neler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
neler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Aralık 2007 Pazartesi

Anne olmak bir kadına neler öğretiyor

Anne olmadan önce


Gece ne kadar geç yatacağım ya da sabah ne kadar geç kalkacağımı
düşünmezdim.

Dişlerimi fırçalar, saçlarımı uzun uzun tarayabilirdim...

İçki içmenin ne kadar keyifli olduğunu, bir şey düşünmeden
sızabilmenin, hatta kesintisiz, düşüncesiz uyuyabilmenin kıymetini
bilmezdim.

Evimi her gün temizlerdim. Hatta süsler, püsler, küçük dekorasyon
oyunları yapardım.

Evimi dağıtacak şeylerin küçük oyuncaklar, yırtık kağıtlar olacağı
aklıma bile gelmezdi...

Saksılarımın zehirli olup olmadığını düşünmemiştim bile. Ya da banyoda
duran el sabununun bir içecek gözüyle görülebileceğini...

Anne olmadan önce...

Üzerime bu kadar işeneceğini, kusulacağını ve daha da ilginci bundan
rahatsız olmayacağımı bilemezdim. Gaz çıkartmanın eğlenceli tarafını
göremezdim.

Anne olmadan önce...

Ağlayan bir bebeği aşısı yapılsın ya da test için kan alınacak diye
böğüre böğüre kucağımda sıkabileceğimi bilmezdim. Ağlamaklı gözlere bakıp
ağlayabileceğimi, minik bir tebessümden büyük mutluluklar
yaşayabileceğimi düşünemezdim.

Saatlerce uyuyan bir bebeği seyretmek için uyanık kalabileceğimi...

Anne olmadan önce...

Kalbimin vücudumun dışında bir yerlerde olabileceğini...

Aç bir bebeği doyurmanın insanın ruhunu nasıl doyurabildiğini..

Bir anne ile çocuğunun arasındaki bağın göbek bağından çok daha sağlam
olduğunu...

Bu kadar küçük bir bedenin bu kadar büyük bir huzur verebileceğini...
Düşünemezdim.

Anne olmadan önce...

Bütün bir gece boyunca, hatta geceler boyunca her şeyin yolunda gidip
gitmediğini kontrol etmek için 10 dakikada bir uyanacağıma...

Kapılardan nefes sesi dinleyeceğime...

Başkasının öksürüklerinin ciğerimi parçalayabileceğine...

Bir insan öpücüğünün kesilen parmağımın acısını dindirebileceğine...
İnanamazdım...

Alıntı..

Çocuğunuz Neler Yapabilir ? (buketforum)

1 aylık bebek, görebilir, duyabilir, 2 aylık olunca gülmeye, 4 aylık olunca ise cisimleri iki eliyle kavramaya, kendi kendine oynmaya başlar. 6 aylık bebek destekle oturabilir, 9 aylık olunca destekle birkaç adım bile atabilir.

Aşağıdaki gelişim kategorisi çocuğunuzun bulunduğu gelişim seviyesini daha iyi değerlendirebilmenizi sağlasa da, çocuğunuzun bu özelliklerin hepsini taşımasını beklemeyin. Unutmayın, her çocuk birbirinden farklıdır! Tavır, davranış ve vücut gelişimi çocuktan çocuğa farklılıklar gösterir...




İKİ HAFTALIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?
-Bebek kolları ve bacakları hafif bükülmüş olarak yatar.
-Bu dönemde emme, yakalama, arama gibi yeni doğan dönemine ait refleksler (otomatik hareketler) bebeğin tek hareketleri olabilir.
-Zaman zaman bakışınızı yakalayıp size bakabilir. Bu durumda ona bakarak, gülümseyerek, başınızı sallayarak yanıt vermeye çalışın.
-Bulanık görür. 20-25 cm mesafeyi seçebildiği için onu tutanı çok rahat görebilir.
-Henüz başını kaldıramaz, yatarken dönemez ve oturamaz.
-Sakin olduğu kısa dönemler olacaktır; bu dönemlerde ona şarkı söyleyin, konuşun, evde gezinin.

BİR AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?
-Görebilir, duyabilir, tat alabilir, acıyı hisseder!
-Başını tutabilir, karın üstü yattığında başını sağa-sola çevirebilir.
-Emerek kendini sakinleştirebilir.
-Agu- ıkınma sesi- kumru sesi-mırıldanma gibi sesler çıkarmayı dener.
-Kısa süreli izleyebilir, yakın tutunca dikkatle bakabilir.
-Sizi tanıdığını belli edebilir. Sesinizi duyunca sakinleşebilir.
-El ve ayaklarının farkına varmaya başlar.

İKİ- ÜÇ AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?
-Başını daha uzun süre dik tutabilir, göğsünden destek alıp kalkmaya çalışabilir.
-Ellerini bacaklarını sallamaya, basmaya çalışabilir.
-Parmaklarını açabilir, ellerini birleştirip ağzına götürebilir ama henüz elini bütün olarak kullanır.
-Gülmeye başlar, tanır. Tek heceli sesler çıkarmaya, cıvıldamalara başlar.
-90-180 derece izleyebilir.

DÖRT AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?
-Etrafıyla ilgilenmeye başlar, yatmak değil oturmak ya da dolaştırılmak ister. Biraz destekle 1-2 dakika oturabilir.
-Karnının üstüne yattığında elleriyle itip minik push-up’lar yapar, hatta bir tarafa dönebilir.
-Uzanıp cisimleri iki eliyle kavrar, biraz inceleyip sonra ağzına götürür. Salyası bollaşır.
-Kendi kendine oynayabilir.
-Tek heceler 4-5 aylarda çıkmaya başlayabilir, ancak anlamlı değildir.
-Çığlık atmayı dener.
-Bebeğinizin kişiliği belirginleşmeye başlar. Size tüm yüzü ve vücuduyla yanıt vermesi yakındır.

ALTI AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?
-Artık herşeyi görüp izleyebilir.
-Destekle oturabilir. Eğer ek gıdalara geçtiyseniz kaşıkla beslenmeyi bebek otururken yapmalısınız.
-Her iki yöne de dönebilir. Yüzükoyun yatarken poposunu havaya kaldırmaya bile çalışabilir.
-Bebek 3 boyutu kavrayabilir ve büyüklük ve şekillerine göre cisimleri gruplandırabilir.
-Aynada, arkasında sizi görürse, arkasına bakıp sizi arayabilir.
-Bir eliyle kavradığı cismi diğer eline geçirebilir, iki saplı bir bardaktan yardımınızla su içebilir.
-Cisimleri birbirine vurur, ellerini birleştirir, oyuncağını tek eliyle tutabilir.
-Sesli güler, çığlıklar atar.
-Bebeğiniz artık eğlenmeye başlar. Sizinle saklambaç oynayabilir.
-Yabancıları ayırmaya başlayabilir.
-Emme, baloncuklar çıkarma, yalama; konuşma öncesi hareketlerdir.

DOKUZ AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?
-Bebekler ayağa kalkmak için kendilerini çekmeye başlarlar.
-Ses çıkarmak için bir şeyleri birbirine vurmaya bayılırlar. ‘Baba’, ‘mama’ gibi sesler çıkarmaya başlarlar.
-Bebeğiniz bu dönemde eşyaları, kaplara koyup çıkarabilir.
-Bazı 9 aylıklar, destekle birkaç adım bile atabilir. Bebeğiniz ayrıca, dizlerini kırarak eğilmeyi ve ayakta durduktan sonra tekrar oturabilmeyi öğrenir.
-Bu yaştaki bir bebek, hareket etmenin verdiği özgürlük duygusu ile emekleyerek veya iki ayak üzerinde, hareket etmek, ulaşmaması gereken şeyleri almak ister.
-Bu yaşta, belki de merdivenleri emekleyerek çıkabilir ve eşyalara tutunarak hareket edebilir.
-9-10 aylık olunca bebekler bir şekilde oda içinde sürünerek, emekleyerek, eşyalara tutunup sıralayarak dolaşmaya başlarlar.
-Bir oyuncağını uzaklaştırırsanız, gittikçe daha çok kendine güvenen bebeğiniz buna karşı çıkacaktır. Aslında artık kendi istek ve ihtiyaçlarını belirtmeyi öğrenmeye başlıyor.
-Problem çözme yeteneği gelişir ve şimdi şeffaf bir kabın içinde gördüğü oyuncağı almak için direkt uğraşmak yerine kapağını açmayı dener.

Dil gelişimi:
-Kelimeleri kullanmasa da, onları anlar. ?ba?, ?ma? gibi heceleri tekrarlayarak gerçek kelimeleri taklit etmeye uğraşır. (Sakın çok heyecanlanmayın, henüz konuşamıyor, ancak heceleri tekrarlıyor.)
-Kelimelerinizden çok, tonlamanızdan anlam çıkarır.
-Onunla ne kadar çok konuşursanız-yemek hazırlarken, araba kullanırken, üzerini giydirirken- o kadar çabuk iletişim yeteneklerini geliştirir.
-Bir çalışmada, çocukların bir gün içinde ne kadar çok kelime duyarsa, o kadar zeki olduklarını gösterilmiş. (Tabiki televizyondan veya arka plandaki sohbetlerden duyulan kelimeler değil; bebeğinizin anlamasına yardım etmek için konuşmalar interaktif olmalı.)

BİR YAŞINDA BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?
-Kendi başına ilk adımlarını bu yaşta atabilir. (Aslında bunu, bundan sonraki birkaç hafta veya ay yapamayabilir, yani eğer bu ay yürüyemezse üzülmeyin).
-Çoğu çocuk bu ilk adımları parmak ucunda, ayakları dışa dönük olarak yapar.
-Kaşık kullanarak, her ne kadar ağzını ıskalasa da kendini beslemeye başlayabilir.
-‘Mama’ ve ‘baba’ dışında birkaç kelime daha bilebilir.
-Uyduruk bir dille konuşabilir.
-Her şeyi itmenin, fırlatmanın ve yere çarpmanın çok eğlenceli olduğunu düşünür.
-Oyuncağını size verir, geri alır.
-Blokları bir kaba doldurur, boşaltır. Bu kaplar ve tavalar için de geçerlidir.
-Küçük olanları, büyük olanların içine koyar, ayrıca onları birbirine çarparak korkunç gürültüler çıkarır.

ONBEŞİNCİ AYDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?
-Artık yürüyor hatta koşmaya çalışıyor olabilir. Eğilip yerden bir cismi rahatça alır.
-Parmağıyla işaret eder, vücut kısımlarını bilebilir. Çizgi çizebilir.
-Üst üste 2 küp koyabilir.
-Çocuğunuz yeni şeyleri kurcalamaktan, araştırmaktan zevk alır.
-Yeri süpürmek, silmek, çamaşır yıkamak gibi aktiviteleri taklit edecektir.
-En az 1 anlamlı kelime söyler.

ONSEKİZ AYLIK ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?
-Koşabilir, topa vurabilir.
-İki basamaklı bir komutu yerine getirebilir. Hafızası gelişmeye başlar.
-Vücut kısımlarını bilir.
-5-10 kelimesi olabilir.
-İsteklerini belirtebilir.
-3-4 küple kule yapabilir. Anahtarları, düğmeleri çevirebilir.
-Saçını tutmak, sallanmak, parmak emmek gibi kendini rahatlatıcı bazı alışkanlıkları oluşabilir.

İKİ YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?
İki yaşında fiziksel gelişim
-Sürekli hareket halindedir.
-Kolay yorulur Koşar ve tırmanır.
-Tek başına merdiven iner ve çıkar.
-Ayak ucuna basarak yürümeyi becerebilir.
-3-5 küpü üst üste koyar.
-Rastgele çizgiler çizerken artık kontrollü yazmaya başlar.
-Büyük butonları açıp kapatabilir
-Tuvalet ihtiyacında daha bağımsızdır. (Hala biraz yardıma ihtiyacı olabilir.)
-Gece uykuya yatırmak zorlaşabilir.

İki yaşında sosyal gelişim:
-Oldukça gerçekçi taklitler yapar.
-Kardeşleriyle daha fazla ilgilenir.
-Cinsiyetini bilir.
-Hayali bir oyun arkadaşı yaratabilir.
-Diğer çocuklarla birlikte olmak ister ama onlarla oyun oynamaz.
-Paylaşmayı sevmez.
-Her şeyi ‘benim’ diye sahiplenir.
-Diğer çocukları tırmalayabilir, ısırabilir, vurabilir veya itebilir.

İki yaşında duygusal gelişim:
-Kolay sinirlenir ve çok sabırsızdır.
-Bağırıp çağırır, yumruklar atar.
-Kendi istediklerini yapmak ister.
-Günlük düzen bozulunca sinirlenir.

İki yaşında zihinsel gelişim:
-Konuşmaya ilgisi artmıştır.
-Çocuk dili kullanır.
-3-5 kelimeli cümleler kurar.
-Konuşabildiğinden daha fazla sayıda kelimenin anlamını bilir.
-Kendi işini kendi yapar.
-İkna etmek giderek zorlaşır.
-Alternatifler arasında seçim yapamaz.

ÜÇ YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?
Üç yaşında fiziksel gelişim
-Kendi kendine yardımsız yemek yer.
-Zıplar, koşar, parmak ucuna basarak yürür.
-Üç tekerlekli bisiklet sürer.
-Merdiven inip çıkar.
-Kendi soyunabilir, ancak giyinmek için yardıma ihtiyacı vardır.
-Büyük butonları açıp kapayabilir.
-Pastel boyaları daha iyi kullanır.
-Süt dişleri düşebilir.

Üç yaşında sosyal gelişim:
-Anne, babasını idolleştirir.
-Telefona cevap verir.
-Büyüklerden onay almak ister.
-Sınırlamaları sürekli test eder.
-Sıklıkla yalnız oynamayı tercih eder.
-Hayali bir oyun arkadaşı olabilir.
-Diğer çocuklarla oyunlar kurar.
-Oyunda sırasını bilir.

Üç yaşında duygusal gelişim:
-Daha sakin ve uyumludur.
-Bazen ağlama ve tutturmaları olabilir.
-Yabancı olduğu nesne ve faaliyetlerden korkabilir.
-Bazen bebek gibi davranabilir.
-Rüyaları hakkında konuşmaya başlayabilir.

Üç yaşında zihinsel gelişim:
-Yaşını, adını, soyadını, oturduğu semti bilir.
-Yaklaşık 1.000 kelime bilir.
-Bazı gramer prensiplerini kavrar.
-Bazı hikayeleri tekrar tekrar dinlemekten hoşlanır, öğrenebilir.
-Temel renkleri tanıyabilir.
-Bazı çok basit sorumluluk üstlenebilir.
-Merak edip sorular sorar.
-Dikkat süresi birkaç dakikadan uzun değildir.

DÖRT YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?
Dört yaşında fiziksel gelişim:
-Sıçrama,koşma,tırmanma yeteneği artar.
-Kolay yorulur.
-Sakardır.
-Bağırmaktan hoşlanır, beklenmedik seslerden korkar.
-Kendi kendine tuvalet ihtiyacını karşılar.
-Kendi giyinir,soyunur,fermuarını çeker.
-Bildiği nesnelerin resmini çizer.

Dört yaşında sosyal gelişim:
-20 dakika süreyle televizyon seyreder.
-Son karar için ailesine danışır.
-Sınırlamaları test eder.
-Tepkinizi gözlemek için argo sözler kullanır.
-Grup aktivitelerine hazırdır.
-Farklı cinsiyet rollerini bilir.
-Yetişkinlerin aktivitelerini taklit eder.

Dört yaşında duygusal gelişim:
-Zaman zaman bebek gibi davranır.
-Yeni korkular gösterebilir.
-Şakacı olma eğilimindedir.

Dört yaşında zihinsel gelişim:
-Yaklaşık 1.500-2.000kelime bilir;4-5 kelimeli cümleler kurar.
-Eğlenceli, abartılı hikayelerden hoşlanır.
-Ona kadar sayabilir; bazı şekilleri tanır.
-Bazı zaman kavramlarını anlamaya başlar. (dün,bugün,yarın)
-Sürekli ‘neden’ diye sorar.
-Yardımsız oyuncaklarını toplar.
-Basit işlerde yardım etmeyi sever.
-Doğru ve yanlış arasındaki farkı anlamaya başlar.
-Hayal ile gerçek hayatı ayırma yeteneği gelişir.

BEŞ YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?
5 yaşında Fiziksel gelişim:
-Süt dişleri düşmeye başlayabilir.
-Sağ veya sol el tercihi belirginleşir.
-Ayrıntılı yapıları kurar.
-Kolay yorulur.
-Kendi başına banyo yapar, yemek yer, giyinir, tuvalete gider.
-oyunlara katılmaya başlar.
-Hareketli oyunlardan hoşlanır.
-Sesli ritim çalgılardan hoşlanır.
-Doğum ve üreme hakkında sorular sorar.

Beş yaşında duygusal gelişim:
-Duygularını kelimelerle ifade etmeye başlar.
-Kolayca utanır
-Ölüm hakkında duygular ortaya çıkar.
-Aşırı yaramazlıklar yapar.
-Bağımsızlıktan hoşlanır.
-Ağır başlı ve güvenilirdir.

Beş yaşında sosyal gelişim:
-Kurallara daha fazla uyumludur.
-Bazen ispiyon (tattle), kötü söz (name-call), vurma, itme gibi davranışlar gösterebilir.
-Farklı cinsiyet rollerini bilir.
-Basit grup ödevlerine uyum gösterir.
-Büyükleri sevindirmekten hoşlanır.
-Diğer çocuklarla daha rahattır.
-Aile aktivitelerine çok ilgilidir.

Beş yaşında zihinsel gelişim:
-Harf ve kelime farkını anlamaya başlar.
-Oyunları daha fazla süreyle devam ettirir.
-Gerçekleri ister.
-Temel renkleri bilir.
-Sağ ve sol kavramını anlar.
-2.000-2.500 kelime bilir.
-Kolay ev işlerine yardım edebilir.
-Adres ve telefon numarası öğrenebilir.
-10’a kadar sayabilir.
-Karşıtlık kavramını anlamaya başlar.
-6-8 kelimeli cümleler kurabilir.
-Paraları ayırt eder.
-Sabah, öğleden sonra, akşam, dün, bugün, yarın gibi kavramları anlar.
-Gerçek hayat ile hayal ürünü arasındaki farkı daha iyi ayırt eder.
-Tek düşüncenin kendisininki olduğuna inanır.

ALTI YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?
Altı yaşında fiziksel gelişim:
-Oyunlarda aktif rol almayı sever.
-Bazı motor kabiliyetleri gelişmektedir.
-Banyo yapmak istemeyebilir.
-Mum boyayla iyi boyar ancak yazı yazma ve kesmede zorlanabilir.

Altı yaşında duygusal gelişim:
-Ruh hali oynaktır.
-Eleştirilmekten hoşlanmaz.
-Yanlış yapmaktan çekinir.

Altı yaşında sosyal gelişim:
-Oyun oynarken kurallar koyar.
-Arkadaşlarını değerlendirebilir.
-Yaşıtlarıyla ortak oyunlar kurar.
-Özgürlüğüne düşkündür.

Altı yaşında zihinsel gelişim:
-Basit ev işlerini yüklenebilir.
-100’e kadar sayabilir.
-Şekil, zaman, renk, sayı gibi kavramları daha iyi anlar.
-Kaza ve maksatlı davranışları artık algılayabilir.
-Dikkat süresi 15 dakikayı geçmez.
-Fikir farklılıklarının olabileceğini anlar.

SEKİZ YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?
Sekiz yaşında fiziksel gelişim:
-Yazı ve çizgisi ince motor yeteneğinin artmasıyla hızla ilerleyecektir.
-Dış görünümü ve davranışları konusunda rahattır.
-Kilosu ve boyuyla ilgilenir.
-Sonsuz enerjisi vardır.

Sekiz yaşında sosyal gelişim :
-Tartışır, bazen üstünlük taslar.
-Aynı zamanda sevgi dolu ve tepkilidir.
-Başkalarının fikirlerine yorumlar getirir.
-Arkadaşları arasında gruplaşmalar başlar.
-Sır saklar.
-Karşı cinse biraz hırçındır.

Sekiz yaşında zihinsel gelişim :
-İdealistir.
-Çeşitli projeler geliştirir; koleksiyon yapar.
-Verilen işi bitirmekten gurur duyar.

Sekiz yaşında ruhsal gelişim :
-Hemen utanır.
-Korku, kızgınlık, üzüntü gibi duyguların paylaşıldığını hisseder.
-Umudu kolay kırılır.

2 Aralık 2007 Pazar

Andropoz neler yapılmalı ?

Andropoz neler yapılmalı ?

Kadın cinsel hormonu belli bir yaştan sonra sıfıra iniyor ve menopoz denilen bu durumda eksik hormonun yerine konması uygulamada olan bir yaklaşım. Erkekte de hormon seviyelerinde bir değişiklik söz konusu. 45-50 yaşından itibaren erkeklik hormonu olan testosteron yanında böbreküstü bezinden salgılanan aynı yapıdaki hormonlar devamlı bir düşüş gösteriyorlar, ama hiç bir zaman bu seviye, ileri yaşta bile, sıfır olmuyor. ' Andropoz ' olarak da adlandırılan bu durum, cinsel fonksiyonun gerilemesi yanında, cinsel arzu ve zihinsel fonksiyonlarda da düşmeye neden oluyor. Ayrıca yorgunluk hali ve uyku problemleri duygusal değişiklikler, iktidarsızlık, depresyon, libido(cinsel güç)azalması, osteoporoz, meni kalitesi ve kaslarda olumsuz etkiler, yine erkeklik/androjen hormonlarının eksikliği, vücut yapısı değişikliğine sebep olarak bilhassa karında 10-15 kg yağ tutulmasına yol açıyor.

Ortalama yaş** süresi uzadığı için yaşlanmaya bağlı sorunların artacağı ve andropoza bağlı problemlerin artması, geliştirilen tedavi yöntemleri dikkat çekiyor.

Türkiye ‘de 40 ile 70 yaş arasındaki erkeklerin yüzde 52'sinde cinsel performansta ve istekte azalma olduğu, ancak doktor başvurusunun azlığına bağlı bu rakamların gerçeğin oldukça altında kaldığı tahmin edilmektedir.

Tüm bu bulguları özetlersek erkeklerde ilerleyen yaşa bağlı görülen fiziksel ve zihinsel değişikliklerin, androjen hormonlarının azalmasıyla birlikte bir klinik tabloya dönüşmesidir.

Bu klinik tablo şu belirtileri içerir:

1. Seksüel fonksiyon ve istek azalması, özellikle sabah ereksiyonlarının kalitesinde düşme,

2. Entelektüel kapasitede azalma, konsantrasyon kaybı, yorgunluk, kızgınlık ve depresyon,

3. Kas kitlesinde ve gücünde belirgin azalma,

4. Kemik mineral yoğunluğunda azalma (osteoporoz),

5. Organ yağlanmasında artış.

Andropoz terimi yaygın kullanımına rağmen çok doğru bir tanımlama değildir. Kadınlarda menopozla birlikte üreme özellikleri tamamen ve akut olarak bitmesine karşın, erkeklerde üreme kapasitesi ilerleyen yaşa rağmen devam edebilir. Bu bağlamda "yaşlanan erkeklerde androjen eksikliği 'andropoz'a göre daha doğru bir tanımdır.

39- 70 yaşları arasındaki erkeklerde, serum serbest testosteron seviyelerinin yılda yaklaşık %.1.2 oranında düştüğü gösterilmiştir.

65 yaş üstü erkeklerin yaklaşık %25-50'sinde biyo-yararlanılabilir testosteron düzeylerinde düşüş gerçekleşmekte ve androjen replasman (eksik hormonun yerine dışarıdan yapay olanı verme) tedavisi gerektirecek belirtiler ortaya çıkmaktadır. Elbette yaştan bağımsız olarak, genetik bozukluklar, şişmanlık, çeşitli hormonal dengesizlikler (büyüme hormonu, tiroid hormonları, insülin), alkol, stres ve kronik hastalıklar da kan testosteron düzeylerinde düşmeye sebep olabilmektedir.

Androjenler ve etkilediği organlar

Androjenler %90'ı testislerden , %10'u böbrek üstü bezlerinden salgılanan ve vücutta değişik oranlarda biyolojik etki gösteren steroid yapıda 5 hormondur. Bunlar, testosteron, dihidrotestosteron, androstenedion, DHEA ve DHEA-S'dır.

Androjenlerin etkileri, daha anne karnındayken başlar ve çocuğun dış cinsel organlarının gelişmesini sağlar. Ergenlik döneminde sekonder seks karakterlerinin gelişmesini ve daha sonraki yıllarda da cinsel arzu, ereksiyon ve sperm yapımı gibi üremeye yönelik fonksiyonlarını sürdürürler. Erkek üreme sistemi ve sekonder seks karakterlerinin gelişimine olan etkileri androjenik etkiler olarak bilinir Ereksiyon(penisin sertleşmesi) mekanizmasının her basamağında rol alırlar. Özellikle gece ereksiyonlarını ve seksüel davranışları düzenler, kas, kemik, sinir sistemi, prostat, kemik iliği gibi organlarda da etki yaparak osteoporoz, ve kas gücüne olumlu etki ederler. Diğer yandan tüm yaş** boyunca bilişsel fonksiyonların gelişiminde rol oynarlar. Vücutta azot tutulumunu sağlayarak, kas ve kemik oluşumunu indüklerler(arttırırlar). Ayrıca bu hormonların kan hücrelerinin yapımı ve serum lipid düzeylerine etkileri de kanıtlanmıştır. Büyüme ve organlardaki bu etkileri ise anabolik (arttırıcı)etkiler olarak tanımlanır.

Androjenlerin ereksiyondaki rolü kesin sınırlanamamıştır, günümüzde belli bir eşik değer üstündeki serum androjen düzeylerinin normal cinsel fonksiyon için yeterli olduğu varsayılmakta, ancak bu eşik değer ile ilgili çelişkili görüşler öne sürülmektedir.

İnsanlarda, serum androgen düzey düşüklüğünün (hipogonadizm) hemen her zaman libido (cinsel istek)azalması ve özellikle gece ereksiyonlarının sertliğinde ve sıklığında azalma ile beraber olduğu bilinmektedir. Bu hasta grubunda, testosteron tedavisi ile bu şikâyetler düzeltilebilmektedir.

Deneysel hayvan modellerinde de, androjenlerin, moleküler düzeyde ereksiyonun her aşamasında rol aldığı gösterilmiştir. Ereksiyon, penise gelen kan akımının artması, giden kan akımının ise azalması ve penis içi basıncının artması ile gerçekleşir. . Androjenlerin penis kan dolaşımı üzerine etkileri, gelen kan akımının artması ve giden kan akımının azalması şeklindedir. Bunu penis düz kaslarına, tunika albugineanın (penis kılıfı) fiziksel özelliklerini ve damarlara etkisi ile sağlar.

Deneysel çalışmalar, androjenlerin beyinde, hipotalamus düzeyinde hormonları uyararak ereksiyonda rol alan ajanların salgılanmasını düzenlediğini ortaya koymuştur. Ayrıca omurilikte de androgen reseptörlerinin varlığı gösterilmiştir. Androjenler penis düzeyinde de bu organın otonom sinir sistemine , damar cidarına , penis kılıfına , penis içi düz kaslara ve çizgili kaslara etkilidir. Androjen reseptörlerinin uyarılması direkt olarak, ereksiyonda başlıca görev yapan azotoksit sentezine de etkilidir.

Sonuç olarak, deneysel çalışmalar, androjenlerin ereksiyonun her aşamasında belirleyici rol oynadığını ortaya koymuştur.

Andropozun şu anda dünyada kaç erkeğin sorunu olduğu tam olarak bilinmese de, 21. yüzyılın ilk yarısında androjen eksikliği olan erkek sayısının anlamlı bir şekilde artacağı nüfus araştırmaları sonucu tahmin edilmektedir. Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Enformasyon Departmanı'nın, 75 yıllık bir periyotta dünya nüfus tahminleri ve yansımalarından elde edilmiş verileri göstermektedir. 20.yüzyılın son on yılında dünya nüfusu 1 milyar artmıştır, ve önümüzdeki 25 yıl içinde de 2 milyarlık bir artış beklenmekte ve 2025 yılında dünya üzerinde 8 milyar insanın yaşayacağı öngörülmektedir. Daha çarpıcı olarak, yaş** beklentisi, bu periyotta en az 30 yıl kadar artmıştır. Bu zaman içinde 65 yaş üstü birey sayısı 3 katına çıkarken, çocuk sayısı %35'den %20'lere düşecektir. Sonuç olarak kaba bir hesapla 2025 yılında dünya nüfusunun yaklaşık %15'inin 65 yaş üstü bireylerden ve bunlarında yaklaşık %50'sinin erkeklerden oluştuğunu göz önünde bulundurursak, bu yaşlı erkek populasyonunun %30-50'sinde de serum biyoyararlanılabilir testosteron düzeyinin düşük olacağı varsayılırsa, bu tarihte dünya yüzeyinde androjen replasman tedavisi ihtiyacı duyabilecek 180-300 milyon erkek olacaktır.

Tedavi olanakları teknolojik gelişmelerle birlikte artmış olup: Androjen düşüklüğünün medikal tedavisinin amaçları seksüel fonksiyonların yerine konması, libido restorasyonu ve bireylerde iyi olma hâlinin teminidir. Seksüel fonksiyonlardaki etkilerinin yanı sıra, eş** derecede önemli olarak androjen replasman tedavisi gelişmiş osteoporozun ilerlemesini engeller, kas gücünü restore eder ve mental kapasiteyi arttırır. Testosteron tedavisi fizyolojik serum testosteron düzeylerinin kanda sağlanmasını, ayrıca testosteronun metabolizma ürünleri olan DHT ve östradiolün de optimize edilmesini içerir.

Günümüzde kullanılan formları, ağızdan alınan tabletler, kas içi enjeksiyonlar ve skrotal (Testis derisi)ya da nonskrotal deriye yapıştırılan yamalardır . Bu yöntemlerin hepsinin ayrı avantajları ve dezavantajları bulunmasına rağmen, deriye yapıştırılarak kullanılan patch'ler günlük testosteron salınım ritmini taklit ederek fizyolojik ve etkili bir iyileşme sağlarlar.

Dünyamız hızla yaşlanan insanlığa ev sahipliği yapıyor Hızla yaşlanan insanlıkla birlikte ileri yaşlarda görülen sağlık sorunlarının da artması kaçınılmazdır. Andropoz da bunlardan biri olmakla birlikte tanısı ve tedavisi oldukça kolay ve zahmetsiz bir yaşlılık sorunudur. Sonuç olarak, Birleşmiş Milletlerin verilerine dayanarak, 2025 yılında 180-300 milyon erkeğin , androgen replasman (Eksik hormonu yerine koyma)tedavisine gereksinim duyacağı tahmin edilmektedir.

1 Aralık 2007 Cumartesi

Küçük bir iyilik neler kazandırıyor

DOKTOR

Yataktaki adam:
__Allah senden razı olsun evladım dedi.Benim için yurt dışından zahmet edip buraya kadar gelmeni yaşadıgım sürece unutmayacagım.
Ameliyat edilen kişi büyük bir hastanenin başhekimiydi.tedavisi ancak yurtdışında mümkün görülen hastalıgı aniden artınca doktor arkadaşları onun böyle bir yolculuga dayanamayacagını anlamış ve kurtarma umudunun azlıgına ragmen ameliyatı üstlenmeye karar vermişlerdi.Fakat o konuda sayılı bir uzman olan bu genç doktor nereden haber almışsa almış hızır gibi yetişip onu kurtarmıştı.
Yaşlı doktor kendisine yapılan bu iyilige nasıl mukabele edecegini bilemiyor ve hemen yanında oturan genç doktorun elini sıkarcasına tutuyordu.Hayata yeniden dönmenin sevinciyle hiç durmadan konuşurken:
__Ameliyat için beni bayılttıgınızda her nedense gençlik yıllarıma döndüm diye devam etti.Henüz toy bir asistanken anne karnındaki bir bebegin sakat oldugunu anlamış ve onu bu şekilde yaşatmaktansa öldürmeyi düşünürken kalp atışlarını duyup kıyamamıştım.Planlama bahanesiyle sapasaglam yavruları bile ktleden canavarlara inat o yavrunun yaşamasını istedigim için ALLAH seni imdadıma göndermiş olmalı.
Genç doktor ancak bir babanın evladına karşı gösterebilecegi sıcaklıkla kavranan ellerini kurtarıp biraz geriye çekildi ve dizlerinin aşagısı takma olan bacaklarını gösterirken:
__ALLAH hiç bir iyiligi unutmaz efendim diye gülümsedi kurtardıgınız o çocuk bendim.


Bir kitaptan aldım.Yüce RABBİM yaptıhımız küçücük bir iyiligin bile mükafatını veriyor bizlere...İnşallah RABBİM bizlere iyiliklerle dolu bi ömür nasip etsin...AMİN.