutluluklar
yaşayabileceğimi düşünemezdim.

Saatlerce uyuyan bir bebeği seyretmek için uyanık kalabileceğimi...

Anne olmadan önce...

Kalbimin vücudumun dışında bir yerlerde olabileceğini...

Aç bir bebeği doyurmanın insanın ruhunu nasıl doyurabildiğini..

Bir anne ile çocuğunun arasındaki bağın göbek bağından çok daha sağlam
olduğunu...

Bu kadar küçük bir bedenin bu kadar büyük bir huzur verebileceğini...
Düşünemezdim.

Anne olmadan önce...

Bütün bir gece boyunca, hatta geceler boyunca her şeyin yolunda gidip
gitmediğini kontrol etmek için 10 dakikada bir uyanacağıma...

Kapılardan nefes sesi dinleyeceğime...

Başkasının öksürüklerinin ciğerimi parçalayabileceğine...

Bir insan öpücüğünün kesilen parmağımın acısını dindirebileceğine...
İnanamazdım...

Alıntı..

2 Aralık 2007 Pazar

Yatakta utangaç bir kadın (buketforum)

İtiraf edin ki siz müzmin bir "utangaç"sınız! Partnerinize seksi sözler söylemeyi bırakın, sevgilinizin yatakta istemediğiniz şeyleri yapmasına bile itiraz edemiyorsunuz. "Böyle gelmiş böyle gitmez" diyorsanız, o zaman adım adım utangaçlıktan kurtulmanın tam zamanı!...
Prezervatif kullanmasını söylemeye utanıyorsanız. Ona prezervatif kullanması gerektiğini söylemek için en uygun zaman hangisi? Evden içeri girer girmez? Önsevişme sırasında? Ya da tam cinsel birleşme başladığı anda? Utangaç bir kadın için bu sorunun yanıtı her zaman "hiçbir zaman" olacaktır.

Çünkü o henüz sutyeninizi açmaya uğraşırken, siz komodinin gözünden bir prezervatif çıkardığınızda, kötü bir tepkiyle karşılaşmaktan korkuyorsunuz. Ama unutmayın ki, cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanmayı ya da hamile kalmayı istemiyorsanız, "prezervatif kullan" demekten başka çareniz yok. Utangaç bir aşık olsanız bile, o sizi öpüp okşarken prezervatifi paketinden çıkarmak size düşüyor. Eğer itiraz edecek olursa, utangaçlığı bir kenara bırakıp bu konuda ciddi olduğunuzu belirtin. Hatta "prezervatif yoksa seks de yok" gibi bir cümle kurun.

Yatakta ne istediğiniz söylemek

Utangaç bir kadın olarak yatakta ne istediğiniz söylemeye diliniz varmıyorsa, basit bir anahtar cümlemiz var sizin için: "Söyleme, göster!"

Ona "Bana sıkıca sarıl, sonra da elini şuraya koy" demek yerine sıkıca sarılın ve elini okşayarak nereye koymasını istiyorsanız, oraya doğru itin. Yatakta çiftler hareketlerini partnerlerine göre düzenler. Yani siz hızlanırsanız, partneriniz de hızlanacaktır. Siz yavaşlarsanız o da yavaşlayacaktır!

Yatakta ne istemediğinizi söylemek...

Yatakta partnerlerinin yaptıklarından hoşlanmadıklarını ifade eden kadınların sayısı oldukça az. Oysa bu sandığınızdan kolay. "Oraya dokunmanı istemiyorum" diyerek ilişkiyi berbat etmenize gerek yok. Biliyorsunuz ki, onun isteği de sizi memnun etmek. Bu durumda yine "göstermeniz" yeterli olacaktır. Ya da kulağına hafifçe "Sevgilim biraz daha yavaş olur musun" diye fısıldayabilirsiniz...

Oral seks yapmak, yaptırmak...

İşte asıl utangaçlık yaratan durumlardan biri... Eğer partnerinizin size oral seks yapmasından hoşlanmıyorsanız, aslında çok şey kaçırdığınız ortada! Bu konudaki utangaçlığınızı ortadan kaldırmak için seksten önce ılık bir duş alın.

İlişki sırasında partneriniz kendiliğinden "aşağı" doğru iniyorsa, itiraz etmeden kendinizi rahat bırakın...

Ona oral seks yapmaya gelince... Yazık ki tüm erkekler kendilerine oral seks yapılmasını severler. Eğer onun ısrarlarına utangaç "hayır"larla yanıt veriyorsanız, bir de zifiri karanlıkta bunu yapmayı deneyin... Biraz da alkollü olursanız, daha keyifli olabilir.

Regl döneminiz olduğunu söylemek...

Yine ayın o malum günleri... Öpüşmeye başlıyorsunuz, bir süre sonra eli pantolonunuzdan içeri kayıyor. Siz elinizi hızla onun elinin üzerine koyup durduruyorsunuz. Çünkü sevişecek durumda değilsiniz.

Regl döneminde sevişmek kişisel bir tercih. Bazı kadınlar sevişir, bazı kadınlar sevişmez. Eğer sevişmek istemiyorsanız, bunu sevişme noktasına gelmeden söyleyin. Eğer bunu söylemeye utanıyorsanız, tuvalette onun görebileceği bir yere tampon ya da ped bırakın... Başka yapacak bir şey yok!

alıntıdır

Nasıl bir aşıksınız (buketforum)

Geleceğinizin güvende olmasını mı istiyorsunuz? Çevrenizdeki insanların sizinle aynı düzeyde olmasını mı istiyorsunuz? Bu durumda siz ilişkinizi 'bir takım' olarak görüyorsunuz. Aşka aslında çok da inanmıyorsunuz.
Aşkı ve ilişkiyi çıkarların uyumu olarak niteliyorsunuz. Sevgilinize sürekli taktikler veriyorsunuz. Gerektiğinde iş degiştirmesi için baskı yapıyorsunuz. Ama onu biraz rahat bırakmalı ve siz de rahatlamalısınız.

SAHİPLENEN:

Onu kıskanıyor musunuz? Sürekli sevgisini kanıtlamasını mı istiyorsunuz? Sık sık onsuz bir hayatın nasıl olacağını düşünüyor ve onun odak noktası olmak için çabalıyorsunuz. Sorunlar da bu noktada başlıyor. Onun sizsiz birşeyler yapması sorun oluyor. Onun adına yaşamaktan, iki vücutta tek ruh olmaktan vazgeçmeniz gerekiyor.

BAĞIMLI:

Onu deli gibi seviyorsunuz. Bu sevgi adına her şeyi yapmaya hazırsınız. Onun için yapamayacağınız fedakarlık yok. Peki bu ilişkide siz neredesiniz? Biraz kendiniz için yaşamayı öğrenmelisiniz. Başkası için yaşadığınız taktirde siz yok olursunuz..

DOST:

Kavgaları çocukca mı buluyorsunuz? Siz sevgiliden çok, dost olmayı istiyorsunuz. Aşk her şeyden önce güven sizin için. Değişiklik, uçarılık size göre değil. İlişkileriniz hep uzun soluklu. Sevgilinizle her şeyi yapmayı, onunla tüm hayatı paylaşmayı istiyorsunuz. Ancak dostça tavırlarınızın yanında bir sevgilinin şefkatini de ondan esirgemeyin..

TUTKULU:

Onu çok çekici buluyorsunuz. Siz aşka aşık bir insansınız. Partnerinizin de öyle olmasınu tercih ediyorsunuz. Onsuz bir dakika bile ıstırap içinde geçiyor. Çevrenizdekiler sizden 'Romeo ve Juliet' diye söz ediyor. Ancak siz aşkta acı olması gerektiğine inanıyorsunuz. Hep imkansız aşkların peşinde koşuyorsunuz. Onun için şiirler yazıyorsunuz. Doğru insanı bulursanız bir sorun yok ancak, kendinize acı çektirmekten vazgeçmelisiniz.

Mutlu bir cinsel hayat için

Mutlu bir cinsel yaşam için besinler çok önemli.. Uzmanları dinleyin
Uzmanlar karbonhidrat açısından zengin beslenmenin cinsel hayata olumlu etki yaptığını belirtiyor. Özelikle çinko bu konuda çok değerli minerallerden biri. Çinkonun en çok bulunduğu gıdalar arasında fındık, fıstık, midye ve üzüm bulunuyor.

B, C, E vitamini

Bu üç vitamin cinsel fonksiyonların doğru çalışması açısından vazgeçilmez olarak gösteriliyor. Havuç, semizotu, çilek, ananas, badem, avokado, biber ve bu vitaminlerin bulunduğu diğer yiyecekler cinsel sağlık açısından büyük önem taşıyor.

Afrodizyak ginseng

Uzakdoğu kökenli bu bitki yüzyıllardır cinsel gücü artırıcı olarak kullanıldığı biliniyor. Bitki özellikle erkekler için çok sık kullanılıyor.

Uzak durulması gerekenler

Beyaz şeker, kahve, tütün ve soya ürünlerinin cinsel isteksizlik yarattığını söyleyen uzmanlar, özellikle kadınların bu yiyecekleri çok fazla tüketmemelerini öneriyor.

Portakal suyu ve çikolata

Marrena Lindberg’in 'Orgazmik Diyet’ adlı kitabı daha mutlu bir cinsel yaşam isteyenlere her gün 1 bardak taze sıkılmış portakal suyu içmeyi ve 30 gram siyah çikolatayı öneriyor

İşte 'orgazmik diyet'

Günlük beslenmenizde yüzde 30 oranında protein, yüzde 30 oranında yağ, yüzde 40 oranında şeker, tatlı, beyaz ekmek, patates hariç olmak üzere karbohidrat almanızı öneren diyette istediğiniz kadar meyve ve sebze yiyebilirsiniz.

Diyetten üç günlük bir örnek

1. Gün:

Kahvaltı: Üzerine organik müsli konmuş yoğurt ve meyve
Öğle yemeği: Çok tahıllı ekmeğin üzerine konmuş jambon ve gravyer peyniri. Yanında mayonez veya hardal, taze biber ve havuç
Akşam yemeği: Fırında tavuk, yanında brokoli ve zeytin yağı, limon soslu salata

2. Gün:

Kahvaltı: Hindi salamlı omlet, yanında domates, soğan ve biber
Öğle yemeği: Sebze yemeği ve meyve
Akşam yemeği: Çin usulü pişmiş karışık sebze. (Kırmızı biber, brokoli, soğan, mantar yerfıstığında çevrilmiş) ve ince et parçaları ile, yanında ufak bir porsiyon pilav

3. Gün:

Kahvaltı: 2 dilim jambon, 1-2 yumurta, 1 dilim kızarmış ekmek
Öğle yemeği: Ekmeksiz peynirli burger, sossuz büyük salata
Akşam yemeği: İnce pide ekmek içi yoğurt soslu tavuk, domates, salatalık zeytin ve beyaz peynirli salata (zeytinyağlı)

1 Aralık 2007 Cumartesi

Küçük bir iyilik neler kazandırıyor

DOKTOR

Yataktaki adam:
__Allah senden razı olsun evladım dedi.Benim için yurt dışından zahmet edip buraya kadar gelmeni yaşadıgım sürece unutmayacagım.
Ameliyat edilen kişi büyük bir hastanenin başhekimiydi.tedavisi ancak yurtdışında mümkün görülen hastalıgı aniden artınca doktor arkadaşları onun böyle bir yolculuga dayanamayacagını anlamış ve kurtarma umudunun azlıgına ragmen ameliyatı üstlenmeye karar vermişlerdi.Fakat o konuda sayılı bir uzman olan bu genç doktor nereden haber almışsa almış hızır gibi yetişip onu kurtarmıştı.
Yaşlı doktor kendisine yapılan bu iyilige nasıl mukabele edecegini bilemiyor ve hemen yanında oturan genç doktorun elini sıkarcasına tutuyordu.Hayata yeniden dönmenin sevinciyle hiç durmadan konuşurken:
__Ameliyat için beni bayılttıgınızda her nedense gençlik yıllarıma döndüm diye devam etti.Henüz toy bir asistanken anne karnındaki bir bebegin sakat oldugunu anlamış ve onu bu şekilde yaşatmaktansa öldürmeyi düşünürken kalp atışlarını duyup kıyamamıştım.Planlama bahanesiyle sapasaglam yavruları bile ktleden canavarlara inat o yavrunun yaşamasını istedigim için ALLAH seni imdadıma göndermiş olmalı.
Genç doktor ancak bir babanın evladına karşı gösterebilecegi sıcaklıkla kavranan ellerini kurtarıp biraz geriye çekildi ve dizlerinin aşagısı takma olan bacaklarını gösterirken:
__ALLAH hiç bir iyiligi unutmaz efendim diye gülümsedi kurtardıgınız o çocuk bendim.


Bir kitaptan aldım.Yüce RABBİM yaptıhımız küçücük bir iyiligin bile mükafatını veriyor bizlere...İnşallah RABBİM bizlere iyiliklerle dolu bi ömür nasip etsin...AMİN.

Bir Bardak Sütün Hatırı

Howard, yoksul bir ailenin çocuğuydu ve okul giderlerini karşılamak için kapı kapı dolaşarak eşyalar satıyordu. O gün, hiçbir şey satamamıştı ve karnı da çok açtı. Bundan sonra çalacağı ilk kapıdan yiyecek birşeyler istemeye karar verdi. Kapıyı açan sevimli genç bayanı görünce utandı.Yiyecek bir şeyler yerine "Affedersiniz, bir bardak su rica edebilir miyim?" diyebildi yalnızca.Genç bayan, çocuğun aç olabileceğini düşünerek kocaman bir bardak süt getirdi ona. Çocuk, sütü yavaş yavaş içine sindirerek içtikten sonra "Çok teşekkür ederim, borcum ne kadar?" diye sordu genç bayana.Genç bayan, "Borcunuz yok" diyerek, yüzünde sıcak bir gülümsemeyle devam etti; "Annem, gösterdiğimiz şefkat ve nezaket karşılığı olarak asla bir bedel ödenmesini beklemememizi öğretti bize" dedi. Çocuk "O halde çok teşekkürler, yürekten teşekkür ederim size" dedi. Howard Kelly, evin önünden ayrıldığı zaman kendisini yalnızca bedensel olarak değil, ruhsal olarak da güçlü hissediyordu. Yıllar sonra genç bayan çok ender rastlanan bir hastalığa yakalanmıştı. Yöredeki doktorlar çaresiz kalınca, hastalığı ile ilgili araştırmalar yapılması için onu büyük kente gönderdiler. Dr. Howard Kelly, konsültasyon yapması için çağrıldığı hastanın hangi kasabadan geldiğini duyunca heyecanlandı. Artık genç olmasa da yıllar önce kendisine sevgiyle yaklaşan bayanı ilk gördüğü anda tanımıştı ve onun yaşamını kurtarmak için elinden geleni yaptı. Uzun süren tedaviden sonra bayan sağlığına kavuştu. Dr. Kelly, denetlemesi için önüne getirilen faturaya şöyle bir baktı ve üstüne birşeyler yazarak zarfın içine koydu ve hasta bayanın odasına gönderdi.Kadın elleri titreyerek aldı zarfı eline. Açmaya korkuyordu... Hastane faturasını asla ödeyemeyeceğini ve geri kalan yaşamı boyunca bu faturayı ödemek için çalışacağını biliyordu.Sonunda zarfı açtı ve faturaya iliştirilmiş bir not dikkatini çekti. Kâğıtta şunlar yazılıydı: "Hastane giderlerinin tamamı bir bardak süt karşılığı ödenmiştir."

ACILARINIZI KUMA VE İYİLİKLERİNİZİ TAŞA YAZMAYI ÖĞRENİN

Bir hikaye, iki arkadaşın çölde yürüdüğünü anlatır.
Yolculuğun bir noktasında bir münakaşa olur ve biri diğerine tokat atar. Tokadı yiyenin canı acır ama bir şey söylemeden kuma şöyle yazar : "BUGÜN EN iYi ARKADAŞIM BENi TOKATLADI".
Bir vahaya gelene kadar yürümeye devam ederler ve suya girmeye karar verirler. Tokadı yiyen bataklığa saplanır ve boğulmaya başlar ama arkadaşı kurtarir. Yarı boğulmadan kurtulduktan sonra bir taşa şöyle yazar :
"BUGÜN EN iYi ARKADAŞIM HAYATIMI KURTARDI".
Tokadı atan ve hayat kurtaran sorar : "Canını acıttığımda kuma yazdın neden şimdi taşa?" Diğeri cevaplar : "Birisi canımızı yaktığında kuma yazmalıyız ki bağışlama rüzgarı silebilsin ama biri bizim için iyi bir şey yaparsa taşa kazımalıyız ki hiç bir rüzgar silemesin.
"ACILARINIZI KUMA VE iYiLiKLERi TAŞA YAZMAYI ÖĞRENiN".

Özel bir kimseyi bulmak bir dakika alır ve unutmak ise bir ömür

SADECE

Sadece bu sabah için, içimden ağlamak geldiği halde yüzünü gördüğümde gülümseyeceğim. Sadece bu sabah için, ne giymek istediğinin seçimini sana bırakacağım ve gülümseyerek ne kadar yakıştığını söyleyeceğim. Sadece bu sabah, çamaşırları yıkamaktan vazgeçip seninle parkta oynamaya gideceğim. Bu sabah bulaşıkları lavaboda bırakıp bulmacanın nasıl çözüldüğünü bana öğretmeni izleyeceğim. Öğleden sonra telefonun fişini çekip bilgisayarı kapatacağım ve arka bahçede oturup seninle köpükten balonlar uçuracağım. Bu öğleden sonra dondurma arabası için çığlıklar attığında sana hiç kızmayacağım ve gelirse bir tane alacağım. Bu öğleden sonra büyüdüğünde ne olacağın hakkında hiç canımı sıkmayacağım. Ya da seni ilgilendiren konularda ikinci bir düşünce üretmeyeceğim. Bu öğleden sonra kurabiye pişirirken bana yardım etmene izin vereceğim ve tepende dikilip düzeltmeye çalışmayacağım. Bu öğleden sonra Mc Donalds’a gideceğiz ve iki tane çocuk menüsü isteyeceğiz ki, iki oyuncak alabilesin. Bu gece seni kollarımda tutacağım ve nasıl doğduğunu seni ne kadar çok sevdiğimi anlatacağım. Bu gece küvette suları sıçratmana izin vereceğim ve sana hiç kızmayacağım. Bu gece geç saate kadar oturmana ve balkonda oturup yıldızları saymana izin vereceğim. Bu gece yanına uzanıp en sevdiğim TV programlarını bir kenara bırakacağım. Bu gece sen dua ederken parmaklarımı saçlarında dolaştırıp bana en büyük armağanı verdiği için Tanrı’ya şükredeceğim. Kayıp çocuklarını arayan anne ve babaları düşüneceğim. Yatak odaları yerine çocuklarının mezarlarını ziyaret edenleri ve hastane odalarında donuk bakışlarla, daha fazla içlerinde tutamadıkları çığlıklarıyla hasta çocuklarını seyreden anne babaları düşüneceğim ve bu gece yanağına iyi geceler öpücüğü kondurduğumda seni biraz daha sıkı ve biraz daha uzun tutacağım kollarımda Tanrı’ya senin için teşekkür edip bize yalnızca bir gün daha vermesi için yakaracağım.....

30 Kasım 2007 Cuma

Hiçbir şiir anlatamaz seni ve gözlerini

Hiçbir şiir anlatamaz seni ve gözlerini,
Senden başka !
Sen şiirsin dize dize içime kazılan,
Yazan ben değilim benden öte benliğim,
Kalem sensin kağıt benim,
Ben şair değilim...

Ben şair değilim sen şiirsin,
Ben kiremitleri paramparça çatısı delik.
Bir gecekonduda çocuk gibiyim,
Sen yağmursun sağanak sağanak yağan.
Ben çaresiz kalmış biriyim,
Bütün varlığıyla göz olmuş sana bakan...

Sen şiirsin ya sonumsun ya mutluluğum,
Adını andıkça yakıyor genzimi soluğum.
Cok acılar çektim yolunda, çekiyorum yine de...
Sana sormadan aşkına düşmekse suçum.
Sen $iirsin, Güzelsin, Anlayan, Bağışlayansın,
Beni göğsünde dinlendir, Ben Sana Vurgunum...

GideßiLirSin..

Madem ki içinde o ateş söndü
Bir daha yakmadan gidebiLirsin
AkLımda kaLmasın bu son bakışLar
Yüzüme bakmadan gidebiLirsin

YıLLardır verdiğin kederi görme
Üstüme yıktığın kaderi görme
Ömrümden çaLdığın günLeri görme
Beni de görmeden gidebiLirsin

Sen düşün yaranı kimLer saracak
Sen düşün gönLünü kim avutacak
Bir an önce kayboL; oLdu olacak
Bir veda etmeden gidebiLirsin

Demek ben suçLuyum bir tek sen hakLı
Ben zaLim bir düşman sense zavaLLı
En güzeLi aLıp beni asmaLı
Beni affetmeden gidebiLirsin

ZorLama kendini veda etmeye
ZorLama gözünden yaşLar dökmeye
Mecbur da değiLsin birşey demeye
Hiç bir şey demeden gidebiLirsin....


Ahmet Selçuk İLkan