neden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
neden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Aralık 2007 Çarşamba

Çocuklarda ATEŞ

Ateş nedir, neden yükselir, ne zaman normalin üstünde kabul edilir, nasıl düşürülür?

Çocuklarda ateşle beraber nefas alma ya da yutkunma güçlüğü, kusma ya da ishal varsa,doktora gidilmesi öneriliyor. sitesi çocuklardaki ateş konusunda ayrıntılı bilgiler veriyor.

Ateş (pirezis) kelimesinin kökeninin Perikles’e dayandığı bilinmektedir. Perikles (M.Ö. 495-429) döneminde yaşamış Yunanlı bir filozoftur. Perikles döneminde hekimler bir takım enfeksiyonları ateş tipi ile tanımlıyorlardı. Ateş bir hastalık değildir. Bir enfeksiyon, bir ödem, bir doku hasarı, aşı gibi nedenlerle vücut ısısını düzenleyen termoregülatör merkezdeki dengenin bozulmasıdır. Çocuğun kulaktan veya ağızdan ölçülen ateşi 36-36,8 ise bu normal ateştir.

YÜKSEK ATEŞ NEDİR?

Rektal: 38, koltukaltı: 37, oral: 37,5 olarak ölçülen ateş yüksek ateştir. Yüksek ateş küçük çocuklarda havaleye neden olabilmektedir. Ayrıca ateş miyokard fonksiyonlarını olumsuz etkiliyebilmektedir.

Çevresel faktörlerin (çevre ısısının artması, çeşitli metabolik hastalıklar, bazı ilaçlar) ısıyı artırmasına “hipetermi” denir. Ateşi yükselen kişi üşüdüğünü, oysa hipertermik kişi ise vücudunun ısındığını hisseder.

ATEŞ NEDEN YÜKSELİR?

Ateşe neden olabilecek mikroorganizma (bakteri veya virus) vücuda girer. Bu mikroorganizmalar pirojen adı verilen çeşitli maddeler salgılarlar.

Vücut da cevap olarak endojen adı verilen maddeler salgılar. Vücudun ısısını dengede tutan termoregulatör bölge harekete geçer. Vücudun çeşitli organlarında (akciğer, beyin,vb) bulunan yağ asidi ve türevlerinden oluşan bileşikler sentezlenir. Bunun sonucunda ateş oluşur.

ATEŞLİ ÇOCUKLARDAKİ ACİL DURUMLAR

Ateşli çocukta aşağıdaki belirtilerden bir veya bir kaç tanesi varsa zaman kaybetmeden bir doktora gidilmesi gerekiyor.

Özellikle 2 aydan küçük çocuklarda görülen ateşde,

40 derecenin üstündeki ateşde,

Uyku eğilimi varsa,

Cildinde mor döküntüler oluşuyorsa,

Zor nefes alıyorsa,

Yutkunma güçlüğü varsa,

Geçmişinde havale geçirdiyse,

Boyunda katılık varsa,

Devamlı kusma, diyare varsa.

ATEŞ NASIL DÜŞÜRÜLÜR?

Çocuk ateşlendiğinde alınacak temel bazı önlemler şöyle sıralanabilir:

Giysilerini çıkartmak.

Ilık suyla banyo yaptırmak veya ıslak bezlerle vücut ateşini düşürüp sık sık ölçümlerle ateşin seyrini izlemek.

Yüksek ateşde normalinden daha fazla sıvı ihtiyacı olduğu için bol sıvı almasını sağlamak.

Ateşi oluşturan sebebin ne olduğunun tesbit ve tedavisi için doktora başvurmak.

Çocuk ateşlendiğinde yapılmaması gerekenlerse şöyle:

Üşüyebilir diyerek giysilerini çıkartmamak.

Aşırı dozda ateş düşürücü kullanmak.

12 yaş altındaki çocuklarda aspirin kullanmak

3 Aralık 2007 Pazartesi

TELEVİZYON GELİŞİM BOZUKLUĞUNA NEDEN OLUYOR- (buketforum)

Çocuğunuzun gelişimini bozan bir neden daha .. Beslediğiniz yere dikkat!!
Dicle Üniversitesi (DÜ) Tıp Fakültesi Beslenme ve Diyet Bölümü Şefi Yrd. Doç. Dr. Fatma Çelik, bebeklerin televizyon karşısında beslenmemesi gerektiğini bildirdi.

-TELEVİZYON GELİŞİM BOZUKLUĞUNA NEDEN OLUYOR-

Yrd. Doç. Dr. Çelik, televizyon karşısında beslenmeye alışan bebeğin daha sonra sofraya alışmasında güçlük çekildiğini ifade ederek, şunları söyledi: "Bebekler asla televizyon karşısında, sofranın dışında beslenmemelidir. Bu bebekleri sofradan uzaklaştırır. Televizyon karşısında beslenmeye alışan çocuğu bir yaşından sonra sofraya oturtmak isteseniz bile oturmaz.

Çünkü televizyon karşısında yemek yemeye alışmıştır artık. Televizyondaki hareketlilik ve renklilik onun ilgisini çeker. Oyunla değil bebeğinde yetişkinler gibi yemek yemesinin öğretilmesi gerekiyor. Televizyonla beslenen çocuğun dikkati dağılıyor.

Bu durum bir müddet sonra çocukta gelişim bozukluğuna neden oluyor."

Sevişmek için 237 neden (buketforum)

Erkekler fiziksel, kadınlar ise ruhsal tatmin için cinselliği seviyor. Her iki cinsin seks yapmasının ortak nedenlerinden bazıları şöyle:
ABD’deki Teksas Üniversitesi cinsellik üzerine kapsamlı bir araştırma yaptı...

ABD’deki Teksas Üniversitesi cinsellik üzerine kapsamlı bir araştırma yaptı. Buna göre insanların cinsel ilişkiye girmesinin ardında 237 ayrı neden yatıyor. Erkekler fiziksel, kadınlar ise ruhsal tatmin için cinselliği seviyor. Her iki cinsin seks yapmasının ortak nedenlerinden bazıları şöyle:

Sıkıntı gidermek.

Kilo vermek.

Sıcak tutması.

Uykuyu kolaylaştırması.

Günün stresini atması.

Terfi edebilmek.

Karşındakinin iyi hissetmesini sağlamak.

2 Aralık 2007 Pazar

Evlilik Cinsel İsteği Neden Köreltir?

Çoğu erkeğe, hayatı boyunca bir kadına bağlanmak ve sadece bir kadınla birlikte olmak ürkütücü gelir. Fakat, buna rağmen günümüzde birçok bilinçli erkek tek eşliliği savunuyor. Evlilik ilişkisinde erkeklerin yaptığı hatalardan biri, gün içinde yaşanan sorunları yatak odasına taşımak. Erkek, gün içinde yaşadığı bütün sorunları eve geldiğinde eşine yansıtıyor. Bu da kadının eşine karşı soğumasına ve yatakta arkasını dönmesine yol açar. Veya erkek her an beyninde gün içinde yaşananları veya yaşanacak olan şeyleri tartışıyor ve dolayısıyla yatakta tatmin edici bir beraberlik kuramıyor. Tabii böyle bir durum sadece erkekler için değil, kadınlar için de geçerli. Çiftler, ilişkilerinde doyurucu bir cinsel hayata sahip olmak için, kendilerine hakim olmayı öğrenmeliler. Yaşamsal sıkıntıları yatağa taşımamak, sadece o ana konsantre olmak, burada en uygun yöntem. Bunları pratik hayata geçirmek çok kolay görünmese de, bir çözüm bulmak gerekiyor. Çözüme gitmenin birinci kuralı da, oturup karşılıklı konuşmak. Çünkü, sorunların konuşdukça azaldığını unutmayın. Ancak konuşma adabınıza da özen gösterin. Birbirinize iyi davranarak, saygılı cümleler kurarak iletişim sağlamanız, hem ilişkinize, hem de kendi iç dünyanıza iyi gelir.

Bel soğukluğuna neden olan gonokoklar

Bel soğukluğu Gonore

Neisseria gonorrhoeae (gonokok) adı verilen bakterinin yol açtığı bir enfeksiyondur. Cinsel yolla bulaşan hastalıkların en sık görülenidir.

A.B.D.'de her 30 saniyede bir kadının bel soğukluğuna yakalandığı ileri sürülmektedir. Bu kişiler 3-5 gün süren kuluçka dönemi süresince ileri derecede bulaştırıcı olmaktadırlar. Gonoreli bir erkek ile ilişki kuran her kadın enfekte olmaz. Sadece %60-90 kadında enfeksiyon gelişir. Kadından erkeğe bulaşma ise daha zordur.

Gonoreli bir kadınla ilişkide bulunan erkeklerin %20-40'ı enfekte olur.

Kadınlarda en çok rahim ağzında yerleşir.

Dokuların yapısı nedeni ile vajina dokusunda gonore bakterisi yerleşemez. Rahim ağzı (serviks) dışında sırasıyla ürethtra ve vajinanın hemen girişinde her ki yanda yer alan bartholin bezlerini tutar. Kadınların %80'inden fazlası asemptomatik kalır yani hiçbir belirti olmaz. Bu kuluçka döneminin değişken olabileceğinin belirtisidir. Gonoreye neden olan diplokoklar
Bel soğukluğuna neden olan gonokoklar

Belirtileri
Bel soğukluğunun en sık yarattığı yakınma vajinal akıntıdır. Bu akıntı sarı-yeşil renkli ve kötü kokuludur. Sümüğümsü bir yapısı vardır. Beraberinde nadiren kaşıntı da olabilir. Bu tabloya idrar yaparken yanma da eşlik edebilir. Akıntıdan sonra en sık görülen yakınma ise kasık ağrısıdır.Genelde her iki tarafta da ağrı olur. Öğleden sonra ve akş** çıkan ateş görülebilir. Bartholin bezi tutulmuş ise vajina girişinde oldukça ağrılı bir şişlik yani bartholin absesi olabilir. Mikroorganizma kan dolaşımına geçer ise eklemlerde de enfeksiyona neden olabilir.Eklem ağrıları ve şişlikleri görülür. Tek bir eklemde belirtiler olmaz. Ağrılar gezici tiptedir. Bir eklem düzelir belirtiler bir diğerinde başlar. Buna gezici eklem ağrıları adı verilir. Nadiren gonokoka bağlı boğaz enfeksiyonları gelişebilir. Doğum esnasında anneden bebeğe geçerek yenidoğanın gözlerinde konjuktivite yol açabilir.

Gonorenin en önemli komplikasyonu pelvik iltihabi hastalıktır. Enfeksiyonun tüplere ve yumurtalıklara kadar ilerlemesidir. Kısırlık dahil pekçok komplikasyon yaratır.

Tanı Servikal ve vajinal akıntının incelenmesi ile konur. Vajen kültürü alınmasının en faydalı olduğu durum gonoredir. Kültürde gonokokların üretilmesi tanı için yeterlidir.Klinik olarak tanı konmuş olsa bile bunun kültür ile doğrulanması gerekir.

Tedavi
Bel soğukluğu tedaviye son derece duyarlı bir hastalıktır. Antibiyotik tedavisi ile genelde iyileşme sağlanır. Antibiyotik kullanımından bir hafta sonra kültürler tekrarlanarak enfeksiyonun geçtiği teyid edilmelidir



Birleşmenin uzatılması

Sevişme çoğu zaman erkeğin orgazmıyla sonuçlanan kısa ve mekanik bir edimdir. Oysa erkeğin sevişme sırasında heyecan ve tepkilerini kontrol ederek birleşmeyi uzatması gerektiği düşüncesinin de oldukça eski bir tarihi vardır. Hindu dininde, meninin en yüksek coşkunun maddi karşılığı olduğu düşünülür. Bu nedenle erkeğin mümkün olduğu kadar az meni harcamasına dikkat edilir. Hindu dininin bazı kollarında da, erkeğin cinsel perhizden çok, birleşmede kendini kontrol etmesine ve boşalmadan kaçınmasına dikkat edilir. Bu dinin yetenekli sahiplerinin, birleşme sırasında meni akışını tersine çevirdiği ve vücutlarına geri akan meninin kendilerine hayati bir güç kazandırdığı ileri sürülmektedir.
Bununla birlikte, fizyologlar, dışa meni akmaksızın gerçekleşen bu orgazmda meninin aslında idrar torbasına aktığını ve bunun da esas olarak idrar borusu üzerinde basınç uygulanmasıyla meydana geldiğini belirtmişlerdir. Ne olursa olsun, bu "iç boşalmanın" erkekte orgazmın uzamasına yardım ettiği bilinmektedir. Ne var ki, bu tür tekniklerin öğrenilmesi ortalama yirmi yıl almakta ve insan ustalaştığında artık cinsel yaşamdan asıl zevk alacağı gençlik ve orta yaşlılık yılları geride kalmış olmaktadır.
Batı toplumlarında da cinsel birleşmeyi uzatma teknikleri geliştirilmiştir. Ondokuzuncu yüzyılın ortalarında ABD'de New York eyaletindeki Oneida komününün üyeleri, carezza adıyla bilinen bir yöntem oluşturmuşlardır. Oneida topluluğunda her erkek topluluktaki bütün kadınlarla evli sayıldığından ve bu da topluluğun nüfusunun aşırı artmasına yol açabileceğinden, komün yöneticileri, hem bir doğum kontrol yöntemi hem de bir haz tekniği olarak carezza'yı ortaya atmışlardır. Carezza, İtalyanca "okşamak" sözcüğünden gelmektedir. Bu tekniğin yardımıyla erkekler, orgazma ulaşmaksızın bir saat süreyle sevişirken, kadınlar da rahatça birkaç kere orgazm yaşayabilmektedir. Komünün ilkelerine göre, belli bir süre içinde yeterli kontrolu sağlayamayan erkekler, topluluktan uzaklaştırılmaktadır.
Ünlü Penthouse dergisinin cinsel sorunlar danışmanı Xaviera Hollander, boşalmayı geciktirmek ya da bütün bütün engellemek için erkek ve kadının , Hollander'in kendi uzun deneylerinden çıkardığı bazı kurallara dikkat etmeleri gerektiğini söylemektedir. Penis bir kez dölyoluna bütünüyle girdikten sonra, orgazmı geciktirmek güçleşmektedir. Hollander, erken ya da hızlı boşalmanın yalnızca erkeklere özgü bir sorun olduğunu, bu yüzden bundan kaçınmak isteyen erkeğin sevişmede "erkeksi" rolden sıyrılması gerektiğini belirtmektedir. Bunun için, erkeğin tek bir "hedefe" orgazma yönelik sevişmeden vazgeçmesi ilk koşuldur: erkek, tıpkı henüz cinsel birleşmede bulunmaya cesaret edemeyen ama "necking" ve "petting" yoluyla koitus öncesi cinsel temastan azami zevki elde etmeye çalışan 16 yaşındaki bir çocuk gibi davranmalıdır. Penisi dölyoluna sokmak yerine, klitorise ve dölyolu ağzına ya da eşinin kalçalarına ve göğüslerine sürtmelidir. Bu sürtünmeden sonra, penisin sadece başını dölyoluna sokmalıdır. Bunun bir kaç kez, erkeğe bir kontrol ve güven duygusu gelinceye kadar tekrarlanması zorunludur:
bu, kadını çoşkulandırırken erkekte tam tersine "serinkanlı ve kendini tutabilen bir aşık" olduğu duygusunu uyandıracaktır. Kadın penisin bütününü içine çekmek istediğinde de erkek buna izin vermemeli, penisini dölyolundan çekmelidir. Böyle uzun bir uyarılma süresinden sonra, erkek penisini bütünüyle dölyoluna sokabilecektir ama, bu aşamada da sert bir giriş yapmaması ve dölyolu içinde ileri-geri gidip gelmemesi gerekir: penis, uzunca bir süre, dölyolu içinde hareketsiz kalmalı ve eşler el, ağız, ayak yoluyla sevişmelidir. Bundan sonra penis yine yavaşça dışarı çekilmeli ve aynı hareketler tekrarlanmalıdır. Bu süreç, kadını daha da coşkulandırdıkça, erkeğin kendi sabır ve kontroluna olan güveni de aynı oranda artacaktır. Ancak Hollander'e göre, bu tür tekniklerden de önemlisi, kişilerin kendilerini orgazma zorlamaktan vazgeçmeleridir: "ön-oyunlara başladığınız andan itibaren, okşamalarınızı tüy gibi hafif tutun. Bu, hareketlerinizdeki erkeksi aceleciliğin ortadan kalkmasına yardım edecektir" Hollander, kadının da penis içindeyken kıvrılmaktan, ritmik hareketlerden mümkün olduğu kadar kaçınmasını önermektedir; özellikle, bir çok kadının hem de büyük bir güçlükle öğrendiği dölyolunu kasma ve sıkma hareketleri bir yana bırakılmalıdır.
Cinsel haz süresini uzatmasına rağmen Carezza tekniği de bir çok yönden eleştiriye uğramaktadır. Erkeğin menisini tutmasının ruhsal ve bedensel sağlığını olumsuz yönde etkileyeceği düşünülmektedir. Carezza; sinirliliğe, prostat rahatsızlığına, idrar yolları hastalıklarına yol açabilecektir. Carezza yandaşları ise, tam tersini ileri sürmektedirler: zaman zaman uygulanan bir uzatma tekniği, erkeğe zindelik vermektedir. Üstelik, her erkek de carezza'yı sürekli olarak uygulayamayacağı için zorunlu olarak boşalma yaşayacak ve bu da birikmiş meninin vücuttan atılması için yeterli olacaktır. Bunun dışında daha fazla boşalma zaten fiziksel olarak gerekli değildir. Günümüzde cinsel eşitlik savunucuları da carezza 'nın yararlarına giderek inanmaktadır, bu teknik, erkeğin cinsel duygu ve deneylerinin kadınınkine daha çok yaklaşmasına, benzemesine olanak vermektedir, çünkü Carezza tekniğini geliştiren erkekler, cinselliği sadece üreme organlarında yaşamak yerine, tıpkı kadınlar gibi tüm vücutlarında duyacaklardır. Erkeğin cinsel tepkisinin "lokal" niteliğinin bu şekilde aşılması, onun her seferinde orgazm olmasını önleyeceği gibi, duyacağı hazzın da saldırgan öğelerden arınmasını sağlayacaktır.
Ancak, burada gözden kaçırılmaması gereken bir nokta daha vardır: birleşmeyi uzatmak için carezza uygulayan erkek bazan aşırı dikkatli, aşırı kontrollu davranır; sevişmenin vazgeçilmez boyutu olan kendiliğindenlik, bu aşırı bilinçli teknik yüzünden tamamıyla kaybolur. Bunu farkeden, eşinin zevk almak yerine kendisine zevk vermeye çalıştığını, kendisiyle birlikte cinsel coşkuya katılmak yerine bir "labora
tuvar deneyini" dışarıdan seyreder gibi davrandığını gören kadının da heyecan düzeyi düşer. İşte bu durumda, elinden gelen herşeyi yaptığına, en "çıldırtıcı teknikleri" uyguladığına inanmış olan erkek, eşinin tepkisiz kaldığını görünce onu "soğuklukla" suçlamaya başlar. Sonuçta, eşinde gidermeye çalıştığı heyecansızlık ve soğukluğa kendisi yol açmış olur. Öyleyse, cinsel doyumun ikinci kuralının uzatma tekniklerinde de geçerli olduğunu unutmamak gerekir: insan, sevişme sırasında kendisinin zevk almadığı birşeyi yapmaktan mümkün olduğu kadar kaçınmalıdır.
Wilhelm Reich'a göre, cinsel birleşme eylemi iki aşamaya ayrılır: birinci aşama, heyecanın ve uyarılmanın irade olarak kontrol edilebildiği aşamadır. İkincisiyse, cinsel coşkunun artık iradi olarak kontrol edilmediği, bütün vücudun iradesiz kasılmalarla orgazm noktasına ulaştığı aşamadır. Sevişmenin uzatılması birinci aşamada hem olanaklıdır hem de uyarımı ve hazzın artmasını sağlayacaktır. Buna karşılık, ikincisinde cinsel edimin yarıda kesilmesi ya da durdurulması insana son derece tatsız bir duygu vereceği gibi, vücutta ve özellikle kasıkta, cinsel organlar bölgesinde ağrılara da yol açacaktır.
Reich, iradi kontrol aşamasında, penisin dölyolu içinde hafif, yavaş ve kendiliğinden sürtünmesinin de hazzı azamileştirmek için en uygun yol olduğunu söylemektedir. Kuşkusuz, bu aşırı bilinçli ve kontrollü bir biçimde değil oldukça kendiliğinden ve herkesin daha önceki deneylerine göre değişen bir tarzda yapılmalıdır. Bu aşamada, sürtünmenin durdurulması da zevkli bir duygu uyandıracak ve birleşmenin uzamasını sağlayacaktır. Hareketsiz kalındığında uyarılma ve heyecan biraz azalacak ama bütünüyle kaybolmayacaktır. Penisin dışarı çekilmesi de acı vermeyecektir; ama bunun bir süre hareketsiz kalındıktan sonra yapılması doğru olur. Bundan sonra sürtünmeye yeniden başlandığında, heyecan ve uyanma, daha önce bırakılan noktanın da üzerine çıkacak ve üreme organlarından tüm vücuda yayılacaktır. Bunu, kişilerin tercihine göre uzun ya da kısa tutmak olanağı vardır. Ancak, sürtünme sürdürülürse, artık kontrolun mümkün olmadığı bir noktaya gelinecektir.
Gerçekte, kadınla erkeğin orgazm süreleri arasında sanıldığı kadar büyük bir fark yoktur. Mastürbasyon yapan kadınlar ortalama 4 dakikada orgazma ulaşırlar; bu süre erkeklerde de ortalama 2-4 dakikadır. Aralarındaki fark, uyarıldıktan ve heyecanlandıktan sonra orgazma ulaşma sürelerinde değil, uyarılma hızlarında yatmaktadır. Erkek, kadından daha çabuk heyecanlanır, her an uyarılmaya hazır gibidir. Kadının uyarılmasıysa biraz daha vakit alır. İşte erkek de bu noktada sabırlı, düşünceli ve
yaratıcı olmak zorundadır. Kuşkusuz burada erkeğin dayanacağı başlıca "esin kaynağı" kendi deneyleri ve özellikle eşiyle birlikte yaşadığı cinsel coşku anlarıdır. Hiç bir kadının ve hiç bir erkeğin cinsel tepkileri birbirinin aynı değildir. Bu nedenle, birleşmeyi uzatmak isteyen bir erkeğin, kendi cinsel tepkilerini tahlil etmiş olmanın yanısıra, eşini de iyi tanıması gerekir. Bununla birlikte, uyulmasında yarar olan bazı genel kurallar da vardır,. Bunlardan en basiti, "duruşlar"la ilgilidir: erkeğin üstte kadının altta bulunduğu duruş erkeğin çok hızla uyarılmasına ve boşalmasına neden olur. Kadının üstte olduğu duruşlar, ya da daha iyisi, yan yana duruşlar erkekte orgazmı biraz daha geciktirebilmektedir.
Yine Hint kültüründe geliştirilmiş yararlı bir teknik de pranayama'dır. Bu, soluk almanın kontrol edilmesi demektir. Zamanla geliştirilebilecek olan bu teknik, yürek atışlannın kontrol edilmesini de
beraberinde getirmektedir ki, bu bedensel mekanizmaların her ikisi de kişinin cinsel uyarılma ve heyecan düzeyi ile yakından bağıntılıdır. Erkek, yavaş ve hafif soluk almaya çalışmalıdır. Bu bütün vücudun rahatlamasını ve gevşemesini sağlayacak ve doğruca cinsel organlara ve orgazma yönelik bir sevişmenin "acilliğini" kısmen giderecektir.
Çiftin birleşmeyi uzatmasına, ortak mutlulukları için vazgeçilmez bir zorunluluk olarak değil, tadılması gereken bir zevk, bir çeşni olarak bakmak gerekir. Başlı başına bir amaç olarak alınan cinsel atletizm de giderek heyecansızlaşır, kısırlaşır. Böyle bir durum, erkeğin zevk almaktan çok, eşine zevk vermeyi amaçladığını gösterir ki, bu da çok tek yanlı bir doyum biçimidir. Bu tür erkekler için kadının her orgazmı, kendi başarı hanelerine kaydedilen bir puandır. Böyle bir durum,erkekte cinsel yeterlilikten çok cinsel kaygı ve güvensizliğin belirtisidir.