Öğretmen öğrencilere sormuş: 'Bilgisayar erkek midir, dişi mi?'
Kız öğrenciler:
Bilgisayar erkektir, çünkü... Bilgisayarlar sorunları çözmek için yaratılmalarına rağmen ömürlerinin dörtte üçünü sorun yaratarak geçirirler. Daha önemlisi bunlardan birini aldıktan sonra, biraz daha sabretseydiniz, çok daha gelişmiş bir modeline sahip olabileceğinizi görüp pişman olursunuz.
Erkek öğrenciler:
Bilgisayar dişidir, çünkü... Onun mantığını yaratıcısından başka kimsenin anlaması mümkün değildir. En ufak hatayı bile hafızasına kaydedip tekrar tekrar önünüze koyar. Daha önemlisi, bir bilgisayar aldıktan sonra farkedersiniz ki... Asıl parayı, ona gereken aksesuarlar için harcamak zorundasınız!..
__________________
erkek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
erkek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Aralık 2007 Cuma
3 Aralık 2007 Pazartesi
Erkek annesi olmak
Erkek ve kız çocuklarının hem biyolojik hem de ruhsal açıdan birbirlerinden oldukça farklı olması işinizi biraz daha zorlaştırıyor. Bu nedenle erkek çocuklarının neler hissettiğini ve onlara karşı nasıl davranılacağını bilmekte yarar var. Bu bilinmezlik içinde bocalamamak için onları daha iyi tanımalısınız. İşte size erkek çocukları hakkında işinize çok yarayacak ipuçları:
Erkek çocukları, kızlara göre daha fazla enerjiye sahiptir
Erkek çocukları kızlara göre %30 daha fazla kaslı bir yapıya sahiptir. Bu da erkek çocuklarının daha güçlü olduklarını ve daha fazla hareket etmeye ihtiyaç duyduklarını gösterir. Erkek çocuklarının sahip oldukları diğer hormonlar da hareket etme isteklerini artırmaktadır.
Etrafı dağıtan ve herkese sataşan bir çocuk aslında karmaşayı bilinçli olarak yaratmaz. Bu onun doğasında vardır… Bu durumda size büyük görevler düşmektedir. Ona kendini kontrol etmeyi öğretmek, sıkıntı ve sinirlerini başka bir şeye yönelerek gidermeyi göstermelisiniz. Kısacası içindeki enerjiyi daha yararları şeylere harcamasını sağlamalısınız.
Erkek ve kız çocuklarının beyni aynı şekilde gelişmez
Yapılan birçok araştırmada erkek ve kız çocuklarının beyinlerinin doğumdan itibaren aynı şekilde gelişim göstermediği görülmüştür. Beyin, cinsiyete özgü farklıklar göstermektedir.
Kızlarda her iki beyin yarımküresi erkeklere oranla daha fazla iletişim halindedir. Bunun sonucunda da kız çocukları daha çok analiz yapmaya ve soru sormaya eğilimlidirler.
Erkek çocuklarında ise sağ beyin yarımküresi daha belirgin ve keskin kararlar alma özelliğine sahiptir. Psikologlar bunun, erkek çocuklarının matematik ve uzay problemlerinde daha başarılı oluşunu açıkladığı görüşünde.
İki beyin yarımküresinde konuşmayı sağlayan alan, kız çocuklarında %30 oranında daha büyüktür. Bunun sonucunda da erkek çocukları genellikle daha geç konuşmaya başlarlar. Hatta daha az soru sorar ve konuşurlar. Bu nedenle erkek çocukları daha erken konuşmaya başlamak için teşvike gereksinim duyarlar. Bu noktada onunla devamlı konuşmanız, duygularını dile getirebilmesi için onu cesaretlendirmeniz gereklidir. Ona masallar anlatın ve onu dinlemek için zaman ayırın… İsteklerini elde etmek için güç kullanmak yerine dilini kullanması konusunda onu özendirin.
Erkek çocukları dövüşmeyi sever.
Erkek çocukları, doğaları gereği dövüşçü bir yapıya sahiptirler. Bu agresif davranış biçimi erkeklik hormonuyla yakından ilgilidir. Bu yüzden de erkek çocukları bir kavga sırasında hemen dövüşmeye eğilim gösterir ve saldırganlaşırlar. Onlara, bu güdülerini kontrol altında tutmayı öğretmek gerekir.
Kız çocukları ise daha çok dilin gücüne güvenirler ve konuştukları takdirde olaya egemen olacaklarını düşünürler. Ancak erkek çocukları gibi dövüşen kız çocukları da yok değildir.
Erkek çocukları, kızlara göre daha kırılgandır
Erkek çocuklarının kız çocuklarına göre daha kırılgan olduğu, uzmanlarca ispatlanmıştır. Ayrıca yapılan araştırmalar, erkek çocuklarının kızlara göre daha sık hasta olduğunu göstermektedir. Bu fiziksel zayıflıklara ek olarak psikolojik zayıflıklar da söz konusudur çünkü psikoloğa giden erkek çocukların sayısı kızlara oranla daha fazladır. Bu nedenle onların da hassas olduğu kabul edilmeli ve onlara “küçük adam” muamelesi yapılmamalıdır. Küçük birer çocuk oldukları unutulmamalıdır.
Ayrıca ağlayan bir kız çocuğunu nasıl kucağınıza alıp, ona sarılıyor ve öpüyorsanız erkek çocuğuna da aynı şekilde davranmalısınız. Erkek çocuklarına çok şefkat gösterip, yumuşak davranıldığı takdirde onların zayıf kişilikli biri olacakları düşünülür. Hatta bazı ebeveynler, oğullarıyla ufakken oynayıp, çok sevgi gösterirlerse onun korkak bir çocuk olmasından çekinirler. Psikologlar bunun yanlış bir düşünce ve inanış olduğunu, erkek çocukların da kız çocukları kadar sarılmaya, öpüşmeye ve sevgiye ihtiyaç duyduklarını söylüyorlar.
Oğlunuzun maço olmasını engellemek için…
Özellikle ataerkil toplumlarda erkek çocuklarına kızlardan daha farklı davranılır. Onların yeri ayrıdır her zaman. Tabii ki erkek ve kız çocuklarının birbirlerinden farklı oldukları yadsınamaz bir gerçek. Kız çocuklarının güzellikleri övülüp, ön plana getirilirken, erkek çocuklarına daha çok cesaret aşılanır.
Ancak erkek çocuğunu cesarete ve güçlü olmaya teşvik etmek onu bir maço haline getirmek demek değildir. Bunların yanısıra oğlunuzun ev işlerinde yardım edip, kadınlara karşı saygı duymasını öğretmek de sizin görevinizdir. Özellikle bu konuda babaya büyük görevler düşer. Çünkü erkek çocuklar genellikle babalarını örnek alırlar. Baba eğer kadınlara karşı saygısını ve davranışlarını oğluna da aşılayabiliyorsa, sorumluluklarını yerine getiren bir çocuk yetiştiriyorsunuz demektir.
Oğlunuzu tek başınıza büyütürken…
Bir erkek çocuğunu tek başına büyütmek hiç kolay değildir. Ancak başarılmayacak bir şey olduğu da söylenemez. Örneğin; Bill Clinton ve Tom Cruise, babaları hiçbir zaman yanlarında olmadan, anneleriyle büyümüşlerdir. Güç gerektiren bu durum için size birkaç öneri;
Oğlunuzdan “evin hakimi”ni yaratmayın! Oğlunuz bir çocuk ve size güvence sağlamak veya sizi teselli etmek onun görevi değil.
Oğlunuz size ait değildir. Bir erkek çocuğa sahip olmak her anneyi mutlu eder ancak onu kısıtlayıcı davranışlardan kaçının.
Ona, dayı, amca ve enişte gibi örnek alabileceği erkek modelleri gösterin. Ancak onu kimseye benzetmeyin.
Onun dünyasına (arabalar, spor vs.) ilgi gösterin. Bu dünya her ne kadar size çok uzak olsa da oğlunuzla yakınlaşmanızı sağlayacaktır.
Sınırlar koyun. Çocuğunuza bu gerekli! Psikologlar, çocuğunuza koyduğunuz kurallar yüzünden onun size günde birkaç kez kızıp, tepki göstermesini normal karşılamanızı ancak taviz vermemenizi söylüyor çünkü bu kurallar onun gelişimi açısından gerekli.
Erkek çocuk ve babası
Baba, erkek çocuğun hayatında son derece önemli bir role sahiptir. O, erkek çocuk için bir örnektir. Psikologlar, bir erkek çocuğunun babaya duyduğu gereksinmeyi şu şekilde açıklıyorlar;
Erkek çocuk güreşmek gibi fiziksel iletişimlerden çok hoşlanır. Erkek çocuk, babasıyla macera yaşamaya bayılır. Bu sayede babasını güçlü görür ve kendisini onunla daha güvende hisseder.
Erkek çocuk, babasıyla sohbet etmekten, hayata bakışını, yaşadıklarını ve yaptıklarını dinlemekten son derece keyif alır.
Erkek çocukları, kızlara göre daha fazla enerjiye sahiptir
Erkek çocukları kızlara göre %30 daha fazla kaslı bir yapıya sahiptir. Bu da erkek çocuklarının daha güçlü olduklarını ve daha fazla hareket etmeye ihtiyaç duyduklarını gösterir. Erkek çocuklarının sahip oldukları diğer hormonlar da hareket etme isteklerini artırmaktadır.
Etrafı dağıtan ve herkese sataşan bir çocuk aslında karmaşayı bilinçli olarak yaratmaz. Bu onun doğasında vardır… Bu durumda size büyük görevler düşmektedir. Ona kendini kontrol etmeyi öğretmek, sıkıntı ve sinirlerini başka bir şeye yönelerek gidermeyi göstermelisiniz. Kısacası içindeki enerjiyi daha yararları şeylere harcamasını sağlamalısınız.
Erkek ve kız çocuklarının beyni aynı şekilde gelişmez
Yapılan birçok araştırmada erkek ve kız çocuklarının beyinlerinin doğumdan itibaren aynı şekilde gelişim göstermediği görülmüştür. Beyin, cinsiyete özgü farklıklar göstermektedir.
Kızlarda her iki beyin yarımküresi erkeklere oranla daha fazla iletişim halindedir. Bunun sonucunda da kız çocukları daha çok analiz yapmaya ve soru sormaya eğilimlidirler.
Erkek çocuklarında ise sağ beyin yarımküresi daha belirgin ve keskin kararlar alma özelliğine sahiptir. Psikologlar bunun, erkek çocuklarının matematik ve uzay problemlerinde daha başarılı oluşunu açıkladığı görüşünde.
İki beyin yarımküresinde konuşmayı sağlayan alan, kız çocuklarında %30 oranında daha büyüktür. Bunun sonucunda da erkek çocukları genellikle daha geç konuşmaya başlarlar. Hatta daha az soru sorar ve konuşurlar. Bu nedenle erkek çocukları daha erken konuşmaya başlamak için teşvike gereksinim duyarlar. Bu noktada onunla devamlı konuşmanız, duygularını dile getirebilmesi için onu cesaretlendirmeniz gereklidir. Ona masallar anlatın ve onu dinlemek için zaman ayırın… İsteklerini elde etmek için güç kullanmak yerine dilini kullanması konusunda onu özendirin.
Erkek çocukları dövüşmeyi sever.
Erkek çocukları, doğaları gereği dövüşçü bir yapıya sahiptirler. Bu agresif davranış biçimi erkeklik hormonuyla yakından ilgilidir. Bu yüzden de erkek çocukları bir kavga sırasında hemen dövüşmeye eğilim gösterir ve saldırganlaşırlar. Onlara, bu güdülerini kontrol altında tutmayı öğretmek gerekir.
Kız çocukları ise daha çok dilin gücüne güvenirler ve konuştukları takdirde olaya egemen olacaklarını düşünürler. Ancak erkek çocukları gibi dövüşen kız çocukları da yok değildir.
Erkek çocukları, kızlara göre daha kırılgandır
Erkek çocuklarının kız çocuklarına göre daha kırılgan olduğu, uzmanlarca ispatlanmıştır. Ayrıca yapılan araştırmalar, erkek çocuklarının kızlara göre daha sık hasta olduğunu göstermektedir. Bu fiziksel zayıflıklara ek olarak psikolojik zayıflıklar da söz konusudur çünkü psikoloğa giden erkek çocukların sayısı kızlara oranla daha fazladır. Bu nedenle onların da hassas olduğu kabul edilmeli ve onlara “küçük adam” muamelesi yapılmamalıdır. Küçük birer çocuk oldukları unutulmamalıdır.
Ayrıca ağlayan bir kız çocuğunu nasıl kucağınıza alıp, ona sarılıyor ve öpüyorsanız erkek çocuğuna da aynı şekilde davranmalısınız. Erkek çocuklarına çok şefkat gösterip, yumuşak davranıldığı takdirde onların zayıf kişilikli biri olacakları düşünülür. Hatta bazı ebeveynler, oğullarıyla ufakken oynayıp, çok sevgi gösterirlerse onun korkak bir çocuk olmasından çekinirler. Psikologlar bunun yanlış bir düşünce ve inanış olduğunu, erkek çocukların da kız çocukları kadar sarılmaya, öpüşmeye ve sevgiye ihtiyaç duyduklarını söylüyorlar.
Oğlunuzun maço olmasını engellemek için…
Özellikle ataerkil toplumlarda erkek çocuklarına kızlardan daha farklı davranılır. Onların yeri ayrıdır her zaman. Tabii ki erkek ve kız çocuklarının birbirlerinden farklı oldukları yadsınamaz bir gerçek. Kız çocuklarının güzellikleri övülüp, ön plana getirilirken, erkek çocuklarına daha çok cesaret aşılanır.
Ancak erkek çocuğunu cesarete ve güçlü olmaya teşvik etmek onu bir maço haline getirmek demek değildir. Bunların yanısıra oğlunuzun ev işlerinde yardım edip, kadınlara karşı saygı duymasını öğretmek de sizin görevinizdir. Özellikle bu konuda babaya büyük görevler düşer. Çünkü erkek çocuklar genellikle babalarını örnek alırlar. Baba eğer kadınlara karşı saygısını ve davranışlarını oğluna da aşılayabiliyorsa, sorumluluklarını yerine getiren bir çocuk yetiştiriyorsunuz demektir.
Oğlunuzu tek başınıza büyütürken…
Bir erkek çocuğunu tek başına büyütmek hiç kolay değildir. Ancak başarılmayacak bir şey olduğu da söylenemez. Örneğin; Bill Clinton ve Tom Cruise, babaları hiçbir zaman yanlarında olmadan, anneleriyle büyümüşlerdir. Güç gerektiren bu durum için size birkaç öneri;
Oğlunuzdan “evin hakimi”ni yaratmayın! Oğlunuz bir çocuk ve size güvence sağlamak veya sizi teselli etmek onun görevi değil.
Oğlunuz size ait değildir. Bir erkek çocuğa sahip olmak her anneyi mutlu eder ancak onu kısıtlayıcı davranışlardan kaçının.
Ona, dayı, amca ve enişte gibi örnek alabileceği erkek modelleri gösterin. Ancak onu kimseye benzetmeyin.
Onun dünyasına (arabalar, spor vs.) ilgi gösterin. Bu dünya her ne kadar size çok uzak olsa da oğlunuzla yakınlaşmanızı sağlayacaktır.
Sınırlar koyun. Çocuğunuza bu gerekli! Psikologlar, çocuğunuza koyduğunuz kurallar yüzünden onun size günde birkaç kez kızıp, tepki göstermesini normal karşılamanızı ancak taviz vermemenizi söylüyor çünkü bu kurallar onun gelişimi açısından gerekli.
Erkek çocuk ve babası
Baba, erkek çocuğun hayatında son derece önemli bir role sahiptir. O, erkek çocuk için bir örnektir. Psikologlar, bir erkek çocuğunun babaya duyduğu gereksinmeyi şu şekilde açıklıyorlar;
Erkek çocuk güreşmek gibi fiziksel iletişimlerden çok hoşlanır. Erkek çocuk, babasıyla macera yaşamaya bayılır. Bu sayede babasını güçlü görür ve kendisini onunla daha güvende hisseder.
Erkek çocuk, babasıyla sohbet etmekten, hayata bakışını, yaşadıklarını ve yaptıklarını dinlemekten son derece keyif alır.
2 Aralık 2007 Pazar
Çantada keklik erkekler (buketforum)
Erkeklerin çok karmaşık yaratıklar olduğunu artık biz kadınlar tamamiyle biliyoruz. Onların hangi hareketinin ne demek istediğini anlamak o kadar zor ki...Fakat bazı belirtiler onun sizden hoşlanıp, hoşlanmadığını gösterebilir.
Bir erkekten hoşlanıyorsunuz ve doğal olarak onun da sizden hoşlanıp, hoşlanmadığını bilmek istiyorsunuz. O zaman onu dikkatle incelemeli ve hareketlerinin ne anlama geldiğini öğrenmeye çalışmalısınız. İltifatlar Size sürekli iltifatlarda bulunuyor, ne kadar güzel olduğunuzu ya da üstünüzdeki kıyafetin ne kadar güzel olduğunu söylüyor.
"Demek ki benimle ilgileniyor" diye düşünmenize sebep oluyor. Sanki sizin olan, size ait olan herşeyden hoşlanıyor. Bu durumda siz de ona iltifatlarda bulunun. Mesela gömleğinin ona çok yakıştığını ya da çok şık göründüğünü söyleyin.
Kim muhteşem olmaktan hoşlanmaz ki?
Bakışlar Ne zaman onun olduğu yöne doğru bakıp gülümseseniz, onun da size baktığını ve gülümsediğini görüyorsunuz. Hiç şüphe yok ki onun dikkatini çekmeyi başarıyorsunuz. Ne kadar meşgul olursa olsun varlığınızın farkında...
Bir daha ki sefer size gülümsediğinde yanında durun ve "Merhaba, nasıl gidiyor?" diye sorun. Ama bunu oldukça doğal bir şekilde söyleyin ki kendini rahatsız hissetmesin.
Kendi gibi olmak
Onun yanındayken hareketleri kontrol almak gibi bir durumla karşılaşmıyor, kendiniz gibi olabiliyorsunuz. Yakın arkadaşlarınıza yaptığınız şakaları ona da yapabiliyorsunuz.
Birlikte bir komedi filmine ya da bir tiyatro oyununa gitmeyi önerebilirsiniz. Gideceğiniz ortamın eğlenceli olmasına özen gösterin. Unutmayın en büyük ortak noktanız birlikte eğlenebilmeniz.
Vücut dili
Size birşeyler anlatırken kolunuza hafifçe dokunuyor ya da yanınızdan geçerken nazikçe çekilip size yol veriyor. Sizinle ilgilendiğini vücut diliyle ifade etmeye çalışıyor.
"Merhaba" derken siz de onun koluna hafifçe dokunun. Onun mesajını açık bir şekilde aldığınızı gösterin.
Hatırlıyor
Sizinle ilgili her şeyi hatırlıyor. Doğumgününüz, en sevdiğiniz renk, köpeğinizin adı gibi. Ve siz bunları ona sadece bir kez söylemişsiniz. Bu sizi daha yakından tanımak için can attığını gösteriyor.
Söylediği herşeyi dikkatle dinleyin. Konuşması sırasında önem verdiği şeyleri hafızanıza alın. Böylece sizin de onu önemsediğinizi anlayacak.
alıntıdır
Bir erkekten hoşlanıyorsunuz ve doğal olarak onun da sizden hoşlanıp, hoşlanmadığını bilmek istiyorsunuz. O zaman onu dikkatle incelemeli ve hareketlerinin ne anlama geldiğini öğrenmeye çalışmalısınız. İltifatlar Size sürekli iltifatlarda bulunuyor, ne kadar güzel olduğunuzu ya da üstünüzdeki kıyafetin ne kadar güzel olduğunu söylüyor.
"Demek ki benimle ilgileniyor" diye düşünmenize sebep oluyor. Sanki sizin olan, size ait olan herşeyden hoşlanıyor. Bu durumda siz de ona iltifatlarda bulunun. Mesela gömleğinin ona çok yakıştığını ya da çok şık göründüğünü söyleyin.
Kim muhteşem olmaktan hoşlanmaz ki?
Bakışlar Ne zaman onun olduğu yöne doğru bakıp gülümseseniz, onun da size baktığını ve gülümsediğini görüyorsunuz. Hiç şüphe yok ki onun dikkatini çekmeyi başarıyorsunuz. Ne kadar meşgul olursa olsun varlığınızın farkında...
Bir daha ki sefer size gülümsediğinde yanında durun ve "Merhaba, nasıl gidiyor?" diye sorun. Ama bunu oldukça doğal bir şekilde söyleyin ki kendini rahatsız hissetmesin.
Kendi gibi olmak
Onun yanındayken hareketleri kontrol almak gibi bir durumla karşılaşmıyor, kendiniz gibi olabiliyorsunuz. Yakın arkadaşlarınıza yaptığınız şakaları ona da yapabiliyorsunuz.
Birlikte bir komedi filmine ya da bir tiyatro oyununa gitmeyi önerebilirsiniz. Gideceğiniz ortamın eğlenceli olmasına özen gösterin. Unutmayın en büyük ortak noktanız birlikte eğlenebilmeniz.
Vücut dili
Size birşeyler anlatırken kolunuza hafifçe dokunuyor ya da yanınızdan geçerken nazikçe çekilip size yol veriyor. Sizinle ilgilendiğini vücut diliyle ifade etmeye çalışıyor.
"Merhaba" derken siz de onun koluna hafifçe dokunun. Onun mesajını açık bir şekilde aldığınızı gösterin.
Hatırlıyor
Sizinle ilgili her şeyi hatırlıyor. Doğumgününüz, en sevdiğiniz renk, köpeğinizin adı gibi. Ve siz bunları ona sadece bir kez söylemişsiniz. Bu sizi daha yakından tanımak için can attığını gösteriyor.
Söylediği herşeyi dikkatle dinleyin. Konuşması sırasında önem verdiği şeyleri hafızanıza alın. Böylece sizin de onu önemsediğinizi anlayacak.
alıntıdır
Üstün Kadın Erkek İçin Her Zaman
Birçok erkek, eşini uzun yıllar sonra bile çok etkileyici buluyor. Ancak bazı erkekler var ki, eşleriyle belli bir süre geçtikten sonra beraber olamıyor. Bunun için de bir sürü bahane uyduruyorlar. Erkeklerin yaşadığı bu tip uzaklaşmaların temelinde, çoğunlukla eşlerinin onlardan üstün olduğu duygusu yatıyor. Bu durum, özellikle çalışmayan kadınların anne olma, çalışan kadınların ise işlerinde yükselmeleri sonucunda yoğunlaşıyor. Tabii bu her erkek için sözkonusu değil. Ancak bazı erkekler, çocuklarının annesine karşı düşkünlüğünden veya eşinin işinde saygı görmesinden rahatsız olabiliyor. Bütün bunlar erkekte, ikinci plana atılmışlık ve yetersizlik hissi yaratabiliyor. Günlük yaşamın getirdiği bu tip baskılar da, doğal olarak cinsel hayata yansıyor. Çünkü; erkeğin doğal yapısında var olan kadına hakim ve ondan üstün olma, onu koruma içgüdüsü ellerinden alınmış gibi oluyor. Peki bu sorun nasıl çözülebilir? Bunun birinci adımı, elbette erkeğin eşinin sahip olduğu meziyetleri kabullenmesiyle başlıyor. Erkek, eşinin ilerlemesinden sıkıntı değil, memnuniyet duymayı öğrenmeli. Kendini geri çekmek, eşinden uzaklaşmak yerine, onunla daha fazla vakit geçirebilir. Erkek, böyle bir durumda yapacaklarını bir fedakarlık olarak değil, bir kazanç olarak görmeli. Böylelikle, yeniden çok sevdiği eşiyle mutlu bir cinsel yaşama ulaşabilir.
Cinsel istekte azalma
Cinsel istekte azalma
Bireyde devamlı olarak ya da ara ara tekrarlayan dönemler halinde cinsel fantezi kurmak ve cinsel eylemde bulunmak yolunda isteğin az ya da hiç olmaması halidir. Bu durum kişide önemli bir miktarda gerilim, sorun ya da kişiler arası ilişkilerde güçlüklere yol açar. Bu sorun başka bir psikiyatrik hastalığın etkisine bağlı olmayıp, asal olarak bir madde, ilaç ya da başka bir vücutsal hastalığın doğal etkilerine bağlı olmamalıdır.
Bu durumdan etkilenen kişiler genellikle cinsel aktiviteyi kendileri başlatmazlar, karşı tarafın başlatması halinde ise isteksizce eşlik edebilirler. Eşlerinin baskısı ile cinsel eylemin miktarını , başka nedenlerle ( eslerinin kendilerini terk etmemesi, hediyeler alınması, kendilerine değer verilmesi gibi amaçlarla) arttırabilirler. Bu kişilerin düzenli cinsel aktivitelere isteksizlikleri nedeniyle evlilik ya da arkadaşlıklarında bozulmalar, boşanmalar görülebilmektedir. Bu bireylerde eşini görünüm ve duygusal olarak itici olarak algılama da görülebilmektedir .
Cinsel istekteki azalma uyarılma ya da orgazm sorunları tarafından oluşturulmuş da olabilir. Bazı kişilerde istek aşamasında bozukluk varken, diğer aşamalar normal de olabilir.
Bu durumu olan erkeklerde bir araştırma sonucuna göre daha düşük testesteron düzeylerine rastlanmıştır. Araştırmalara göre beş kişiden birinde bu durum mevcut olup, kadınlarda daha çok rastlanmaktadır.
İstek azlığı kişinin cinsellik hakkındaki bilinç dışı korkularından kendini korumak üzere geliştirdiği bir savunma mekanizmasıdır. Bu durum uzun suren stres, kaygı ve depresyona başka vücutsal hastalıklara bağlı olarak ta gelişebilmektedir. Uzun sure cinsel aktivitenin olmaması da cinsel istek bozukluğuna yol açabilir. Ayrıca bozulan bir ilişkiye karşılık olarak ve bir öfke- düşmanlık ifadesi olarak ta karşılaşılabilir.
Cinsel istek azlığının gelişmesine yol açabilecek etkenler arasında biyolojik dürtünün olmaması, yeterli özgüvenin yokluğu, cinsel acıdan geçmişteki kötü deneyimler, tacizlerin varlığı,uygun bir esin olmaması, es ile cinsellik dişi alanlarda iyi bir iletişimin olmaması sayılabilir.
Rahatsızlık genellikle erişkinliğe geçiş döneminde başlar
Tedavide bilişsel, davranışçı tedavi ve aile terapisi kullanılır.
Bireyde devamlı olarak ya da ara ara tekrarlayan dönemler halinde cinsel fantezi kurmak ve cinsel eylemde bulunmak yolunda isteğin az ya da hiç olmaması halidir. Bu durum kişide önemli bir miktarda gerilim, sorun ya da kişiler arası ilişkilerde güçlüklere yol açar. Bu sorun başka bir psikiyatrik hastalığın etkisine bağlı olmayıp, asal olarak bir madde, ilaç ya da başka bir vücutsal hastalığın doğal etkilerine bağlı olmamalıdır.
Bu durumdan etkilenen kişiler genellikle cinsel aktiviteyi kendileri başlatmazlar, karşı tarafın başlatması halinde ise isteksizce eşlik edebilirler. Eşlerinin baskısı ile cinsel eylemin miktarını , başka nedenlerle ( eslerinin kendilerini terk etmemesi, hediyeler alınması, kendilerine değer verilmesi gibi amaçlarla) arttırabilirler. Bu kişilerin düzenli cinsel aktivitelere isteksizlikleri nedeniyle evlilik ya da arkadaşlıklarında bozulmalar, boşanmalar görülebilmektedir. Bu bireylerde eşini görünüm ve duygusal olarak itici olarak algılama da görülebilmektedir .
Cinsel istekteki azalma uyarılma ya da orgazm sorunları tarafından oluşturulmuş da olabilir. Bazı kişilerde istek aşamasında bozukluk varken, diğer aşamalar normal de olabilir.
Bu durumu olan erkeklerde bir araştırma sonucuna göre daha düşük testesteron düzeylerine rastlanmıştır. Araştırmalara göre beş kişiden birinde bu durum mevcut olup, kadınlarda daha çok rastlanmaktadır.
İstek azlığı kişinin cinsellik hakkındaki bilinç dışı korkularından kendini korumak üzere geliştirdiği bir savunma mekanizmasıdır. Bu durum uzun suren stres, kaygı ve depresyona başka vücutsal hastalıklara bağlı olarak ta gelişebilmektedir. Uzun sure cinsel aktivitenin olmaması da cinsel istek bozukluğuna yol açabilir. Ayrıca bozulan bir ilişkiye karşılık olarak ve bir öfke- düşmanlık ifadesi olarak ta karşılaşılabilir.
Cinsel istek azlığının gelişmesine yol açabilecek etkenler arasında biyolojik dürtünün olmaması, yeterli özgüvenin yokluğu, cinsel acıdan geçmişteki kötü deneyimler, tacizlerin varlığı,uygun bir esin olmaması, es ile cinsellik dişi alanlarda iyi bir iletişimin olmaması sayılabilir.
Rahatsızlık genellikle erişkinliğe geçiş döneminde başlar
Tedavide bilişsel, davranışçı tedavi ve aile terapisi kullanılır.
30 Kasım 2007 Cuma
BÜTÜN ERKEKLER MELEKTİR
MELEK OLDUGUMUZUN İSBATI... )
Birgün ormancinin biri
dallari nehrin üzerine sarkan
agacin dallarini keserken baltasini suya
düsürür.
"Aman tanrim" diye bagirdiginda bir peri belirir ve
"Ne
diye bagiriyorsun?" der.
Ormanci baltasini suya düsürdügünü ve
yasamini
sürdürebilmek için o baltaya ihtiyaci oldugunu söyler.
peri suya dalar ve elinde
bir altin balta ile tekrar belirir.
"Baltan bu muydu?" diye sorar. ormanci
"hayir" diye cevaplar.
Peri suya tekrar dalar ve bu sefer elinde gümüs bir
balta ile
tekrar belirir ve yine sorar.
"Baltan bu muydu? "ormanci yine
"hayir" diye cevaplar.
peri suya tekrar dalar ve bu sefer elinde demir bir
balta ile
tekrar belirir ve yine sorar.
"baltan bu muydu?" ormanci
"evet" der.
Ormancinin dürüstlügü perinin çok hosuna gider ve baltalarin
üçünü de
kendisine verir.
Ormanci mutlu bir sekilde evine döner.
Bir zaman sonra
ormanci esiyle birlikte nehir boyunca yürürken
karisi suya düser.
Ormanci "aman
tanrim" diye bagirir. peri yine belirir ve sorar.
"ne diye bagiriyorsun?"
ormanci "karim suya düstü der.
Peri suya dalar ve jennifer lopez le birlikte geri
döner.
"Senin karin bu mu?" diye sorar. ormanci "evet"
der.
Peri sinirlenmistir. "yalan söylüyorsun. gerçek bu degil"
der.
Ormanci "özür dilerim peri, ortada bir yanlis anlasilma söz konusu.
eger
Jennifer Lopez için hayir deseydim bu sefer Catherine
Zeta-Jones ile geri dönecektin, o na
da hayir deseydim karimla dönecek ve
her üçünü de bana verecektin. Ben fakir bir adamim
ve üç karimin
sorumlulugunu tasiyabilecek durumda degilim.
Jennifer Lopez e evet
dememin sebebi budur.
Bu hikayeden alinacak ders :
Ne zaman bir erkek yalan
söylüyorsa bunun iyi ve saygin bir nedeni vardir
ve bu baskalarinin yarari
içindir.
Kendileri için birsey istiyorlarsa ekmek çarpsindir
Birgün ormancinin biri
dallari nehrin üzerine sarkan
agacin dallarini keserken baltasini suya
düsürür.
"Aman tanrim" diye bagirdiginda bir peri belirir ve
"Ne
diye bagiriyorsun?" der.
Ormanci baltasini suya düsürdügünü ve
yasamini
sürdürebilmek için o baltaya ihtiyaci oldugunu söyler.
peri suya dalar ve elinde
bir altin balta ile tekrar belirir.
"Baltan bu muydu?" diye sorar. ormanci
"hayir" diye cevaplar.
Peri suya tekrar dalar ve bu sefer elinde gümüs bir
balta ile
tekrar belirir ve yine sorar.
"Baltan bu muydu? "ormanci yine
"hayir" diye cevaplar.
peri suya tekrar dalar ve bu sefer elinde demir bir
balta ile
tekrar belirir ve yine sorar.
"baltan bu muydu?" ormanci
"evet" der.
Ormancinin dürüstlügü perinin çok hosuna gider ve baltalarin
üçünü de
kendisine verir.
Ormanci mutlu bir sekilde evine döner.
Bir zaman sonra
ormanci esiyle birlikte nehir boyunca yürürken
karisi suya düser.
Ormanci "aman
tanrim" diye bagirir. peri yine belirir ve sorar.
"ne diye bagiriyorsun?"
ormanci "karim suya düstü der.
Peri suya dalar ve jennifer lopez le birlikte geri
döner.
"Senin karin bu mu?" diye sorar. ormanci "evet"
der.
Peri sinirlenmistir. "yalan söylüyorsun. gerçek bu degil"
der.
Ormanci "özür dilerim peri, ortada bir yanlis anlasilma söz konusu.
eger
Jennifer Lopez için hayir deseydim bu sefer Catherine
Zeta-Jones ile geri dönecektin, o na
da hayir deseydim karimla dönecek ve
her üçünü de bana verecektin. Ben fakir bir adamim
ve üç karimin
sorumlulugunu tasiyabilecek durumda degilim.
Jennifer Lopez e evet
dememin sebebi budur.
Bu hikayeden alinacak ders :
Ne zaman bir erkek yalan
söylüyorsa bunun iyi ve saygin bir nedeni vardir
ve bu baskalarinin yarari
içindir.
Kendileri için birsey istiyorlarsa ekmek çarpsindir
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
