Oyuncaklarla dolu bir oda bebekler için bir gereksinim değildir. Bu demek değildir ki, yeni doğan bebeğiniz oyuncağa gereksinim duymaz. Boş bir beşiğe oturtulan bebek sıkıntı duyacaktır. Önemli olan yeni doğmuş bebeğin kısıtlı oranda fiziksel aktivitede bulunabileceği oyuncakları seçmektir.
"Oyuncak" sözcüğü, ifade ettiği fiziksel yeterliğe henüz ulaşmamış olan yeni doğmuş bebek için bir anlam ifade etmez. Yeni doğmuş bir bebek çıngırak sallayamaz, oyuncak ayısını okşayamaz ya da beşiğinin yanıbaşındaki oyuncak telefonunun kadranını çeviremez.
Her ne kadar yeni doğmuş bir bebeğin fiziksel yetileri kısıtlı ise de, yine de yeni doğmuş bir bebek görebilir, işitebilir, dokunabilir ve tad alabilir. Oyuncak seçerken, bu duyuları harekete geçirebilecek bir oyuncak almaya özen gösterilmelidir. Her ne kadar, yeni doğmuş bir bebek bir çıngırağı sallayamaz ise de salladığınız zaman işiteceği seslerden hoşnut olabilir. Ayrıca, yatağının başucundaki renkli bir oyuncağın rengi ve oyuncak bir ayının, bebeğin yanaklarına teması da bebeğe hoş bir duygu verebilir.
Anne babalar çocuklarına ne tür oyuncaklar almalıdırlar?
Yeni doğmuş bebeğiniz zamanının çoğunu beşiğinde ya da yatağında geçirdiği için, bu ortamı mümkün olduğunca ilginç ve hoş bir konuma getirmelisiniz. Parlak sert renkler yerine belli şekiller bebekler için daha enteresan olmaktadır. Unutmayınız ki üzerinde belli şekilleri olan yastıklar ya da hayvan resmi vs. olan eşyalar bebeğiniz için çok ilgi çekicidir. Sade renkli bir bebek yatağını hayvan resimleri, renkli balonlar ve geometrik şekillerle süslemek her zaman çok yararlı olacaktır.
Çoğu anne babalar, beşiğin ya da yatağın üzerinde sallanan bir oyuncak tutarlar. Bunlar çeşitli şekillerde olabilir. Böyle birşey seçerken bebeğin görüş açısını dikkate almalısınız. Bazı asılı oyuncakların bulunduğu seviye anne ve babaların görüşüne göre hoş dururken, bebeğin görüş mesafesinin dışına taşmış olabilirler. En kullanışlı hareketli oyuncaklar, bebeğin hareketli nesneyi tam ve kolayca görebildiği oyuncaklardır. Bazı asılı oyuncaklar, siz ninni söylerken bir düğmeye basmak suretiyle hareketlendirilebilir.
Çok önemlidir: Güvenlik açısından, hareketli bir oyuncak bebeğin ulaşamayacağı bir mesafede olmalıdır.
Bebekler müzik dinlemekten hoşlanırlar. Yeni doğmuş bebeğiniz bir müzik kutusunun sesini duymaktan çok hoşlanacaktır. Kimi zaman radyodaki yumuşak bir müzik bile bebeğinizin çok hoşuna gidecektir.
Bazı anne babalar, bebeklerinin yatağına içi doldurulmuş oyuncaklar ve oyuncak hayvanlar koyarlar. Bebeğinizin bu oyuncakları kavrayıp oynamasına izin vermelisiniz. Yine enteresan desenli bir oyuncak, sade bir oyuncağa nazaran daha çekici olacaktır. Eğer bebeğinizin yatağına içi doldurulmuş oyuncaklar koyarsanız, bebeğinizin bunlara dokunmasından çekinmeyin.
Bebeğin yatağına ya da iskemlesine hatta otomobil içine asılabilen çeşitli oyuncaklar vardır. Bu tip oyuncaklar genellikle ilginç şekillerde ve çekici renklerde imal edilmiştir. Yeni doğmuş bir bebek bunlara ulaşamaz ama bunları seyretmekten büyük bir haz duyar. Oyuncakçı dükkanına ilk girdiklerinde oyuncak seçmek anne ve babalar için çok zordur. Binlerce çeşit oyuncak arasından seçim yapmakta güçlük çekerler. Büyük oyuncak firmaları, oyuncakların etiketlerine hangi yaştaki çocuklar için uygun olduğunu yazarlar.
Eğer böyle bir firmanın oyuncaklarını seçmişseniz, yaş sınıflandırmasına güvenebilirsiniz. Bununla beraber, bebeğiniz için güvenli olup olmadığını ve bebeğinizin boğulmasına neden olup olmayacağını kontrol etmelisiniz.
Bebeğinizi Asla Yalnız Bırakmayın! Bebeğinizi evde ya da dışarıda yalnız bırakmak tehlikelere davetiye çıkarmaktır. Güvenilir bir bebek bakıcısı bulamıyorsanız, bebeğinizi de birlikte götürmelisiniz.
içİn etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
içİn etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Aralık 2007 Çarşamba
4 Aralık 2007 Salı
Yeni Doğan Bebekler İçin 9 Tavsiye
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. M. Orhan Menetlioğlu, yeni doğan çocukların bakımı konusunda anneleri uyardı. Menetlioğlu 9 önemli hususa dikkat edilmesini istedi.
Gaziantep Amerikan Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. M. Orhan Menetlioğlu yeni anne olan bayanların 9 önemli hususa dikkat etmesi gerektiğini belirterek, bunlardan ilkini "Anneler, çocukların bulunduğu ortamda kesinlikle sigara içmemelidir" olarak açıkladı.
Dr. Menetlioğlu'nun annelere diğer tavsiyeleri ise şöyle oldu.
* Çocuklarınızı kalabalık ortamlarda bulundurmayın ve ağız ve burunlarına yakın öpmeyin.
* Çocuklarınızı kesinlikle kundaklamayın.
* Çocuklar aksıran, öksüren ve ateşli hastalıklı insanlardan uzak tutun.
* Su kesinlikle kaynatılmadan çocuklara verilmemelidir.
* Erken teşhis ve tedavi hayat kurtarır ve bu nedenle hasta çocuğunuzu bekletmeyin.
* Hekimlerin tavsiye etmediği, bilim dışı kulaktan dolma tedavileri uygulamayın.
* Unutmayın ki her aşı çocuğunuzu ölümcül hastalıklardan korur bu nedenle çocuklarınızın aşısını ihmal etmeyin.
* 9 aylıktan sonra bebeklerinize emzik vermeyin."
Gaziantep Amerikan Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. M. Orhan Menetlioğlu yeni anne olan bayanların 9 önemli hususa dikkat etmesi gerektiğini belirterek, bunlardan ilkini "Anneler, çocukların bulunduğu ortamda kesinlikle sigara içmemelidir" olarak açıkladı.
Dr. Menetlioğlu'nun annelere diğer tavsiyeleri ise şöyle oldu.
* Çocuklarınızı kalabalık ortamlarda bulundurmayın ve ağız ve burunlarına yakın öpmeyin.
* Çocuklarınızı kesinlikle kundaklamayın.
* Çocuklar aksıran, öksüren ve ateşli hastalıklı insanlardan uzak tutun.
* Su kesinlikle kaynatılmadan çocuklara verilmemelidir.
* Erken teşhis ve tedavi hayat kurtarır ve bu nedenle hasta çocuğunuzu bekletmeyin.
* Hekimlerin tavsiye etmediği, bilim dışı kulaktan dolma tedavileri uygulamayın.
* Unutmayın ki her aşı çocuğunuzu ölümcül hastalıklardan korur bu nedenle çocuklarınızın aşısını ihmal etmeyin.
* 9 aylıktan sonra bebeklerinize emzik vermeyin."
3 Aralık 2007 Pazartesi
Bebeğiniz için Küçük Önlemler
Bebeğinizin sağlıklı büyümesini sağlayacak hatta belki hayatlarını kurtaracak küçük detaylara dikkat!Hacettepe Üniversitesi Çocuk Sağlığı Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Özmert, bebeği yüz üstü yatırmanın Ani Bebek Ölümü Sendromu riskini 9 kat artırdığını söyledi. Ani bebek ölümleri Ani Bebek Ölümü Sendromu (ABÖS) ile bebek ölümlerine neden olan diğer riskler konusunda Prof. Dr. Özmert, 1 yaşından küçük bebeklerin, hiç bir hastalığı olmaksızın, yatağında ani olarak ölmesi durumuna Ani Bebek Ölümü
Sendromu (ABÖS)denildiğini belirterek, bu ölümlerin sebeplerinin çok iyi bilinmediğini söyledi.Özmert, ABÖS hakkında çalışmaların, bazı uygulamaların ani bebek ölümü riskini artırdığını ortaya koyduğunu dile getirdi. Yeni doğan döneminde meydana gelen ölümlerde bebeğin yatağı ve yatma şeklinin belirleyici olduğunu belirten Özmert, şunları söyledi: "Bebeği yüz üstü yatırmak, ani bebek ölümü sendromu riskini 9 kat artırıyor. Küçük bebekler, yüz üstü pozisyondayken uyku sırasında solunum merkezleri ve dolaşım merkezlerini yeterince denetleyemeyebiliyorlar. Yapılan çalışmalarda, aniden ölen bebeklerin, diğer bebeklerle karşılaştırıldığında 9 kat daha fazla yüzüstü yatırıldıkları görülmüş. Anne ve babalara, bebeklerini besleyip gazını çıkarttıktan sonra, sırt üstü yatırmalarını öneriyoruz. Yan yatırmada bile bir miktar risk var."
Bebek yataklarının önemi
Bebeklerin yatakta boğulmalarına yol açan nedenlerden birinin de yatağın yumuşak olması olduğunu ifade eden Özmert, yan bile yatırılsa yatak yumuşaksa, bebeğin ağzı veya yüzünün yatağın içine gömülebileceğini, bebeğin havasız kalıp ölme ihtimalinin artabileceğini anlattı. "Bebek yatakları kesinlikle sert olmalı" diyen Özmert, oyun parkı gibi, başka amaçlar için üretilen eşyaların yatak olarak kullanılmasını kesinlikle önermediklerini vurguladı.
Yatağın içine konulan her türlü süs eşyası, yastık ve oyuncaklar ile yatağa asılan nazar boncuklarının da kazalara ve boğulmalara sebep olabildiğini belirten Özmert, şöyle devam etti: "Bir yayında şöyle bir örnek vardı: Annenin saçı bebeğin parmağına dolanmış, bebeğin elinde de eldiven var. Bebek sürekli ağlıyor. Aile nedenini bulamıyor. Doktora götürüyorlar. Doktor bir bakıyor, saç teli bebeğin parmağına dolanmış ve parmak kangrene dönüşmüş. Yani bir saç teli bile bebeğin parmağının kopmasına neden olabilir. Bu nedenle aileler çok dikkatli olmalı. Yatağın içinde bebeğin ve üzerine örtülecek örtünün dışında bir şey konulmamasını tavsiye ediyoruz. Yatağın içine süs amaçlı, gereksiz hiç bir şey konulmamalı.
Ayrıca beşiğin kenarlarının genişliği, bebeğin başının çıkamayacağı kadar dar olmalı ve yatakla beşik arasında boşluk bulunmamalı. Bebek elini, ayağını, başını o boşluğa sokup kendini yaralayabilir."
"Sigarasız ev, sigarasız araba"
Bebeğin sigara dumanına maruz kalmasının da Ani Bebek Ölümü Sendromu riskini 3-4 kat artırtığını belirten Özmert, çocuğun yanında sigara içilmesinin yanı sıra çocuğun yaşadığı evde sigara içiliyor olmasının da o bebeğin sigaraya maruz kaldığını gösterdiğini söyledi. Özmert, sigaranın bebeklere verdiği zararları şöyle anlattı:
"Sigarayı sokakta bile içseniz, akciğerlerinizde depolanmış hava ile solunumu verdiğiniz zaman, sigaranın içindeki zararlı maddeleri bebeğin bulunduğu ortama bırakmış oluyorsunuz. Hatta üzerinize sinen dumandan bile, sigaradaki zararlı maddeler bebeği etkileyebiliyor. Aileler kendi sağlıklarının yanı sıra çocuklarının sağlığı için mutlaka sigarayı bırakmalılar. ’Ben sigarayı mutfakta ya da tuvalette içiyorum’ bahanesi kesinlikle geçerli değil." Özmert, aileleri, bebekleri yanlarında iken arabada hatta açık hava da bile sigara içmemeleri konusunda uyararak, "Şu sloganı benimsemekte fayda var:Sigarasız ev, sigarasız araba" diye konuştu.
"Bebeği normal giydirin"
Yeni doğan bebeklerin ilk bir kaç ayda terleyemediklerini ve titreyemediklerini, yani vücut ısılarını ayarlayamadıklarını anlatan Özmert, şunları söyledi:
"Dolayısıyla bebekler çevre ısısı neyse bunu vücutlarına yansıtırlar. Bu yansıtmadan kaynaklanan zararları en aza indirebilmek için bebeğin odasının sıcaklığının 22-24 derece civarında tutulması gerekir. Ayrıca bebeklere normal kıyafetler giydirilmeli. Eğer yeni doğan bebekler soğuktaysa, mutlaka şapka giydirilmelidir. Bebekleri fazla giydirmek, fazla ısıya maruz bırakmak, Ani Bebek Ölümü Sendromu riskini artırıyor.
Sendromu (ABÖS)denildiğini belirterek, bu ölümlerin sebeplerinin çok iyi bilinmediğini söyledi.Özmert, ABÖS hakkında çalışmaların, bazı uygulamaların ani bebek ölümü riskini artırdığını ortaya koyduğunu dile getirdi. Yeni doğan döneminde meydana gelen ölümlerde bebeğin yatağı ve yatma şeklinin belirleyici olduğunu belirten Özmert, şunları söyledi: "Bebeği yüz üstü yatırmak, ani bebek ölümü sendromu riskini 9 kat artırıyor. Küçük bebekler, yüz üstü pozisyondayken uyku sırasında solunum merkezleri ve dolaşım merkezlerini yeterince denetleyemeyebiliyorlar. Yapılan çalışmalarda, aniden ölen bebeklerin, diğer bebeklerle karşılaştırıldığında 9 kat daha fazla yüzüstü yatırıldıkları görülmüş. Anne ve babalara, bebeklerini besleyip gazını çıkarttıktan sonra, sırt üstü yatırmalarını öneriyoruz. Yan yatırmada bile bir miktar risk var."
Bebek yataklarının önemi
Bebeklerin yatakta boğulmalarına yol açan nedenlerden birinin de yatağın yumuşak olması olduğunu ifade eden Özmert, yan bile yatırılsa yatak yumuşaksa, bebeğin ağzı veya yüzünün yatağın içine gömülebileceğini, bebeğin havasız kalıp ölme ihtimalinin artabileceğini anlattı. "Bebek yatakları kesinlikle sert olmalı" diyen Özmert, oyun parkı gibi, başka amaçlar için üretilen eşyaların yatak olarak kullanılmasını kesinlikle önermediklerini vurguladı.
Yatağın içine konulan her türlü süs eşyası, yastık ve oyuncaklar ile yatağa asılan nazar boncuklarının da kazalara ve boğulmalara sebep olabildiğini belirten Özmert, şöyle devam etti: "Bir yayında şöyle bir örnek vardı: Annenin saçı bebeğin parmağına dolanmış, bebeğin elinde de eldiven var. Bebek sürekli ağlıyor. Aile nedenini bulamıyor. Doktora götürüyorlar. Doktor bir bakıyor, saç teli bebeğin parmağına dolanmış ve parmak kangrene dönüşmüş. Yani bir saç teli bile bebeğin parmağının kopmasına neden olabilir. Bu nedenle aileler çok dikkatli olmalı. Yatağın içinde bebeğin ve üzerine örtülecek örtünün dışında bir şey konulmamasını tavsiye ediyoruz. Yatağın içine süs amaçlı, gereksiz hiç bir şey konulmamalı.
Ayrıca beşiğin kenarlarının genişliği, bebeğin başının çıkamayacağı kadar dar olmalı ve yatakla beşik arasında boşluk bulunmamalı. Bebek elini, ayağını, başını o boşluğa sokup kendini yaralayabilir."
"Sigarasız ev, sigarasız araba"
Bebeğin sigara dumanına maruz kalmasının da Ani Bebek Ölümü Sendromu riskini 3-4 kat artırtığını belirten Özmert, çocuğun yanında sigara içilmesinin yanı sıra çocuğun yaşadığı evde sigara içiliyor olmasının da o bebeğin sigaraya maruz kaldığını gösterdiğini söyledi. Özmert, sigaranın bebeklere verdiği zararları şöyle anlattı:
"Sigarayı sokakta bile içseniz, akciğerlerinizde depolanmış hava ile solunumu verdiğiniz zaman, sigaranın içindeki zararlı maddeleri bebeğin bulunduğu ortama bırakmış oluyorsunuz. Hatta üzerinize sinen dumandan bile, sigaradaki zararlı maddeler bebeği etkileyebiliyor. Aileler kendi sağlıklarının yanı sıra çocuklarının sağlığı için mutlaka sigarayı bırakmalılar. ’Ben sigarayı mutfakta ya da tuvalette içiyorum’ bahanesi kesinlikle geçerli değil." Özmert, aileleri, bebekleri yanlarında iken arabada hatta açık hava da bile sigara içmemeleri konusunda uyararak, "Şu sloganı benimsemekte fayda var:Sigarasız ev, sigarasız araba" diye konuştu.
"Bebeği normal giydirin"
Yeni doğan bebeklerin ilk bir kaç ayda terleyemediklerini ve titreyemediklerini, yani vücut ısılarını ayarlayamadıklarını anlatan Özmert, şunları söyledi:
"Dolayısıyla bebekler çevre ısısı neyse bunu vücutlarına yansıtırlar. Bu yansıtmadan kaynaklanan zararları en aza indirebilmek için bebeğin odasının sıcaklığının 22-24 derece civarında tutulması gerekir. Ayrıca bebeklere normal kıyafetler giydirilmeli. Eğer yeni doğan bebekler soğuktaysa, mutlaka şapka giydirilmelidir. Bebekleri fazla giydirmek, fazla ısıya maruz bırakmak, Ani Bebek Ölümü Sendromu riskini artırıyor.
Boşanmak için çocuğun büyümesini beklemek mi gerekir?
Eşinizle anlaşamıyor ve kişilik uyuşmazlığı içerisindesiniz ama küçük bir çocuğunuz var ve onun bu ayrılıktan özellikle psikolojik açıdan yara almasını istemiyorsunuz. Peki boşanmak için çocuğunuzun belli bir yaşa gelmesini beklemek gerekir mi? Ya da daha az sarsılabileceği bir yaş var mı?
Bu sorunun verilecek cevabı şudur; bir çocuk için anne ve babasının boşanmasını kabulleneceği ideal bir yaş yoktur. Anne ve babalar çocuklarıyla konuşmaya ve kendi aralarında uygar davranışlar sergilemeye çalışırsa bu, çocuğun başına henüz daha konuşmaya ve yürümeye başlamadan önce dahi gelse derin yaralar almadan bu durumun üstesinden gelebilir.
Aralarında çatışmanın ve huzursuzluğun bulunduğu ve çocukları için ayrılmayan çiftlerin çocukları bu durumdan çok fazla etkilenirler ve bu onların yetişkinlikte anne babalarının bu ikiyüzlülüğünü farketmelerine neden olur ve bu durum onları boşanma olayından daha fazla etkiler.
Çocuklarınıza karşı samimi olun
Bazı eşler çocuğu boşanmaya cesaretleri olmadıkları için çoğunlukla bahane olarak kullanabiliyorlar.
Saygınlığı olan bir statüden, maddi olarak müsait bir durumdan, alışık olunan ortamdan boşanmaya cesaretiniz var mı?
Çocuğun yaşı bu kadar küçükken ayrılmak çevrenizdeki insanların öfkeli tepkilerini çeker mi eleştirilir misiniz?
Yukarıdaki bu iki soruyu samimiyetle "evet" olarak cevaplandırmadıkça, çocuğunuzu üzmenin ve sarsmanın konu edildiği bahanelerin arkasına saklanılmamalıdır.
Çocuğunuzu yanılgıların içinde büyütürseniz, ilerideki yetişkinlik yaşında her zaman kuralların dışına çıkma ve başkaldırma teşebbüslerine neden olabilirsiniz.
Bütün fedakarlıkları çocuğunuzun üstüne yüklemeyin."Eşime artık dayanamıyorum valizimi toplayıp onu terketmek istiyorum, ama buna cesaret edemiyorum" gibi gerçek düşünceler yerine çocuğun bu durumu kaldıramayacağı söylenir. Sonuç olarak çocuk için hayatınızı feda ettiğiniz fikri ve mesajı bilinçli ya da bilinçsiz olarak verilir. Çocuk böyle bir durumda kendi öz saygısnı yitirmesine neden olan suçluluk duygusunu taşır ve acı çekmesine neden olur. Boşanmanız halinde ve çocuk ileride bu konuda herhangibir soru sorulduğunda "Babanla birlikte mutlu değildim. Önümde iki seçenek vardı, gerçeği söylemeyerek mutluymuşum gibi yapmak ya da gerçeği söyleyerek ayrılmak. İnanıyorum ki, yalan söyleyerek çevremdekileri ve seni aldatmaktan sa gerçeği söyleyip boşanmak en iyi seçimdi." şeklinde bir açıklama yaparak çocuğunuza olan saygınızı belli edebilirsiniz.
Bu sorunun verilecek cevabı şudur; bir çocuk için anne ve babasının boşanmasını kabulleneceği ideal bir yaş yoktur. Anne ve babalar çocuklarıyla konuşmaya ve kendi aralarında uygar davranışlar sergilemeye çalışırsa bu, çocuğun başına henüz daha konuşmaya ve yürümeye başlamadan önce dahi gelse derin yaralar almadan bu durumun üstesinden gelebilir.
Aralarında çatışmanın ve huzursuzluğun bulunduğu ve çocukları için ayrılmayan çiftlerin çocukları bu durumdan çok fazla etkilenirler ve bu onların yetişkinlikte anne babalarının bu ikiyüzlülüğünü farketmelerine neden olur ve bu durum onları boşanma olayından daha fazla etkiler.
Çocuklarınıza karşı samimi olun
Bazı eşler çocuğu boşanmaya cesaretleri olmadıkları için çoğunlukla bahane olarak kullanabiliyorlar.
Saygınlığı olan bir statüden, maddi olarak müsait bir durumdan, alışık olunan ortamdan boşanmaya cesaretiniz var mı?
Çocuğun yaşı bu kadar küçükken ayrılmak çevrenizdeki insanların öfkeli tepkilerini çeker mi eleştirilir misiniz?
Yukarıdaki bu iki soruyu samimiyetle "evet" olarak cevaplandırmadıkça, çocuğunuzu üzmenin ve sarsmanın konu edildiği bahanelerin arkasına saklanılmamalıdır.
Çocuğunuzu yanılgıların içinde büyütürseniz, ilerideki yetişkinlik yaşında her zaman kuralların dışına çıkma ve başkaldırma teşebbüslerine neden olabilirsiniz.
Bütün fedakarlıkları çocuğunuzun üstüne yüklemeyin."Eşime artık dayanamıyorum valizimi toplayıp onu terketmek istiyorum, ama buna cesaret edemiyorum" gibi gerçek düşünceler yerine çocuğun bu durumu kaldıramayacağı söylenir. Sonuç olarak çocuk için hayatınızı feda ettiğiniz fikri ve mesajı bilinçli ya da bilinçsiz olarak verilir. Çocuk böyle bir durumda kendi öz saygısnı yitirmesine neden olan suçluluk duygusunu taşır ve acı çekmesine neden olur. Boşanmanız halinde ve çocuk ileride bu konuda herhangibir soru sorulduğunda "Babanla birlikte mutlu değildim. Önümde iki seçenek vardı, gerçeği söylemeyerek mutluymuşum gibi yapmak ya da gerçeği söyleyerek ayrılmak. İnanıyorum ki, yalan söyleyerek çevremdekileri ve seni aldatmaktan sa gerçeği söyleyip boşanmak en iyi seçimdi." şeklinde bir açıklama yaparak çocuğunuza olan saygınızı belli edebilirsiniz.
Bebekler için Ninniler (buketforum)
Dandını dandını dastana
Danalar girmiş bostana
Kov bostancı danayı
Yemesin lahanayı
Eee Eee eee eee
huu huu huu huu
Uyusun da büyüsün ninni
Tıpış tıpış yürüsün ninni
E bebeğim eee
E bebeğim eee
-----------------------------------
Dandını dandını danalı bebek,
elleri kolları kınalı bebek,
neden yaya yürürsün,
köleli, dadılı, lalalı bebek...
Dandını dandını danadan,
bir ay doğmuş anadan,
bağışlasın yaradan,
eksilmesin aradan...
Benim annem, güzel annem
Beni al kollarına
Kucağında okşa beni
Bana ninniler söyle
Dandını, dandını, dastana
Danalar girmiş bostana
Kov bostancı danayı
Yemesin bostanları
E,E,E,E
E,E,E,E
BEBEĞE NİNNİ
Sensin canim yazim kisim
Benim sirin nazli kusum
Sana sevgi ucurmusum
Uyu ninni uyu ninni
Bilirim ne cok dusun var
Cicek cicek opusun var
Bir gul gibi gulusun var
Uyu ninni uyu ninni
Kovan kovan balin olsun
Bin cicekli dalin olsun
Denizlerde salin olsun
Uyu ninni uyu ninni
Gozlerin akip gidiyor
Uykulara gul seriyor
Ruyalar seni bekliyor
Uyu ninni uyu ninni
M. Ruhi Şirin.
NİNNİ
Asmaya kurdum salıncak
Eline de verdim oyuncak
Yine de uyumadı gitti
Şu küçücük yumurcak.
-----------------------------------
NİNNİ
Yola giden yolcu baba
Bizde giyerik aba
Osmancık’ta Koyun baba
O da sana himmet versin
Allah sana ömür versin ninni
----------------------------------
NİNNİ YAVRUM NİNNİ
Ninni çaldım beşiğine
Devlet konsun eşiğine
Düşman ölsün keşiğine (sırasına)
Ninni yavrum ninni
---------------------------------
NİNNİ
Ninni ninni ninnice
Akşam baban gelince
Hani yavrum deyince
Seni önüne koyunca
Öpüp garnı doyunca
Ninni yavrum ninni
Ninni ninni hu ninni
-------------------------------
BEBEĞİM
Bebeğim kocaman, onu tutamam.
Ninniler söylerim, hiç uyutamam.
Oynayıp gülüyor, bizi süzüyor.
Mamasını yemiyor, beni üzüyor.
Evcilik oynarken bana eş olur.
Hem anne hem baba hem kardeş olur.
Oynayıp gülüyor, bizi süzüyor.
Mamasını yemiyor, beni üzüyor.
-----------------------------------
NİNNİ
Gökte yıldız oynuyor
Gözüm yavruma doymuyor
Ellerde yavruma doymuyor
Ellerde yavru çok amma
Benim yavrum uyumuyor
Ninni, ninni bebeğim ninni
Danalar girmiş bostana
Kov bostancı danayı
Yemesin lahanayı
Eee Eee eee eee
huu huu huu huu
Uyusun da büyüsün ninni
Tıpış tıpış yürüsün ninni
E bebeğim eee
E bebeğim eee
-----------------------------------
Dandını dandını danalı bebek,
elleri kolları kınalı bebek,
neden yaya yürürsün,
köleli, dadılı, lalalı bebek...
Dandını dandını danadan,
bir ay doğmuş anadan,
bağışlasın yaradan,
eksilmesin aradan...
Benim annem, güzel annem
Beni al kollarına
Kucağında okşa beni
Bana ninniler söyle
Dandını, dandını, dastana
Danalar girmiş bostana
Kov bostancı danayı
Yemesin bostanları
E,E,E,E
E,E,E,E
BEBEĞE NİNNİ
Sensin canim yazim kisim
Benim sirin nazli kusum
Sana sevgi ucurmusum
Uyu ninni uyu ninni
Bilirim ne cok dusun var
Cicek cicek opusun var
Bir gul gibi gulusun var
Uyu ninni uyu ninni
Kovan kovan balin olsun
Bin cicekli dalin olsun
Denizlerde salin olsun
Uyu ninni uyu ninni
Gozlerin akip gidiyor
Uykulara gul seriyor
Ruyalar seni bekliyor
Uyu ninni uyu ninni
M. Ruhi Şirin.
NİNNİ
Asmaya kurdum salıncak
Eline de verdim oyuncak
Yine de uyumadı gitti
Şu küçücük yumurcak.
-----------------------------------
NİNNİ
Yola giden yolcu baba
Bizde giyerik aba
Osmancık’ta Koyun baba
O da sana himmet versin
Allah sana ömür versin ninni
----------------------------------
NİNNİ YAVRUM NİNNİ
Ninni çaldım beşiğine
Devlet konsun eşiğine
Düşman ölsün keşiğine (sırasına)
Ninni yavrum ninni
---------------------------------
NİNNİ
Ninni ninni ninnice
Akşam baban gelince
Hani yavrum deyince
Seni önüne koyunca
Öpüp garnı doyunca
Ninni yavrum ninni
Ninni ninni hu ninni
-------------------------------
BEBEĞİM
Bebeğim kocaman, onu tutamam.
Ninniler söylerim, hiç uyutamam.
Oynayıp gülüyor, bizi süzüyor.
Mamasını yemiyor, beni üzüyor.
Evcilik oynarken bana eş olur.
Hem anne hem baba hem kardeş olur.
Oynayıp gülüyor, bizi süzüyor.
Mamasını yemiyor, beni üzüyor.
-----------------------------------
NİNNİ
Gökte yıldız oynuyor
Gözüm yavruma doymuyor
Ellerde yavruma doymuyor
Ellerde yavru çok amma
Benim yavrum uyumuyor
Ninni, ninni bebeğim ninni
Sevişmek için 237 neden (buketforum)
Erkekler fiziksel, kadınlar ise ruhsal tatmin için cinselliği seviyor. Her iki cinsin seks yapmasının ortak nedenlerinden bazıları şöyle:
ABD’deki Teksas Üniversitesi cinsellik üzerine kapsamlı bir araştırma yaptı...
ABD’deki Teksas Üniversitesi cinsellik üzerine kapsamlı bir araştırma yaptı. Buna göre insanların cinsel ilişkiye girmesinin ardında 237 ayrı neden yatıyor. Erkekler fiziksel, kadınlar ise ruhsal tatmin için cinselliği seviyor. Her iki cinsin seks yapmasının ortak nedenlerinden bazıları şöyle:
Sıkıntı gidermek.
Kilo vermek.
Sıcak tutması.
Uykuyu kolaylaştırması.
Günün stresini atması.
Terfi edebilmek.
Karşındakinin iyi hissetmesini sağlamak.
ABD’deki Teksas Üniversitesi cinsellik üzerine kapsamlı bir araştırma yaptı...
ABD’deki Teksas Üniversitesi cinsellik üzerine kapsamlı bir araştırma yaptı. Buna göre insanların cinsel ilişkiye girmesinin ardında 237 ayrı neden yatıyor. Erkekler fiziksel, kadınlar ise ruhsal tatmin için cinselliği seviyor. Her iki cinsin seks yapmasının ortak nedenlerinden bazıları şöyle:
Sıkıntı gidermek.
Kilo vermek.
Sıcak tutması.
Uykuyu kolaylaştırması.
Günün stresini atması.
Terfi edebilmek.
Karşındakinin iyi hissetmesini sağlamak.
2 Aralık 2007 Pazar
Uzun ve hızlı orgazmlar için (buketforum)
Tam orgazma ulaşma noktasındayken durmak ve bir süre sonra kaldığınız yerden başlamak ne yazık ki mümkün değil. Ama orgazm süresini çeşitli teknikler yardımıyla daha da uzatmak mümkün.
Uzun orgazm:
Seksten zevk alanlar için... Tam orgazma ulaşma noktasındayken durmak ve bir süre sonra kaldığınız yerden başlamak ne yazık ki mümkün değil. Ama orgazm süresini çeşitli teknikler yardımıyla daha da uzatmak mümkün.
Ancak her zaman olduğu gibi temel kural, kadının da erkeğin de hassas noktalarını, hangi pozisyonlardan daha çok zevk aldığını bilmesi ve düşüncelerini partneri ile paylaşması. Bir Hint felsefesi olan Kama Sutra ve cinsel bölge kaslarınızı çalıştırabileceğiniz egzersizler orgazmı uzatmanızı sağlayacaktır.
Hızlı orgazm:
Zamanla yarışanlara... Zamanı kısıtlı olanların sevişmesi de tabii ki kısa sürer. Erkek her zaman olduğu gibi orgazma ulaşırken, ön sevişme olmadığından kadın yeterince uyarılamaz ve orgazm olamaz. Bu tür bir sevişmede kadının orgazm olması çok zordur. Ancak birkaç öneriyle böylesi hızlı bir sevişmeden de zevk almayı mümkün hale getirebilirsiniz.
Kadın ne yapmalı?
Kadınlar bu durumda, fantezi kurarak daha kolay tahrik olabilirler. Ya da masturbasyonu sevişme öncesi hazırlık olarak kabul edebilirler.
Erkek ne yapmalı?
Çok aceleci olmamak ve partnerinin de orgazm olmasını sağlamak için erkek kendini kontrol etmeli, erken boşalmayı önlemeli. Eğer kadın, erkekten daha uzun sürede orgazm olabiliyorsa, erkek sabirli olmali ve partneri orgazm noktasına yaklaşıncaya kadar boşalmamaya çalışmalı. Ayrıca boşaldıktan sonra da erkek partnerini orgazm oluncaya kadar uyarmaya devam edebilir.
alıntı
Uzun orgazm:
Seksten zevk alanlar için... Tam orgazma ulaşma noktasındayken durmak ve bir süre sonra kaldığınız yerden başlamak ne yazık ki mümkün değil. Ama orgazm süresini çeşitli teknikler yardımıyla daha da uzatmak mümkün.
Ancak her zaman olduğu gibi temel kural, kadının da erkeğin de hassas noktalarını, hangi pozisyonlardan daha çok zevk aldığını bilmesi ve düşüncelerini partneri ile paylaşması. Bir Hint felsefesi olan Kama Sutra ve cinsel bölge kaslarınızı çalıştırabileceğiniz egzersizler orgazmı uzatmanızı sağlayacaktır.
Hızlı orgazm:
Zamanla yarışanlara... Zamanı kısıtlı olanların sevişmesi de tabii ki kısa sürer. Erkek her zaman olduğu gibi orgazma ulaşırken, ön sevişme olmadığından kadın yeterince uyarılamaz ve orgazm olamaz. Bu tür bir sevişmede kadının orgazm olması çok zordur. Ancak birkaç öneriyle böylesi hızlı bir sevişmeden de zevk almayı mümkün hale getirebilirsiniz.
Kadın ne yapmalı?
Kadınlar bu durumda, fantezi kurarak daha kolay tahrik olabilirler. Ya da masturbasyonu sevişme öncesi hazırlık olarak kabul edebilirler.
Erkek ne yapmalı?
Çok aceleci olmamak ve partnerinin de orgazm olmasını sağlamak için erkek kendini kontrol etmeli, erken boşalmayı önlemeli. Eğer kadın, erkekten daha uzun sürede orgazm olabiliyorsa, erkek sabirli olmali ve partneri orgazm noktasına yaklaşıncaya kadar boşalmamaya çalışmalı. Ayrıca boşaldıktan sonra da erkek partnerini orgazm oluncaya kadar uyarmaya devam edebilir.
alıntı
Aşk için en uygun saat hangisi? (buketforum)
Önce bir sinema, sonra mum ışığında bir yemek, ardından dans, sonra... Hayır sonrası sandığınız gibi değil. Gerçi tüm romantik öğeler gece üzerine kurulmuştur ama kronobiyolojiye göre vücudun da bir saati var...
Seks için en uygun saat akşam değil, sabah 08.00. Spor yapmak için en uygun saat ise sabah değil, öğleden sonra 16.00 suları. Gün 24 saat ve insanların vücut ve ruh durumları 24 kez değişiyor. Doktorlar, biyologlar ve farmakologlar bu olağanüstü duruma kronobiyoloji adını veriyor. Vücut ritmine göre hangi eylemin hangi saat uygun olacağını şöyle sıralıyorlar:
07:00
Kortizon salgılamasıyla organizma uyanır. Ancak vücut hala zayıftır, bu nedenle spor yapmaktan kaçının.
08:00
Seks için en iyi zamandır, çünkü bezler fazla miktarda hormon salgılarlar. 09:00 Organizma şimdi faaliyete hazır. İnsan yaratıcı ve dinamik olur.
11:00
Vücudumuz tam formundadır.
13:00
Vücut formdan bir hayli düşmüştür. Verimlilik gün ortalamasının yüzde 20 altındadır.
15:00
Enerjimiz geri gelmiştir, belleğimiz tam formundadır. Ama bu enerji sabahkinden azdır.
16:00
Spor için en uygun saat. Tansiyon ve dolaşım çok iyi durumdadır.
17:00
Organların faaliyeti üst düzeydedir. Böbrekler ve mesane çok çalışır. Tırnakların ve saçın en çabuk uzadığı zamandır.
19:00
Tansiyon ve nabız tembelleşir. Tansiyon düşürücü ilaçlar tehlikeli olabilir.
21:00
Sindirim organlarının günlük görevi sona ermiştir. Yenen her şey midede sabaha kadar hazmedilmeden kalır.
23:00
Tam dinlenme saatidir. Metabolizmanın faaliyeti giderek azalır.
01:00
Verimliliğimiz en alt düzeyde. Bu saatte çalışanlar hata yapar, dikkat son derece azalır.
03:00
Bedensel ve ruhsal olarak karanlık bir safhadır. Bu saatte intihar edenlerin sayısı fazlalaşır.
05:00
Hormon salgılaması giderek yükselir, kaybolan enerji geri gelir. Vücut, yeni bir gün için hazırlanır.
alıntıdır
Seks için en uygun saat akşam değil, sabah 08.00. Spor yapmak için en uygun saat ise sabah değil, öğleden sonra 16.00 suları. Gün 24 saat ve insanların vücut ve ruh durumları 24 kez değişiyor. Doktorlar, biyologlar ve farmakologlar bu olağanüstü duruma kronobiyoloji adını veriyor. Vücut ritmine göre hangi eylemin hangi saat uygun olacağını şöyle sıralıyorlar:
07:00
Kortizon salgılamasıyla organizma uyanır. Ancak vücut hala zayıftır, bu nedenle spor yapmaktan kaçının.
08:00
Seks için en iyi zamandır, çünkü bezler fazla miktarda hormon salgılarlar. 09:00 Organizma şimdi faaliyete hazır. İnsan yaratıcı ve dinamik olur.
11:00
Vücudumuz tam formundadır.
13:00
Vücut formdan bir hayli düşmüştür. Verimlilik gün ortalamasının yüzde 20 altındadır.
15:00
Enerjimiz geri gelmiştir, belleğimiz tam formundadır. Ama bu enerji sabahkinden azdır.
16:00
Spor için en uygun saat. Tansiyon ve dolaşım çok iyi durumdadır.
17:00
Organların faaliyeti üst düzeydedir. Böbrekler ve mesane çok çalışır. Tırnakların ve saçın en çabuk uzadığı zamandır.
19:00
Tansiyon ve nabız tembelleşir. Tansiyon düşürücü ilaçlar tehlikeli olabilir.
21:00
Sindirim organlarının günlük görevi sona ermiştir. Yenen her şey midede sabaha kadar hazmedilmeden kalır.
23:00
Tam dinlenme saatidir. Metabolizmanın faaliyeti giderek azalır.
01:00
Verimliliğimiz en alt düzeyde. Bu saatte çalışanlar hata yapar, dikkat son derece azalır.
03:00
Bedensel ve ruhsal olarak karanlık bir safhadır. Bu saatte intihar edenlerin sayısı fazlalaşır.
05:00
Hormon salgılaması giderek yükselir, kaybolan enerji geri gelir. Vücut, yeni bir gün için hazırlanır.
alıntıdır
Aşkta kazanmak için (buketforum)
Aşkta kaybetmemek için ilk kural, aşık olduğunuzda 'görme duyunuzu' yitirmemeniz. Yıllar sonra, 'Ah ben bunları nasıl fark edemedim' diyenlerden olmamak için iki gözünüzü birden yummayın.
Bir insana kayıtsız şartsız bağlanmak, en büyük hatalardan biri. Aşk acısı çekenlerin en yoğun hataları; kaybetmeyi en başta kabullenmeleri. Aşk bir 'sığınak' da değildir. Ama birçok insan, bir şeylerden kaçmak istediğinde farkında olmadan, o sıkıntılı evrelerinde bir aşk buluyor.
Bunları yapmayın
Geçmişte aldığınız yaraları aşkınızın malzemesi yaptığınız anda kaybedersiniz. Elbette yeni bir aşk geçmiş yaraları iyileştirebilir. Ama onu gerçekten bir merhem olarak kullanıp, 'İyi ki sen varsın, yoksa bugün ben yoktum' gibi itiraflar, aşkı yavaş yavaş törpülemeye başlar. Bağımlılar olmayan özgüveni, başkalarına bağlanarak elde etmeye çalışır.
Size değer veriyor mu?
Kendisine değer vermeyen birine bağlılık duyanların, ki özellikle kadınların, sayısı hiç de az değil.Israr ve yapışkanlık... Aşk bunlardan hiç hoşlanmaz. Elinizde olana yapışır ve her ne olursa olsun ilişkiyi sürdürmeye çalışırsanız, baştan kaybedersiniz. Bir rüya ya mı aşıksınız, yoksa gerçek olan bir şeye mi? Karar verin.
Güven şart
Aşk, dedektifliği kaldırmaz. Onu inceleyip, kusur arama işleminden vazgeçin. Önce dürüstçe şuna karar verin: Bu insanın düzelmesini kendi iyiliğiniz için mi istiyorsunuz, onun iyiliği için mi? 'Aşık olduğum kişi şöyle olmalı' fomülleriyle her gün kusur düzeltme memuru gibi hareket ederseniz, o aşkın vay haline! Aşkı cinsellikle ayırt edebiliyor musunuz?
Birçok şeyi günlerce paylaştıktan sonra cinselliği denemek daha anlamlı. Cinselliği çoğu kez bir kısır döngü içinde yaşamak yerine, sevildiğinizi veya sevilebilir olduğunuzu hissedin, hissettirin.
Bir insana kayıtsız şartsız bağlanmak, en büyük hatalardan biri. Aşk acısı çekenlerin en yoğun hataları; kaybetmeyi en başta kabullenmeleri. Aşk bir 'sığınak' da değildir. Ama birçok insan, bir şeylerden kaçmak istediğinde farkında olmadan, o sıkıntılı evrelerinde bir aşk buluyor.
Bunları yapmayın
Geçmişte aldığınız yaraları aşkınızın malzemesi yaptığınız anda kaybedersiniz. Elbette yeni bir aşk geçmiş yaraları iyileştirebilir. Ama onu gerçekten bir merhem olarak kullanıp, 'İyi ki sen varsın, yoksa bugün ben yoktum' gibi itiraflar, aşkı yavaş yavaş törpülemeye başlar. Bağımlılar olmayan özgüveni, başkalarına bağlanarak elde etmeye çalışır.
Size değer veriyor mu?
Kendisine değer vermeyen birine bağlılık duyanların, ki özellikle kadınların, sayısı hiç de az değil.Israr ve yapışkanlık... Aşk bunlardan hiç hoşlanmaz. Elinizde olana yapışır ve her ne olursa olsun ilişkiyi sürdürmeye çalışırsanız, baştan kaybedersiniz. Bir rüya ya mı aşıksınız, yoksa gerçek olan bir şeye mi? Karar verin.
Güven şart
Aşk, dedektifliği kaldırmaz. Onu inceleyip, kusur arama işleminden vazgeçin. Önce dürüstçe şuna karar verin: Bu insanın düzelmesini kendi iyiliğiniz için mi istiyorsunuz, onun iyiliği için mi? 'Aşık olduğum kişi şöyle olmalı' fomülleriyle her gün kusur düzeltme memuru gibi hareket ederseniz, o aşkın vay haline! Aşkı cinsellikle ayırt edebiliyor musunuz?
Birçok şeyi günlerce paylaştıktan sonra cinselliği denemek daha anlamlı. Cinselliği çoğu kez bir kısır döngü içinde yaşamak yerine, sevildiğinizi veya sevilebilir olduğunuzu hissedin, hissettirin.
Eşinizden Vazgeçmemeniz İçin Nedenler
Hiçbir evlilik sonsuza kadar sürmez!’ yargısı elbette yanlış. Bazen boşanma, evli çiftler için tek çözüm sayılabilir. Ancak uzmanlar, en ufak sorunda veya krizde boşanmayı bir çözüm olarak görmenin yanlışlığı üzerinde duruyorlar. Bu konuda yapılan araştırmalar, birçok boşanmanın çözülebilir nedenlerden kaynaklandığını ortaya çıkarıyor. Öyle ki, boşanmak isteyip de uzmana başvuran çiftlerin çoğu, bu kararlarından vazgeçebiliyorlar. Tabii bu, sırf beraberliği sürdürmek adına, kesinlikle tükenmiş bir evliliği devam ettirin anlamına da gelmiyor. Sadece, en ufak sorunda "Ondan ayrılmak istiyorum" gibi düşüncelere kapılmayın yeter! Çünkü bu tip düşünceler ve yaklaşımlar, aslında yürütülebilecek veya yoluna sokulabilecek ilişkileri bile tüketir. Siz en iyisi, şunları bir gözden geçirin...
Evliler toplumun gözünde bir numara
Evlilik toplum içersinde büyük önem taşıyan bir kurum. Evli çiftler toplum da daha yüksek statülere sahip oluyorlar. Üstelik evli kişiler çevrelerinde, bekarlara oranla daha fazla güven uyandırıyor. Tabii bu herkes için geçerli değil! Ancak genel olarak toplum içinde evliliğe bakış açısı böyle.
Boşanma sonrası çevre daralıyor
Evli çiftlerin arkadaş çevreleri, çift taraflı olduğu için, geniş oluyor. Fakat boşanma sonrası bu arkadaşlıkların bir kısmı kayboluyor. Ve genellikle boşanma sürecinde arkadaşların yalnız bırakmama vaadleri de boş çıkıyor. Bu, bütün arkadaşlıklar için geçerli olmasa da, evlilik dahilinde oluşmuş çoğu arkadaşlıklarda böyle.
Evliler iş hayatında daha başarılı
Günümüzde, özellikle Avrupa ülkelerinde işverenler, çalışanlarının, özellikle müdür seviyesinde olanların evli olmalarını tercih ediyor. Bunun nedenleri arasında, evlilerin daha düzenli yaşamaları ve daha çok rekabete girebilmeleri yatıyor.
Evlilik cinsel hayatı düzene sokuyor
Düzenli bir hayak sağlayan evlilik, düzenli bir cinsel hayatı da beraberinde getiriyor. Üstelik evli çiftler birbirini daha iyi tanıdığı için, cinsel ilişki daha da renklendirilebiliyor. Tabii ilişkinin monotonluğa doğru sürüklenmesini de engellemek gerekiyor.
Çocuklar anne babayı birlikte istiyor
Hiçbir çocuk anne ve babasının ayrılmasını istemiyor. Üstelik böyle bir durum, çocuklarda bazı psikolojik sorunlara da yol açabiliyor. Genellikle boşanma sonrası çocuklar, bunun kendilerinden kaynaklandığını düşünerek, suçluluk duygusuna kapılıyorlar. Bunun yanında boşanma sırasında anne ve babanın velayet konusunda tartışmaları da çocukları olumsuz etkiliyor.
Beraberlik huzur veriyor
Avrupa’a yapılan bir araştırmaya göre, yeni boşanan kişiler, ilk günlerde kendilerini çok rahat hissediyorlar. Ancak birkaç ay sonra yalnızlık hissiyle beraber karamsarlık duygusu da gelişiyor.
Boşanma ek sorumluluk getiriyor
İnsan boşandıktan sonra bütün kararları tek başına almaya başlıyor. Ayrıca bütün yaşamsal koşulların da tek başına üstesinden gelmesi gerekiyor. Bu nedenle, ilişkinizin boşanmaya varacağını hissediyorsanız, kesinlikle eşinizle ortak borca girmeyin. Aksi halde ayrıldıktan sonra bunları ödemek gücünüze ve ağırınıza gider.
Birlikten güç doğuyor
Evli çiftler kendilerini daha güçlü hissediyor. Ayrıca sorunların üstesinden daha kolay geliyorlar. Boşanma sonrası bütün yaşananları unutma süreci, kişiyi bir dönem boşluğa düşürebiliyor.
Boşanmayla sorunlar bitmiyor
Gelen gideni aratır derler. Genellikle boşandıktan sonra güzel beklenti ve umutlarla yeni ilişkiler kurulur. Ancak çoğunlukla bu beklentiler gerçekleşmez ve hüsran yaşanır. Bazı durumlarda bir süre sonra ayrılınan eşin yokluğu hissedilmeye başlar. Bu nedenle, kesinlikle ayrıldıktan sonraki ilişkinizin daha iyi olacağı düşüncesine kapılmayın.
Boşanma yeni bir adaptasyon gerektiriyor
Boşanmadan sonra her şey, en önemlisi de bütün düzen değişiyor. Yeni bir ev, düzen, kısacası çoğu şey değişiyor. Bütün bu değişikliklere alışmak da belli bir süre gerektiriyor. Tabii bunların üstesinden gelmek de yorucu. Bu nedenle, boşanmaya karar vermeden önce bütün bunları mutlaka gözden geçirin.
Evliler toplumun gözünde bir numara
Evlilik toplum içersinde büyük önem taşıyan bir kurum. Evli çiftler toplum da daha yüksek statülere sahip oluyorlar. Üstelik evli kişiler çevrelerinde, bekarlara oranla daha fazla güven uyandırıyor. Tabii bu herkes için geçerli değil! Ancak genel olarak toplum içinde evliliğe bakış açısı böyle.
Boşanma sonrası çevre daralıyor
Evli çiftlerin arkadaş çevreleri, çift taraflı olduğu için, geniş oluyor. Fakat boşanma sonrası bu arkadaşlıkların bir kısmı kayboluyor. Ve genellikle boşanma sürecinde arkadaşların yalnız bırakmama vaadleri de boş çıkıyor. Bu, bütün arkadaşlıklar için geçerli olmasa da, evlilik dahilinde oluşmuş çoğu arkadaşlıklarda böyle.
Evliler iş hayatında daha başarılı
Günümüzde, özellikle Avrupa ülkelerinde işverenler, çalışanlarının, özellikle müdür seviyesinde olanların evli olmalarını tercih ediyor. Bunun nedenleri arasında, evlilerin daha düzenli yaşamaları ve daha çok rekabete girebilmeleri yatıyor.
Evlilik cinsel hayatı düzene sokuyor
Düzenli bir hayak sağlayan evlilik, düzenli bir cinsel hayatı da beraberinde getiriyor. Üstelik evli çiftler birbirini daha iyi tanıdığı için, cinsel ilişki daha da renklendirilebiliyor. Tabii ilişkinin monotonluğa doğru sürüklenmesini de engellemek gerekiyor.
Çocuklar anne babayı birlikte istiyor
Hiçbir çocuk anne ve babasının ayrılmasını istemiyor. Üstelik böyle bir durum, çocuklarda bazı psikolojik sorunlara da yol açabiliyor. Genellikle boşanma sonrası çocuklar, bunun kendilerinden kaynaklandığını düşünerek, suçluluk duygusuna kapılıyorlar. Bunun yanında boşanma sırasında anne ve babanın velayet konusunda tartışmaları da çocukları olumsuz etkiliyor.
Beraberlik huzur veriyor
Avrupa’a yapılan bir araştırmaya göre, yeni boşanan kişiler, ilk günlerde kendilerini çok rahat hissediyorlar. Ancak birkaç ay sonra yalnızlık hissiyle beraber karamsarlık duygusu da gelişiyor.
Boşanma ek sorumluluk getiriyor
İnsan boşandıktan sonra bütün kararları tek başına almaya başlıyor. Ayrıca bütün yaşamsal koşulların da tek başına üstesinden gelmesi gerekiyor. Bu nedenle, ilişkinizin boşanmaya varacağını hissediyorsanız, kesinlikle eşinizle ortak borca girmeyin. Aksi halde ayrıldıktan sonra bunları ödemek gücünüze ve ağırınıza gider.
Birlikten güç doğuyor
Evli çiftler kendilerini daha güçlü hissediyor. Ayrıca sorunların üstesinden daha kolay geliyorlar. Boşanma sonrası bütün yaşananları unutma süreci, kişiyi bir dönem boşluğa düşürebiliyor.
Boşanmayla sorunlar bitmiyor
Gelen gideni aratır derler. Genellikle boşandıktan sonra güzel beklenti ve umutlarla yeni ilişkiler kurulur. Ancak çoğunlukla bu beklentiler gerçekleşmez ve hüsran yaşanır. Bazı durumlarda bir süre sonra ayrılınan eşin yokluğu hissedilmeye başlar. Bu nedenle, kesinlikle ayrıldıktan sonraki ilişkinizin daha iyi olacağı düşüncesine kapılmayın.
Boşanma yeni bir adaptasyon gerektiriyor
Boşanmadan sonra her şey, en önemlisi de bütün düzen değişiyor. Yeni bir ev, düzen, kısacası çoğu şey değişiyor. Bütün bu değişikliklere alışmak da belli bir süre gerektiriyor. Tabii bunların üstesinden gelmek de yorucu. Bu nedenle, boşanmaya karar vermeden önce bütün bunları mutlaka gözden geçirin.
Üstün Kadın Erkek İçin Her Zaman
Birçok erkek, eşini uzun yıllar sonra bile çok etkileyici buluyor. Ancak bazı erkekler var ki, eşleriyle belli bir süre geçtikten sonra beraber olamıyor. Bunun için de bir sürü bahane uyduruyorlar. Erkeklerin yaşadığı bu tip uzaklaşmaların temelinde, çoğunlukla eşlerinin onlardan üstün olduğu duygusu yatıyor. Bu durum, özellikle çalışmayan kadınların anne olma, çalışan kadınların ise işlerinde yükselmeleri sonucunda yoğunlaşıyor. Tabii bu her erkek için sözkonusu değil. Ancak bazı erkekler, çocuklarının annesine karşı düşkünlüğünden veya eşinin işinde saygı görmesinden rahatsız olabiliyor. Bütün bunlar erkekte, ikinci plana atılmışlık ve yetersizlik hissi yaratabiliyor. Günlük yaşamın getirdiği bu tip baskılar da, doğal olarak cinsel hayata yansıyor. Çünkü; erkeğin doğal yapısında var olan kadına hakim ve ondan üstün olma, onu koruma içgüdüsü ellerinden alınmış gibi oluyor. Peki bu sorun nasıl çözülebilir? Bunun birinci adımı, elbette erkeğin eşinin sahip olduğu meziyetleri kabullenmesiyle başlıyor. Erkek, eşinin ilerlemesinden sıkıntı değil, memnuniyet duymayı öğrenmeli. Kendini geri çekmek, eşinden uzaklaşmak yerine, onunla daha fazla vakit geçirebilir. Erkek, böyle bir durumda yapacaklarını bir fedakarlık olarak değil, bir kazanç olarak görmeli. Böylelikle, yeniden çok sevdiği eşiyle mutlu bir cinsel yaşama ulaşabilir.
Mutlu bir cinsel hayat için
Mutlu bir cinsel yaşam için besinler çok önemli.. Uzmanları dinleyin
Uzmanlar karbonhidrat açısından zengin beslenmenin cinsel hayata olumlu etki yaptığını belirtiyor. Özelikle çinko bu konuda çok değerli minerallerden biri. Çinkonun en çok bulunduğu gıdalar arasında fındık, fıstık, midye ve üzüm bulunuyor.
B, C, E vitamini
Bu üç vitamin cinsel fonksiyonların doğru çalışması açısından vazgeçilmez olarak gösteriliyor. Havuç, semizotu, çilek, ananas, badem, avokado, biber ve bu vitaminlerin bulunduğu diğer yiyecekler cinsel sağlık açısından büyük önem taşıyor.
Afrodizyak ginseng
Uzakdoğu kökenli bu bitki yüzyıllardır cinsel gücü artırıcı olarak kullanıldığı biliniyor. Bitki özellikle erkekler için çok sık kullanılıyor.
Uzak durulması gerekenler
Beyaz şeker, kahve, tütün ve soya ürünlerinin cinsel isteksizlik yarattığını söyleyen uzmanlar, özellikle kadınların bu yiyecekleri çok fazla tüketmemelerini öneriyor.
Portakal suyu ve çikolata
Marrena Lindberg’in 'Orgazmik Diyet’ adlı kitabı daha mutlu bir cinsel yaşam isteyenlere her gün 1 bardak taze sıkılmış portakal suyu içmeyi ve 30 gram siyah çikolatayı öneriyor
İşte 'orgazmik diyet'
Günlük beslenmenizde yüzde 30 oranında protein, yüzde 30 oranında yağ, yüzde 40 oranında şeker, tatlı, beyaz ekmek, patates hariç olmak üzere karbohidrat almanızı öneren diyette istediğiniz kadar meyve ve sebze yiyebilirsiniz.
Diyetten üç günlük bir örnek
1. Gün:
Kahvaltı: Üzerine organik müsli konmuş yoğurt ve meyve
Öğle yemeği: Çok tahıllı ekmeğin üzerine konmuş jambon ve gravyer peyniri. Yanında mayonez veya hardal, taze biber ve havuç
Akşam yemeği: Fırında tavuk, yanında brokoli ve zeytin yağı, limon soslu salata
2. Gün:
Kahvaltı: Hindi salamlı omlet, yanında domates, soğan ve biber
Öğle yemeği: Sebze yemeği ve meyve
Akşam yemeği: Çin usulü pişmiş karışık sebze. (Kırmızı biber, brokoli, soğan, mantar yerfıstığında çevrilmiş) ve ince et parçaları ile, yanında ufak bir porsiyon pilav
3. Gün:
Kahvaltı: 2 dilim jambon, 1-2 yumurta, 1 dilim kızarmış ekmek
Öğle yemeği: Ekmeksiz peynirli burger, sossuz büyük salata
Akşam yemeği: İnce pide ekmek içi yoğurt soslu tavuk, domates, salatalık zeytin ve beyaz peynirli salata (zeytinyağlı)
Uzmanlar karbonhidrat açısından zengin beslenmenin cinsel hayata olumlu etki yaptığını belirtiyor. Özelikle çinko bu konuda çok değerli minerallerden biri. Çinkonun en çok bulunduğu gıdalar arasında fındık, fıstık, midye ve üzüm bulunuyor.
B, C, E vitamini
Bu üç vitamin cinsel fonksiyonların doğru çalışması açısından vazgeçilmez olarak gösteriliyor. Havuç, semizotu, çilek, ananas, badem, avokado, biber ve bu vitaminlerin bulunduğu diğer yiyecekler cinsel sağlık açısından büyük önem taşıyor.
Afrodizyak ginseng
Uzakdoğu kökenli bu bitki yüzyıllardır cinsel gücü artırıcı olarak kullanıldığı biliniyor. Bitki özellikle erkekler için çok sık kullanılıyor.
Uzak durulması gerekenler
Beyaz şeker, kahve, tütün ve soya ürünlerinin cinsel isteksizlik yarattığını söyleyen uzmanlar, özellikle kadınların bu yiyecekleri çok fazla tüketmemelerini öneriyor.
Portakal suyu ve çikolata
Marrena Lindberg’in 'Orgazmik Diyet’ adlı kitabı daha mutlu bir cinsel yaşam isteyenlere her gün 1 bardak taze sıkılmış portakal suyu içmeyi ve 30 gram siyah çikolatayı öneriyor
İşte 'orgazmik diyet'
Günlük beslenmenizde yüzde 30 oranında protein, yüzde 30 oranında yağ, yüzde 40 oranında şeker, tatlı, beyaz ekmek, patates hariç olmak üzere karbohidrat almanızı öneren diyette istediğiniz kadar meyve ve sebze yiyebilirsiniz.
Diyetten üç günlük bir örnek
1. Gün:
Kahvaltı: Üzerine organik müsli konmuş yoğurt ve meyve
Öğle yemeği: Çok tahıllı ekmeğin üzerine konmuş jambon ve gravyer peyniri. Yanında mayonez veya hardal, taze biber ve havuç
Akşam yemeği: Fırında tavuk, yanında brokoli ve zeytin yağı, limon soslu salata
2. Gün:
Kahvaltı: Hindi salamlı omlet, yanında domates, soğan ve biber
Öğle yemeği: Sebze yemeği ve meyve
Akşam yemeği: Çin usulü pişmiş karışık sebze. (Kırmızı biber, brokoli, soğan, mantar yerfıstığında çevrilmiş) ve ince et parçaları ile, yanında ufak bir porsiyon pilav
3. Gün:
Kahvaltı: 2 dilim jambon, 1-2 yumurta, 1 dilim kızarmış ekmek
Öğle yemeği: Ekmeksiz peynirli burger, sossuz büyük salata
Akşam yemeği: İnce pide ekmek içi yoğurt soslu tavuk, domates, salatalık zeytin ve beyaz peynirli salata (zeytinyağlı)
1 Aralık 2007 Cumartesi
Müsait Olunca Beni Severmisin
Kapidan içeri girer girmez neseyle bagirdi: 'Anne biliyormusun bugün yuvada ne oldu? ' 'Görmüyor musun? Telefonla konusuyorum.' Hiç kimsenin sevdigi sey birbirine benzemiyordu. Annesi telefonu, babasi arabayi seviyordu. Hersey erteleniyordu telefon ve araba söz konusu oldugunda. Bir de eve misafir gelecek oldumu kendisine hiç yer kalmiyordu. Nerelere gitsindi? Annesi kapatti telefonu. Mutfaktan tencere kasik sesleri geliyordu. Kosarak yanina gitti. 'Sana yardIm edeyim mi? ' dedi en sevimli halini takinarak. Annesi manali manali bakti. 'Hayirdir. Bir yaramazlik filan. Bak bir de seninle ugrasmayayim. Çok yorgunum zaten.' Yorgunluk nasil bir seydi. Bazen elinde oyuncagiyla uykuya daldiginda anneannesi oyuncagi yavasça elinden alir 'Nasil yorulmus yavrucak. Uykunun gül kokulu kollari sarsin seni' diyerek alnina bir öpücük konduruverirdi. Yorgunluk gül kokulu bir uykuya dalmaksa eger, ne diye annesi kendisiyle böyle kizgin kizgin konusuyordu. 'Annecigim yoruldugun zaman gül kokulu uykulara dalarsin. Anneannem öyle söylüyor.' 'Uykuya dalayim da gül kokulari kusur kalsin. Yorgunluktan ölüyorum.' Bu kelimeden nefret ediyordu. Yorgunum. Yorgun oldugumdan. Böyle yorgun yorgunken... 'Annecigim sen yorulma diye...' 'Yemekte konusuruz çocugum. Bankada isler yetismedi.Baban gelene kadar bunlari bitirmem lazim. Hadi sen oyna biraz.' 'Hani siz yoruluyorsunuz ya...' 'Eeee....' 'Ben de oynamaktan yoruluyorum.' 'Ne yapayim? ' 'Bilmem...' Yapilmamasi gerekenleri biliyordu da büyükler, yapilmasi gerekenleri hiç bilmiyorlardi. Isiklar söndü birden. Annesi öfkeyle söylenmeye basladi.'Mum da yok' diye diye karistirdi dolaplari el yordami. Çocuk sirtüstü yatip, anneannesinin köyünü düsündü. Gaz lambasinin isiginda deli tavsan masalini anlatisini. Deli tavsanin duvardaki aksini getirdi gözlerinin önüne. Anneannesi gibi iki ellerini birlestirip isaret parmaklarini yukari kaldirarak tavsan kafasi yapti. 'bak deli tavsan' diyerek parmaklarini oynatti. Yoldan gecen arabalarin farlari duvardaki tavsana yol açti. Tavsan alabildigine hür dolasti sagda solda. Otlarla kuslarla konustu. Sonra yorgun düstü. Duvardaki görüntü o minik avuçlarin açilmasiyla kayboldu. Kolu yavasça kanepeden asagi sarkti. Neden sonra isiklar geldi. Kadin çocugun hiç konusmadigini akil etti birden. Kanepeye kostu. Küçücük dizlerini karnina dogru çekerek uykuya dalmisti. Masanin üstündeki dosyalara bakti igrenerek. Dindirilmez bir pismanlik doldurdu içini. Uyandirmaktan korka korka küçük alnina bir öpücük kondurdu. Çocuk sanki bu öpücügü bekliyormusçasina;
'işin bitince beni sever misin anne? ' dedi.
Kadin, sevilmek için randevu alan çocuguna bakarak sabaha kadar agladi...
'işin bitince beni sever misin anne? ' dedi.
Kadin, sevilmek için randevu alan çocuguna bakarak sabaha kadar agladi...
SENİ SEVİYORUM DEMEK İÇİN ÖLÜMÜ BEKLEMEYİN
24 Yaşındaydı...
Okulunun en başarılı öğrencisiydi. Öyle çok iş teklifi almıştı ki yaşamını, başarılı ve zengin bir iş adamı olarak geçirmesi garantiydi. Kendisini herkesten üstün görürdü, kimseyi beğenmezdi. Arkadaşları onun kırıcı olduğundan yakınırdı hep. AŞK onun için ayak bağıydı. Birini sevmenin düşüncesi bile itici gelirdi.
Bir sabah kendini kötü hissetti, soluğu hemen doktorda aldı. Test üstüne test yapıldı ve teşhis kondu. KANSER....
Doktor sadece birkaç aylık ömrün var dediğinde inanamadı. Oysa neler bekliyordu hayattan. Eve kapandı kimseyle görüşmüyordu. Bir gün televizyon izlerken bir söz dikkatini çekti. Filmde bir kadın kendisini terk eden sevgilisine “En Büyük Mutsuzluk Sevgisiz Bir Hayat Sürmektir” diyordu. Bundan daha kötüsü de bu dünyadan sevdiklerine “Seni seviyorum demeden gitmek” diyordu. Televizyonu kapattı ve düşündü. Bugüne kadar hiç kimseye “Seni Seviyorum” dememişti ve bunu söylemek için o kadar az zamanı kalmıştı ki. Fırladı yatağından, banyoya koştu günlerdir kesmediği sakalını kesti. En güzel kıyafetlerini giyindi ve dışarı çıktı.
Önce okuluna gitti. Dersin ortasında sınıfa girince hem öğretmeni hem de arkadaşları şaşırdı. İzin istedi öğretmeninden bir kaç şey söylemek için.
“Yıllarca sizinle birlikteydik” dedi. Ama ben hiç birinizle yakın olmadım. Çoğunuzu kırdım, aşağıladım, lütfen beni bağışlayın. Sizi seviyorum, sizi çok seviyorum. Okuldan çıktığında öylesine rahatlamıştı ki, kendisi bile şaşırdı. Demek bu kadar kolaydı. Demek böylesine sihirliydi o “Seni Seviyorum” sözü. Yeniden eve döndü. Annesi, babası ve kardeşleri onu çok merak etmişlerdi ve her yeri ayağa kaldırmışlardı. “Neredeydin” diye sorduklarında “Sevginin Kucağında” yanıtını verdi. Babasına, annesine ve kardeşlerine tek tek sarıldı, hepsine yüzlerce kez “Sizi Seviyorum” dedi. Sonra kağıdı kalemi aldı eline ve şunları yazdı:
İnsanlara “Seni Seviyorum” demek için ölümü beklemenize gerek yok Şimdi, hemen şimdi başlayabilirsiniz. Başlayın ki hayatınız güzelleşsin, zenginleşsin. Hem şimdi başlamazsanız bir daha söyleme şansınız hiç olmayabilir. Ertesi gün onu zor bir görev bekliyordu. Bu yazdıklarını o kısacık sürede bulabildiği her adrese gönderecekti.
Yatağına uzandı ve acılarına rağmen yaşamında hiç olmadığı kadar huzurlu uykuya, ölüme daldı.
Okulunun en başarılı öğrencisiydi. Öyle çok iş teklifi almıştı ki yaşamını, başarılı ve zengin bir iş adamı olarak geçirmesi garantiydi. Kendisini herkesten üstün görürdü, kimseyi beğenmezdi. Arkadaşları onun kırıcı olduğundan yakınırdı hep. AŞK onun için ayak bağıydı. Birini sevmenin düşüncesi bile itici gelirdi.
Bir sabah kendini kötü hissetti, soluğu hemen doktorda aldı. Test üstüne test yapıldı ve teşhis kondu. KANSER....
Doktor sadece birkaç aylık ömrün var dediğinde inanamadı. Oysa neler bekliyordu hayattan. Eve kapandı kimseyle görüşmüyordu. Bir gün televizyon izlerken bir söz dikkatini çekti. Filmde bir kadın kendisini terk eden sevgilisine “En Büyük Mutsuzluk Sevgisiz Bir Hayat Sürmektir” diyordu. Bundan daha kötüsü de bu dünyadan sevdiklerine “Seni seviyorum demeden gitmek” diyordu. Televizyonu kapattı ve düşündü. Bugüne kadar hiç kimseye “Seni Seviyorum” dememişti ve bunu söylemek için o kadar az zamanı kalmıştı ki. Fırladı yatağından, banyoya koştu günlerdir kesmediği sakalını kesti. En güzel kıyafetlerini giyindi ve dışarı çıktı.
Önce okuluna gitti. Dersin ortasında sınıfa girince hem öğretmeni hem de arkadaşları şaşırdı. İzin istedi öğretmeninden bir kaç şey söylemek için.
“Yıllarca sizinle birlikteydik” dedi. Ama ben hiç birinizle yakın olmadım. Çoğunuzu kırdım, aşağıladım, lütfen beni bağışlayın. Sizi seviyorum, sizi çok seviyorum. Okuldan çıktığında öylesine rahatlamıştı ki, kendisi bile şaşırdı. Demek bu kadar kolaydı. Demek böylesine sihirliydi o “Seni Seviyorum” sözü. Yeniden eve döndü. Annesi, babası ve kardeşleri onu çok merak etmişlerdi ve her yeri ayağa kaldırmışlardı. “Neredeydin” diye sorduklarında “Sevginin Kucağında” yanıtını verdi. Babasına, annesine ve kardeşlerine tek tek sarıldı, hepsine yüzlerce kez “Sizi Seviyorum” dedi. Sonra kağıdı kalemi aldı eline ve şunları yazdı:
İnsanlara “Seni Seviyorum” demek için ölümü beklemenize gerek yok Şimdi, hemen şimdi başlayabilirsiniz. Başlayın ki hayatınız güzelleşsin, zenginleşsin. Hem şimdi başlamazsanız bir daha söyleme şansınız hiç olmayabilir. Ertesi gün onu zor bir görev bekliyordu. Bu yazdıklarını o kısacık sürede bulabildiği her adrese gönderecekti.
Yatağına uzandı ve acılarına rağmen yaşamında hiç olmadığı kadar huzurlu uykuya, ölüme daldı.
30 Kasım 2007 Cuma
Sana Seslenmek İÇİn
Gece sessizce başlıyor ve ırmağın
Öte yakasına geçiyor atlılar.
Bir papatyanın acısını dinliyorum.
Gökyüzü gitgide genişliyor.
Islak yaprakların derin yeşilliği
Islak dağların uyandırdığı keder.
Kendime bir demet çiçek topluyorum
Öğretmenimin iliklediği göğsüm
Ne kadar genç
Ağzımda taptaze bir tütün kokusu
Ve taze ceviz kabuklarının kararttığı parmaklarımda
Bir ağız mızıkası.
Öğrendiğim ilk şarkılar
Yollar yollar yollar boyunca
Söylediğim ilk şarkılar
Sevgilim olan bütün kızlar
Siyah önlükleri ve
Kaçamak bakışlarıyla geçip gittiler
İlk fotoğraflarımdaki yakışıklı saçım...
Ey akşam, ey bir aşkın
Başlaması ve bitmesi
Ey turuncu akşam, bütün akşamların akşamı
Ey mor akşam, dudaklarım gibi moraran.
Gece evleri sardığında
Ve bahçeleri
Işıklar içinde kaçıp giden
Bir tavşan gibi yalnızım.
Yolun iki yanında kalan
Karanlık dağların ötesinde
Neler olup biter
Ve girdiğimiz uykulu kasabada
Lokantadaki uykulu çocuk
Olgun ışıklı lokantada
Olgun patatesler.
Bir adamın
Doğması ve ölmesi
Ve bazı işlemeler yapması hayatında
Bazı bağlardan
Üzüm toplaması
Bazı sinemalara gitmesi
Bazı kızları sevmesi
Ve ölesiye yalnızlık çekmesi
Bazı şehirlerde.
Ey akşam, turuncu ve mor akşam
Ey gökyüzü, ey benim
Gittikçe esmerleşen kalbim.
Şimdi beyaz bir kızın
Yanında olabilmek için
Bazı çılgınlıklar yapabilirim
Onu boynundan öpsem ve onunla
Dönyada olup bitenleri konuşsak
İngiliz birahanelerinde
Damalı kasketleri
Ve şaşılacak kadar yorgun yüzleriyle
Ve bütün emekçiler gibi
Çocuksu gözleri
Partal elleriyle oturan
İşçilerden konuşsak
Zencilerden konuşsak sonra
Gülünce bütün yüzleriyle gülen
Yakışıklı ve hazin
Zencilerden.
Gece dünyanın her yerinde
Geliyor ve her yerde
Aynı duygu uyanıyor kalbimizde.
Sen şimdi
Duvarına bir şiirimi asmışsındır
Uyuyorsundur
Belki düşünüyorsundur
Sonuncu kattaki odandan
Yıldızlara bakarak.
Ve yıldızlar her zaman
Eski ve tanıdıktır.
Özellikle bir tren penceresinden bakıldığında.
İçimiz nedensiz bir hüzünle dolduğunda
Sırtüstü uzanıp toprağa
Baktığımız yıldızlar.
Bir harman yerinde ya da
Düz bir damda.
Uzaktan
Bütün türküler gibi
Yanık bir türkü gelirken
Sıcaktan bunalırken
Evler ve yollar;
Ve yaşlı kadınlar
Uyuklar gibi büzülüp minderlerine
Düşünürlerken eskisini
Olağanüstü günlerini
Gece sesizce başlıyor ve ırmağın
Öte yakasına geçiyor atlılar
Çalıların hışırtısını dinliyorum.
Sana seslenmek için
Yeni şiirler tasarlıyorum..
Öte yakasına geçiyor atlılar.
Bir papatyanın acısını dinliyorum.
Gökyüzü gitgide genişliyor.
Islak yaprakların derin yeşilliği
Islak dağların uyandırdığı keder.
Kendime bir demet çiçek topluyorum
Öğretmenimin iliklediği göğsüm
Ne kadar genç
Ağzımda taptaze bir tütün kokusu
Ve taze ceviz kabuklarının kararttığı parmaklarımda
Bir ağız mızıkası.
Öğrendiğim ilk şarkılar
Yollar yollar yollar boyunca
Söylediğim ilk şarkılar
Sevgilim olan bütün kızlar
Siyah önlükleri ve
Kaçamak bakışlarıyla geçip gittiler
İlk fotoğraflarımdaki yakışıklı saçım...
Ey akşam, ey bir aşkın
Başlaması ve bitmesi
Ey turuncu akşam, bütün akşamların akşamı
Ey mor akşam, dudaklarım gibi moraran.
Gece evleri sardığında
Ve bahçeleri
Işıklar içinde kaçıp giden
Bir tavşan gibi yalnızım.
Yolun iki yanında kalan
Karanlık dağların ötesinde
Neler olup biter
Ve girdiğimiz uykulu kasabada
Lokantadaki uykulu çocuk
Olgun ışıklı lokantada
Olgun patatesler.
Bir adamın
Doğması ve ölmesi
Ve bazı işlemeler yapması hayatında
Bazı bağlardan
Üzüm toplaması
Bazı sinemalara gitmesi
Bazı kızları sevmesi
Ve ölesiye yalnızlık çekmesi
Bazı şehirlerde.
Ey akşam, turuncu ve mor akşam
Ey gökyüzü, ey benim
Gittikçe esmerleşen kalbim.
Şimdi beyaz bir kızın
Yanında olabilmek için
Bazı çılgınlıklar yapabilirim
Onu boynundan öpsem ve onunla
Dönyada olup bitenleri konuşsak
İngiliz birahanelerinde
Damalı kasketleri
Ve şaşılacak kadar yorgun yüzleriyle
Ve bütün emekçiler gibi
Çocuksu gözleri
Partal elleriyle oturan
İşçilerden konuşsak
Zencilerden konuşsak sonra
Gülünce bütün yüzleriyle gülen
Yakışıklı ve hazin
Zencilerden.
Gece dünyanın her yerinde
Geliyor ve her yerde
Aynı duygu uyanıyor kalbimizde.
Sen şimdi
Duvarına bir şiirimi asmışsındır
Uyuyorsundur
Belki düşünüyorsundur
Sonuncu kattaki odandan
Yıldızlara bakarak.
Ve yıldızlar her zaman
Eski ve tanıdıktır.
Özellikle bir tren penceresinden bakıldığında.
İçimiz nedensiz bir hüzünle dolduğunda
Sırtüstü uzanıp toprağa
Baktığımız yıldızlar.
Bir harman yerinde ya da
Düz bir damda.
Uzaktan
Bütün türküler gibi
Yanık bir türkü gelirken
Sıcaktan bunalırken
Evler ve yollar;
Ve yaşlı kadınlar
Uyuklar gibi büzülüp minderlerine
Düşünürlerken eskisini
Olağanüstü günlerini
Gece sesizce başlıyor ve ırmağın
Öte yakasına geçiyor atlılar
Çalıların hışırtısını dinliyorum.
Sana seslenmek için
Yeni şiirler tasarlıyorum..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
