seksüel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seksüel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Aralık 2007 Pazartesi

Erkeğinizi tanımanın yolları (buketforum)

Bir erkekle çıkmaya, uzun süreli bir ilişkiye başlama kararı almak biz kadınların hayatındaki en zor şeylerden biridir. Ancak genel kanının aksine bunun zor bir karar olmasının ana nedeni kadınların kararsız yaratıklar olmaları değil, erkeklerden yüzyıllar boyu yedikleri darbeler ve kırılan milyonlarca kalptir. Erkekleri kolay affedebiliriz belki ama bize yaptıkları hataları asla unutamayız. Bu, genellikle kendimizi suçlu hissetmemiz ile başlar. Önce sizi Cuma akşamı arayacağını söyler ve umduğunuz gibi sizi aramaz. Siz arayacağı günü yanlış anladığınızı düşünürsünüz veya bir sürü mazeret uydurursunuz. Ama o bu konuda hiç bir şey söylememeyi seçer.

İlişkinizin parmaklarınızın arasından kayıp gittiğini hissedersiniz. Ama yapacak fazla şey yoktur. Oturup düşünmeye başlarsınız. Nerede hata yaptığınızı, işlerin hangi olaydan sonra kötüye gitmeye başladığını uzun uzun düşünürsünüz. Sonra da neden daha işin başında vazgeçmediniz diye kendi kendinize kızar durursunuz. Evet haklısınız, gerçekten de bütün önlemleri daha henüz yeni bir ilişkiye başlarken alabiliriz. Burada bütün mesele karşımızdaki insanın nasıl biri olduğunu daha sağlıklı bir şekilde anlaya çalışmak.

Ancak bu noktada işiniz hiç de kolay değil. Çünkü çekici birisiyle tanıştığınızda objektif olarak düşünme ve karar verme yetilerimiz geçici olarak sekteye uğrayabilir. Böyle bir durumla karşı karşıya kalmamak için aşağıdaki testi mutlaka uygulamalısınız.

Onu iyice tanıyın

Bir erkeğin yaşadığı yere ve birlikte yaşadığı şeylere bakarak kişiliği ile ilgili ciddi bilgi sahibi olabilirsiniz. İşe kitaplığından başlayın. Kitaplığındaki kitapların yeni olup olmaması ve futbol dergilerinin sayısı onun kültürel yapısı ile ilgili önemli ipuçlarındandır. Ailesiyle birlikte çektirdiği fotoğrafların boş pizza kutularının sayısına olan oranı ailesine olan düşkünlüğünü anlamanıza yardım edecektir. Korkmayın ve soru sormaktan çekinmeyin. Burada dikkat etmeniz gereken tek nokta bu soruları polis edasıyla sormamanız. Aksi takdirde itici olabilirsiniz.

Bir erkeğin dağınık olması veya futbol düşkünü olması ondan vazgeçmeniz için bir neden değildir. Ama bir erkeğin futbolu her şeyden daha üstün tutması ya da dağınıklıklarından vazgeçmemesi ilişkinizi bir kabusa çevirebilir. Burada çıkardığı her şeyi etrafa fırlatan veya akşam gözü televolelerden başka bir şey görmeyen ve birçok kadının katlanamayacağı türden bir erkekten bahsediyoruz.

Bana dostunu söyle

Kimse ailesini seçemez ama arkadaşlarının seçimi kişinin tamamen özgün seçimidir. Çevresindeki arkadaşlarını incelemeniz, onun insanlarda aradığı ortak özellikleri anlamanızı sağlayacaktır.

Asla, iyi bir ilişki için onun bütün arkadaşların beğenmeniz gerekir diye bir durum söz konusu değil. Ama eğer gerçekten onun hiç bir erkek arkadaşından hoşlanmıyorsanız bundan kişisel olarak bir sonuç çıkarmanız gerekebilir. Her insan arkadaş seçerken mutlaka kendi kişiliği, davranış tarzı ve yaşam tarzı ile ilgili paralellikler kurar. Bu insanın doğası gereğidir.

Mesela çok fazla kız arkadaşı olan bir erkek duygulara karşı açıktır ve kadınlarla çok kolay iletişim kurar. Ama eğer arkadaşları sadece kızlardan oluşuyorsa bu dikkat çekici bir durumdur. Bu bazı iletişim sorunları yaşadığının göstergesi olabilir. Eski kız arkadaşları ile ilişkileri çok yoğunsa gözünüzü hep üstünde tutmanız gereken çapkın erkeklerden demektir. Ama hiç arkadaşı yok ise asla zaman kaybedilmemesi gereken topluma kapalı birisi demektir.

Çocuklar ve "O"

Bir erkeğin çocuklarla olan ilişkileri onun insani taraflarının ve ne kadar iyi bir potansiyel baba olduğunun ölçütüdür. Eğer çocuklardan hoşlanmıyor ve hatta onlara katlanamıyorsa bu bazı problemlerin başlangıcı sayılabilir. Potansiyel sevgilinizin bu tarafını anlamak için hafta sonu evinize, yakınlarınızdan birinin çocuğunu veya çocuklarını davet edin ve sevgilinizin bu çocuklarla olan ilişkilerini dikkatlice gözlemleyin. Eğer çocukların ne söylediğini dinliyorsa bu iyidir. Çocuklarla özel olarak oturup konuşuyorsa bu harikadır. Ama eğer koridorda onlarla alt alta üst üste oyunlar oynuyorsa sizin için muhteşem bir sonuçtur bu.

İyi bir seyahat arkadaşı mı?

Bir erkeğin nasıl biri olduğunu anlamak için en önemli testlerden birisi onunla uzun bir yolculuğa çıkmaktır. Yolculuk sırasında başınıza gelen küçük aksilikler yaşamda karşınıza çıkacak olanlarla oldukça benzerlikler taşır. Ve erkek arkadaşınızın bu aksiliklerle başa çıkma şekli, gerçek hayattakilerle boğuşmasının neredeyse aynısı olacaktır. Ayrıca bu tarz birlikte çıkılan bir seyahatte -ki en faydalı şekil otomobil yolculuğudur- çiftler daha önce yüz yüze konuşmaya cesaret edemedikleri birçok konuyu konuşabilirler. Beraber çıkılacak bir tatil onun günlük alışkanlıklarını, hatta horlayıp horlamadığını anlamanıza yarayacak bir sürü altın fırsatla doludur.

Zaman çok önemlidir

Eğer bir erkek saat sekizde gelirim deyip, dokuzda geliyorsa bu kendi zamanına sizinkinden çok daha önem verdiğini gösterir. Siz siz olun zaman konusunda asla ödün vermeyin. Sizin zamanınız önemlidir. Ve hiç bir özür zamanınızı geri getirmez.

Dinleme kısmı

Sizinle ailesini, işini, kedisinin komikliklerini uzun uzun konuşan, tartışan bir adam kolaylıkla kalbinizi fethedebilir. Eğer bir erkek duygularını ve tutkularını rahatlıkla dile getirebiliyorsa yeşil ışığı ona gösterebilirsiniz. Eğer durmadan kendisi hakkında konuşuyor ve "Tamam sevgilim beni dinledin şimdi kendini anlat bakalım" demek için bile susmuyorsa sarı ışık, geçmişi hakkında pek konuşmuyor ve sizin sorularınızı yanıtlamaktan kaçınıyor ise tabii ki kırmızı ışığı hak etmiş demektir.

Eski kız arkadaşlar meselesi

Eğer sürekli eski kız arkadaşı ile ilgili bir takım laflar ediyorsa bu dikkatli olmanız gerektiği anlamına gelebilir. Daha önce çok hoşlandığı ve beraber olduğu insanlardan bu kadar kötü bahsetmesinin nedeninin ne olduğu önemli. Bunun iki nedeni olabilir; ya sevgiliniz dedikoducu ve aynısını sizinle olan ilişkisi sonlandıktan sonra da yapabilir, ya da hala eski kız arkadaşına dair bir şeyler hissediyordur. Her iki durum da kolay kabul edilebilir cinsten şeyler değil. Tamam dedikoducu ise bununla başa çıkabilirsiniz. Yani sizden sonra ne söylerse söylesin sizi ilgilendirmez. Ancak eğer ikinci durum, yani bir rakip söz konusu ise işler karmakarışık olabilir. Burada en mantıklı olanı onunla uzun bir konuşma yapıp ardından da ilişkinizi tarihe gömmek...

Annesi ile tanışın

Annesi ile çok sıkı bir ilişki halinde olan erkeklerden kesinlikle uzak durun. Çünkü böyle erkekler kadınlara karşı nasıl davranacakların bilemezler ve partnerlerini sürekli anneleri ile karşılaştırırlar. Ayrıca her hareketi annesi tarafından kontrol edilen bir erkek pek de çekilebilir türden değildir. Ama eğer annesi ile ilişkileri iyi ve olması gerektiği gibiyse, bu faktör, size sevgi ve saygı olarak da yansıyabilir.

Para önemlidir

Sakın bu konuda hataya düşmeyin: Kulağa kötü gelse de para güç demektir. Bir erkeğin para ile olan ilişkisi karakterini anlamanıza yardımcı olacaktır. Eğer sürekli en küçük paraları bile kendisinin ödemesi konusunda ısrar ediyorsa bu onun cömertliğinden değil, ilişkinin kontrolünü eline almayı istemesinden kaynaklanıyordur. Ancak asla bu durumun gözlerinizi kamaştırmasına izin vermeyin. Tamam para asla bir ilişkiyi yönlendirmemeli ve biz size asla zengin erkeklerle beraber olmanızı tavsiye ediyor değiliz. Ancak burada dikkatinizi çekmemiz gereken bir nokta var. Bazı erkekler ilişkinin başında bonkör davranarak kız arkadaşlarının güvenini kazanıyor ve sonra da maddi olarak onları kullanıyorlar. Ya da paralarını, kendi lehlerine bir kuvvet aracı olarak ilişkinin akışını ve dengesini etkilemek için kullanıyorlar. Burada dikkat etmeniz gereken erkek arkadaşınızın para ile olan ilişkisinin dengeli ve normal olması.

İşi konusundaki duyguları çok önemli

Bir adamın işteki tavırları, hayattaki tavırları ile paralellik sergiler. Onun sorumluluk sahibi, enerjik veya tembel olup olmadığını iş yerindeki tavırlarından kolayca algılayabilirsiniz. Mesela işteki problemlerini iş değiştirerek çözen birisi ise ilişkinizde problemler oluştuğunda büyük bir ihtimalle sizi terk edecektir. Eğer işte yüksek bir konumda ise ve altında çalışanlara hayatı zindan ediyorsa, ilişkiniz ilerledikçe sizi di altında çalışan birisi gibi görme eğilim yüksek olacaktır. Ya da işte bir türlü yükselemiyor veya zam alamıyorsa bunun sıkıntısını sizden çıkarma olasılığı yüksektir. Bu gibi durumlara açıklık getirmek için iş arkadaşları ile tanışmaya çalışmanız yararlı olacaktır.

Gizli kişiliğe dikkat

Her ilişki başlangıcında kandırılmamız mümkün. Partnerinizin takacağı bir maske onu yanlış tanımanıza neden olabilir. Bu nedenle ne kadar aşık olursanız olun, sorgulamadan teslim olmaktan vazgeçin. Bazı küçük sayılabilecek olaylar çok daha vahim büyüklerinin habercisi olabilirler. Mesela ne kadar kızdığınızı bildiği halde size bir tartışma anında çocuk gibisin diyorsa bu onun sizin sinirlenmenizden ve aşağılanmanızdan keyif aldığının göstergesi olabilir. Ya da bir restoranda geciken bir siparişten dolayı garsonun arkasından inanılmaz reaksiyonlar gösteren ancak garsonun yüzüne bir şey söyleyemeyen bir erkek bastırılmış şiddet duygusunun iyi bir örneği olabilir ve ilerde başınıza çok iş açabilir.

Seksüel anlayış şart

"Eğer sizin uyarılmanız onu da uyarıyorsa bu ilişki için harika bir durumdur. Böylece erkeğiniz, sürekli sizin uyarılmanızı sağlayacak davranışlar içine girer." diyor dünyaca ünlü seksolog Louanne Cole Weston, çiftlerin seksüel uyumuna dair. Hakikaten de ten uyumu da denilen cinsel beraberlikteki uyum bir beraberliğin yürümesindeki en önemli etkenlerden. Bu tarz bir uyum bir ilişkiyi roketleyebileceği gibi, tersi bir durum çok iyi anlaşan çiftleri bile ayırabilir. Ancak bu konuda çok acele etmeyin. İlişkinizin iyi bir ritmi yakalayabilmesi için çoğu kez altı ay gibi bir zaman gerekmekte.

2 Aralık 2007 Pazar

Suçluluk Duygusu

Suçluluk Duygusu

Bazen de başarılı ve doyurucu bir cinsel yaş**ın önüne dikilen engel, aşırı bir utangaçlıktır. Cinsel konularda rahat olmayan aşırı sıkılgan kişiler heyecanlarını kontrol altında tuttukları için gerçek doyuma da ulaşamazlar. Eşlerden ikisinin de büyük bir sıkıntıyla sabahı bekledikleri, başarısız gerdek geceleri, cinselliğin baskı altında tutulduğu bütün toplumlarda çok sık rastlanan bir durumdur. Çoğu zaman bu cinsel işlevsizliğin kökeninde bu suçluluk duygusu yatar. Kadın ya da erkek, gerek hayali, gerekse gerçek bütün cinsel eylemlerinde derin bir suçluluk kompleksinin etkisi altındadırlar ve bu yüzden, orgazma ulaşsalar bile gerçek bir ruhsal ve bedensel bir doyumdan uzak kalmaktadırlar. Bunun nedenleri kişinin çocukluk deneylerinde aranmalıdır. Bazı çocuklar, hiç bir bedensel temasın hoşgörülmediği bir atmosfer içinde yetiştirilmiştir. Anneler ya da babalar, kendi iç yasak ve koşullanmalarından ötürü, çocuklarını yeteri kadar sevip okşamaktan kaçınmışlardır; bu da çocukta fiziksel temasa karşı bir ürkeklik yaratmıştır. Bu tür anne ve babalar, çoğu zaman, çocuğun cinsel organıyla oynamasına da izin vermemişler, onu mastürbasyon yaparken yakaladıklarında hakaret etmişler, cezalandırmışlardır. Bunun, çocukta cinsellikle "günah" düşüncesinin birleşmesine yol açması kaçınılmazdır.
Suçluluk duygusu bilinçli bir duygu da olabilir, bilinçsiz de. İnsanların önemli bir bölümünde bilinçli bir günah düşüncesi değilse bile, bulanık ve kişinin, kendisinin farkında olmadığı bir utanç duygusu cinsel yaş**ı etkisi altında tutar. Günümüzde bile çocuklara cinsel organ ve duygularının birer suç unsuru olduğu düşüncesi yerleştirilmektedir. Bu bilinçli olarak öğretilmese bile, aileler ve yakın çevreler günlük davranışlarıyla bu duyguyu çocuğa aşılamaktadır. Cinsel bölgeler örtülmekte, cinsel konular suskunlukla geçiştirilmektedir. Nitekim, soğukluk ve iktidarsızlık gibi sorunların, cinsel konularda rahat, bol cinsel çağrışımlı konuşmalardan çekinmeyen ve yemek yeme, oturma ve yatma eylemlerini tek bir oda içinde yürüten köy toplumlarından çok, cinsel bakımdan kapalı ve cinsel eylemin herkesin gözünden uzak ayrı "yatak odalarında" sürdürüldüğü kent topluluklarında daha sık görüldüğü bilinmektedir. Bu tür toplumsal nedenlerin yanısıra, cinsel organlarla dışkı organları arasındaki yakınlık da cinsellik ile kirlilik arasında güçlü bir bağın kurulmasına yardım etmektedir. Böylece bir yandan suçluluk, kirlilik ve cinsellik, öbür yandan "iffetlilik", temizlik ve hatta cinsiyetsizlik, cinsel yönden baskı altındaki kişinin zihninde birbirine karşıt ilkeler olarak ortaya çıkmaktadır.
Suçluluk duygusu, kişiyi, oral veya anal seks gibi cinselliğin sadece belirli biçim ve yönlerinden uzak tutabileceği gibi, genel bir soğukluk, isteksizlik veya iktidarsızlık da yaratabilir. Kimi zaman da, suçluluk ve kirlilik düşüncelerinin arasından geçerek cinsel hazza ulaşmayı başarabilmiş kişilerde biraz farklı bir saplantı belirir: yaşamlarında cinsellikle "kötülüğün" özdeştirilmesini yaş**ış böyle kişiler, sadece "günahkar bir atmosferde" seks yapmaktan hoşlanır olurlar. Ancak ağrılı, sancılı veya yasak bir ilişki kendilerine zevk verebilir. Bununla birlikte, kişinin eşiyle mutlu olmasının böyle bir ilişkiye bağlı olduğu ve iki taraf da onayladığı sürece, çocuklarla cinsel ilişki gibi toplumca suç sayılan davranışları içermemesi koşuluyla böyle bir ilişkiyi bir cinsel sapma saymak yanlış olur.

Andropoz neler yapılmalı ?

Andropoz neler yapılmalı ?

Kadın cinsel hormonu belli bir yaştan sonra sıfıra iniyor ve menopoz denilen bu durumda eksik hormonun yerine konması uygulamada olan bir yaklaşım. Erkekte de hormon seviyelerinde bir değişiklik söz konusu. 45-50 yaşından itibaren erkeklik hormonu olan testosteron yanında böbreküstü bezinden salgılanan aynı yapıdaki hormonlar devamlı bir düşüş gösteriyorlar, ama hiç bir zaman bu seviye, ileri yaşta bile, sıfır olmuyor. ' Andropoz ' olarak da adlandırılan bu durum, cinsel fonksiyonun gerilemesi yanında, cinsel arzu ve zihinsel fonksiyonlarda da düşmeye neden oluyor. Ayrıca yorgunluk hali ve uyku problemleri duygusal değişiklikler, iktidarsızlık, depresyon, libido(cinsel güç)azalması, osteoporoz, meni kalitesi ve kaslarda olumsuz etkiler, yine erkeklik/androjen hormonlarının eksikliği, vücut yapısı değişikliğine sebep olarak bilhassa karında 10-15 kg yağ tutulmasına yol açıyor.

Ortalama yaş** süresi uzadığı için yaşlanmaya bağlı sorunların artacağı ve andropoza bağlı problemlerin artması, geliştirilen tedavi yöntemleri dikkat çekiyor.

Türkiye ‘de 40 ile 70 yaş arasındaki erkeklerin yüzde 52'sinde cinsel performansta ve istekte azalma olduğu, ancak doktor başvurusunun azlığına bağlı bu rakamların gerçeğin oldukça altında kaldığı tahmin edilmektedir.

Tüm bu bulguları özetlersek erkeklerde ilerleyen yaşa bağlı görülen fiziksel ve zihinsel değişikliklerin, androjen hormonlarının azalmasıyla birlikte bir klinik tabloya dönüşmesidir.

Bu klinik tablo şu belirtileri içerir:

1. Seksüel fonksiyon ve istek azalması, özellikle sabah ereksiyonlarının kalitesinde düşme,

2. Entelektüel kapasitede azalma, konsantrasyon kaybı, yorgunluk, kızgınlık ve depresyon,

3. Kas kitlesinde ve gücünde belirgin azalma,

4. Kemik mineral yoğunluğunda azalma (osteoporoz),

5. Organ yağlanmasında artış.

Andropoz terimi yaygın kullanımına rağmen çok doğru bir tanımlama değildir. Kadınlarda menopozla birlikte üreme özellikleri tamamen ve akut olarak bitmesine karşın, erkeklerde üreme kapasitesi ilerleyen yaşa rağmen devam edebilir. Bu bağlamda "yaşlanan erkeklerde androjen eksikliği 'andropoz'a göre daha doğru bir tanımdır.

39- 70 yaşları arasındaki erkeklerde, serum serbest testosteron seviyelerinin yılda yaklaşık %.1.2 oranında düştüğü gösterilmiştir.

65 yaş üstü erkeklerin yaklaşık %25-50'sinde biyo-yararlanılabilir testosteron düzeylerinde düşüş gerçekleşmekte ve androjen replasman (eksik hormonun yerine dışarıdan yapay olanı verme) tedavisi gerektirecek belirtiler ortaya çıkmaktadır. Elbette yaştan bağımsız olarak, genetik bozukluklar, şişmanlık, çeşitli hormonal dengesizlikler (büyüme hormonu, tiroid hormonları, insülin), alkol, stres ve kronik hastalıklar da kan testosteron düzeylerinde düşmeye sebep olabilmektedir.

Androjenler ve etkilediği organlar

Androjenler %90'ı testislerden , %10'u böbrek üstü bezlerinden salgılanan ve vücutta değişik oranlarda biyolojik etki gösteren steroid yapıda 5 hormondur. Bunlar, testosteron, dihidrotestosteron, androstenedion, DHEA ve DHEA-S'dır.

Androjenlerin etkileri, daha anne karnındayken başlar ve çocuğun dış cinsel organlarının gelişmesini sağlar. Ergenlik döneminde sekonder seks karakterlerinin gelişmesini ve daha sonraki yıllarda da cinsel arzu, ereksiyon ve sperm yapımı gibi üremeye yönelik fonksiyonlarını sürdürürler. Erkek üreme sistemi ve sekonder seks karakterlerinin gelişimine olan etkileri androjenik etkiler olarak bilinir Ereksiyon(penisin sertleşmesi) mekanizmasının her basamağında rol alırlar. Özellikle gece ereksiyonlarını ve seksüel davranışları düzenler, kas, kemik, sinir sistemi, prostat, kemik iliği gibi organlarda da etki yaparak osteoporoz, ve kas gücüne olumlu etki ederler. Diğer yandan tüm yaş** boyunca bilişsel fonksiyonların gelişiminde rol oynarlar. Vücutta azot tutulumunu sağlayarak, kas ve kemik oluşumunu indüklerler(arttırırlar). Ayrıca bu hormonların kan hücrelerinin yapımı ve serum lipid düzeylerine etkileri de kanıtlanmıştır. Büyüme ve organlardaki bu etkileri ise anabolik (arttırıcı)etkiler olarak tanımlanır.

Androjenlerin ereksiyondaki rolü kesin sınırlanamamıştır, günümüzde belli bir eşik değer üstündeki serum androjen düzeylerinin normal cinsel fonksiyon için yeterli olduğu varsayılmakta, ancak bu eşik değer ile ilgili çelişkili görüşler öne sürülmektedir.

İnsanlarda, serum androgen düzey düşüklüğünün (hipogonadizm) hemen her zaman libido (cinsel istek)azalması ve özellikle gece ereksiyonlarının sertliğinde ve sıklığında azalma ile beraber olduğu bilinmektedir. Bu hasta grubunda, testosteron tedavisi ile bu şikâyetler düzeltilebilmektedir.

Deneysel hayvan modellerinde de, androjenlerin, moleküler düzeyde ereksiyonun her aşamasında rol aldığı gösterilmiştir. Ereksiyon, penise gelen kan akımının artması, giden kan akımının ise azalması ve penis içi basıncının artması ile gerçekleşir. . Androjenlerin penis kan dolaşımı üzerine etkileri, gelen kan akımının artması ve giden kan akımının azalması şeklindedir. Bunu penis düz kaslarına, tunika albugineanın (penis kılıfı) fiziksel özelliklerini ve damarlara etkisi ile sağlar.

Deneysel çalışmalar, androjenlerin beyinde, hipotalamus düzeyinde hormonları uyararak ereksiyonda rol alan ajanların salgılanmasını düzenlediğini ortaya koymuştur. Ayrıca omurilikte de androgen reseptörlerinin varlığı gösterilmiştir. Androjenler penis düzeyinde de bu organın otonom sinir sistemine , damar cidarına , penis kılıfına , penis içi düz kaslara ve çizgili kaslara etkilidir. Androjen reseptörlerinin uyarılması direkt olarak, ereksiyonda başlıca görev yapan azotoksit sentezine de etkilidir.

Sonuç olarak, deneysel çalışmalar, androjenlerin ereksiyonun her aşamasında belirleyici rol oynadığını ortaya koymuştur.

Andropozun şu anda dünyada kaç erkeğin sorunu olduğu tam olarak bilinmese de, 21. yüzyılın ilk yarısında androjen eksikliği olan erkek sayısının anlamlı bir şekilde artacağı nüfus araştırmaları sonucu tahmin edilmektedir. Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Enformasyon Departmanı'nın, 75 yıllık bir periyotta dünya nüfus tahminleri ve yansımalarından elde edilmiş verileri göstermektedir. 20.yüzyılın son on yılında dünya nüfusu 1 milyar artmıştır, ve önümüzdeki 25 yıl içinde de 2 milyarlık bir artış beklenmekte ve 2025 yılında dünya üzerinde 8 milyar insanın yaşayacağı öngörülmektedir. Daha çarpıcı olarak, yaş** beklentisi, bu periyotta en az 30 yıl kadar artmıştır. Bu zaman içinde 65 yaş üstü birey sayısı 3 katına çıkarken, çocuk sayısı %35'den %20'lere düşecektir. Sonuç olarak kaba bir hesapla 2025 yılında dünya nüfusunun yaklaşık %15'inin 65 yaş üstü bireylerden ve bunlarında yaklaşık %50'sinin erkeklerden oluştuğunu göz önünde bulundurursak, bu yaşlı erkek populasyonunun %30-50'sinde de serum biyoyararlanılabilir testosteron düzeyinin düşük olacağı varsayılırsa, bu tarihte dünya yüzeyinde androjen replasman tedavisi ihtiyacı duyabilecek 180-300 milyon erkek olacaktır.

Tedavi olanakları teknolojik gelişmelerle birlikte artmış olup: Androjen düşüklüğünün medikal tedavisinin amaçları seksüel fonksiyonların yerine konması, libido restorasyonu ve bireylerde iyi olma hâlinin teminidir. Seksüel fonksiyonlardaki etkilerinin yanı sıra, eş** derecede önemli olarak androjen replasman tedavisi gelişmiş osteoporozun ilerlemesini engeller, kas gücünü restore eder ve mental kapasiteyi arttırır. Testosteron tedavisi fizyolojik serum testosteron düzeylerinin kanda sağlanmasını, ayrıca testosteronun metabolizma ürünleri olan DHT ve östradiolün de optimize edilmesini içerir.

Günümüzde kullanılan formları, ağızdan alınan tabletler, kas içi enjeksiyonlar ve skrotal (Testis derisi)ya da nonskrotal deriye yapıştırılan yamalardır . Bu yöntemlerin hepsinin ayrı avantajları ve dezavantajları bulunmasına rağmen, deriye yapıştırılarak kullanılan patch'ler günlük testosteron salınım ritmini taklit ederek fizyolojik ve etkili bir iyileşme sağlarlar.

Dünyamız hızla yaşlanan insanlığa ev sahipliği yapıyor Hızla yaşlanan insanlıkla birlikte ileri yaşlarda görülen sağlık sorunlarının da artması kaçınılmazdır. Andropoz da bunlardan biri olmakla birlikte tanısı ve tedavisi oldukça kolay ve zahmetsiz bir yaşlılık sorunudur. Sonuç olarak, Birleşmiş Milletlerin verilerine dayanarak, 2025 yılında 180-300 milyon erkeğin , androgen replasman (Eksik hormonu yerine koyma)tedavisine gereksinim duyacağı tahmin edilmektedir.