kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Aralık 2007 Pazar

Yatakta utangaç bir kadın (buketforum)

İtiraf edin ki siz müzmin bir "utangaç"sınız! Partnerinize seksi sözler söylemeyi bırakın, sevgilinizin yatakta istemediğiniz şeyleri yapmasına bile itiraz edemiyorsunuz. "Böyle gelmiş böyle gitmez" diyorsanız, o zaman adım adım utangaçlıktan kurtulmanın tam zamanı!...
Prezervatif kullanmasını söylemeye utanıyorsanız. Ona prezervatif kullanması gerektiğini söylemek için en uygun zaman hangisi? Evden içeri girer girmez? Önsevişme sırasında? Ya da tam cinsel birleşme başladığı anda? Utangaç bir kadın için bu sorunun yanıtı her zaman "hiçbir zaman" olacaktır.

Çünkü o henüz sutyeninizi açmaya uğraşırken, siz komodinin gözünden bir prezervatif çıkardığınızda, kötü bir tepkiyle karşılaşmaktan korkuyorsunuz. Ama unutmayın ki, cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanmayı ya da hamile kalmayı istemiyorsanız, "prezervatif kullan" demekten başka çareniz yok. Utangaç bir aşık olsanız bile, o sizi öpüp okşarken prezervatifi paketinden çıkarmak size düşüyor. Eğer itiraz edecek olursa, utangaçlığı bir kenara bırakıp bu konuda ciddi olduğunuzu belirtin. Hatta "prezervatif yoksa seks de yok" gibi bir cümle kurun.

Yatakta ne istediğiniz söylemek

Utangaç bir kadın olarak yatakta ne istediğiniz söylemeye diliniz varmıyorsa, basit bir anahtar cümlemiz var sizin için: "Söyleme, göster!"

Ona "Bana sıkıca sarıl, sonra da elini şuraya koy" demek yerine sıkıca sarılın ve elini okşayarak nereye koymasını istiyorsanız, oraya doğru itin. Yatakta çiftler hareketlerini partnerlerine göre düzenler. Yani siz hızlanırsanız, partneriniz de hızlanacaktır. Siz yavaşlarsanız o da yavaşlayacaktır!

Yatakta ne istemediğinizi söylemek...

Yatakta partnerlerinin yaptıklarından hoşlanmadıklarını ifade eden kadınların sayısı oldukça az. Oysa bu sandığınızdan kolay. "Oraya dokunmanı istemiyorum" diyerek ilişkiyi berbat etmenize gerek yok. Biliyorsunuz ki, onun isteği de sizi memnun etmek. Bu durumda yine "göstermeniz" yeterli olacaktır. Ya da kulağına hafifçe "Sevgilim biraz daha yavaş olur musun" diye fısıldayabilirsiniz...

Oral seks yapmak, yaptırmak...

İşte asıl utangaçlık yaratan durumlardan biri... Eğer partnerinizin size oral seks yapmasından hoşlanmıyorsanız, aslında çok şey kaçırdığınız ortada! Bu konudaki utangaçlığınızı ortadan kaldırmak için seksten önce ılık bir duş alın.

İlişki sırasında partneriniz kendiliğinden "aşağı" doğru iniyorsa, itiraz etmeden kendinizi rahat bırakın...

Ona oral seks yapmaya gelince... Yazık ki tüm erkekler kendilerine oral seks yapılmasını severler. Eğer onun ısrarlarına utangaç "hayır"larla yanıt veriyorsanız, bir de zifiri karanlıkta bunu yapmayı deneyin... Biraz da alkollü olursanız, daha keyifli olabilir.

Regl döneminiz olduğunu söylemek...

Yine ayın o malum günleri... Öpüşmeye başlıyorsunuz, bir süre sonra eli pantolonunuzdan içeri kayıyor. Siz elinizi hızla onun elinin üzerine koyup durduruyorsunuz. Çünkü sevişecek durumda değilsiniz.

Regl döneminde sevişmek kişisel bir tercih. Bazı kadınlar sevişir, bazı kadınlar sevişmez. Eğer sevişmek istemiyorsanız, bunu sevişme noktasına gelmeden söyleyin. Eğer bunu söylemeye utanıyorsanız, tuvalette onun görebileceği bir yere tampon ya da ped bırakın... Başka yapacak bir şey yok!

alıntıdır

Üstün Kadın Erkek İçin Her Zaman

Birçok erkek, eşini uzun yıllar sonra bile çok etkileyici buluyor. Ancak bazı erkekler var ki, eşleriyle belli bir süre geçtikten sonra beraber olamıyor. Bunun için de bir sürü bahane uyduruyorlar. Erkeklerin yaşadığı bu tip uzaklaşmaların temelinde, çoğunlukla eşlerinin onlardan üstün olduğu duygusu yatıyor. Bu durum, özellikle çalışmayan kadınların anne olma, çalışan kadınların ise işlerinde yükselmeleri sonucunda yoğunlaşıyor. Tabii bu her erkek için sözkonusu değil. Ancak bazı erkekler, çocuklarının annesine karşı düşkünlüğünden veya eşinin işinde saygı görmesinden rahatsız olabiliyor. Bütün bunlar erkekte, ikinci plana atılmışlık ve yetersizlik hissi yaratabiliyor. Günlük yaşamın getirdiği bu tip baskılar da, doğal olarak cinsel hayata yansıyor. Çünkü; erkeğin doğal yapısında var olan kadına hakim ve ondan üstün olma, onu koruma içgüdüsü ellerinden alınmış gibi oluyor. Peki bu sorun nasıl çözülebilir? Bunun birinci adımı, elbette erkeğin eşinin sahip olduğu meziyetleri kabullenmesiyle başlıyor. Erkek, eşinin ilerlemesinden sıkıntı değil, memnuniyet duymayı öğrenmeli. Kendini geri çekmek, eşinden uzaklaşmak yerine, onunla daha fazla vakit geçirebilir. Erkek, böyle bir durumda yapacaklarını bir fedakarlık olarak değil, bir kazanç olarak görmeli. Böylelikle, yeniden çok sevdiği eşiyle mutlu bir cinsel yaşama ulaşabilir.

1 Aralık 2007 Cumartesi

Hayatin GerÇeklerİ

BABALAR KIZLARI , KIZLAR BABALARI HAKKINDA NE DÜŞÜNÜR ?

0 yaşında
Baba : Ne kadar da güzel. Şimdi bu küçücük şey benim kızım mı? Gözleri de bana ne kadar çok benziyor.
Kızı : Bu gözlerini benden hiç ayırmayan adam babam olsa gerek.

5 yaşında
Baba : Prensesim benim, güzel kızım. Söyle bakalım baban sana ne alsın?
Kızı : En çok babamı seviyorum.Babam, niye annemle uyuyor?Hep benimle uyusun, başkasını sevmesin.

10 yaşında
Baba : Gittikçe yaramaz oluyor, kime çekti bu kız?
Kızı : Ben babama aşığım. Büyüyünce babam gibi erkekle evleneceğim.Babam bu ay harçlığımı arttırır mı?

15 yaşında
Baba : Ne kadar da çabuk büyüdü. Eve de gittikçe geç kalmaya başladı, bu gidişle başına kötü bir şey gelecek. Sanırım daha sert konuşmalıyım.
Kızı : Babam yüzünden arkadaşlarımla istediğim kadar vakit geçiremiyorum. Bana baskı uygulamasından nefret ediyorum. Ne zaman özgür olacağım?

20 yaşında
Baba : Artık sözümü dinlemiyor. Benden giderek uzaklaşıyor. Kendi parasını da kazanmaya başladı ya, bana ihtiyacı kalmadı tabii. Uzun zamandır tatlı bir-iki laf geçmedi aramızda zaten. Evi de sürekli erkekler arıyor. Galiba kızım elden gidiyor.
Kızı : Her dediğime alınıyor, beni bir türlü anlamıyor.Hele geçen gün giydiğim mini eteğe karışmasına ne demeli? Evden ayrılıp, kendi hayatımı kurmalıyım. Çocuk muamelesi görmekten bıktım artık!

25 yaşında
Baba : Bir gün bunun olacağını biliyordum. İşte evleniyor. Zaten aramız eskisi gibi değildi.Şimdi bir de kocası var. Prensesim beni terkediyor.
Kızı : Böyle bir günde bile o mutsuz ifadeyi takınmasının ne lüzumu var ki? Biliyorum, onu bir türlü içine sindiremedi. Bu yüzden yapıyor.Kendi hayalindeki damat değil ya!Sanki birlikte yaşayacak olan o.

30 yaşında
Baba : Çok az görüşüyoruz. Daha sık biraraya gelsek ne iyi olur. Hem torunlarımı da özlüyorum. Kendi arkadaş çevrelerinden fırsat bulup da bize gelemiyorlar ki...
Kızı : Babamları da çok ihmal ediyorum galiba.Yine telefonda çok üzgün geldi sesi.Haftasonu onlara süpriz yapmak en iyisi.

40 yaşında
Baba : Kızım, benim entellektüel düzeyimi yeterli bulmuyor. Ona göre çağın gerisinde düşünüyormuşum. Oysa küçükken derslerine hep ben yardım ederdim. Anlayamadığı bütün problemleri bana sorardı.Şimdi beni beğenmiyor. Bir daha onunla asla politik tartışmalara girmeyeceğim.
Kızı : Babam giderek daha da çocuk gibi davranıyor.Sürekli bir şeylerden yakınıyor. Gerçi son zamanlarda sağlığı da iyi değil ama.Ya ona bir şey olursa? Zaten hiçbir zaman dilediği gibi bir evlat da olamadım.

45 yaşında
Baba : Kızımın mutlu bir yuvası olması ne güzel.Gözüm arkada gitmeyeceğim. Her şeyi kendi başardı. Onunla gurur duyuyorum.
Kızı : Babam için çok endişeleniyorum. Onu kaybetmeye hazır değilim. İlaçlarını da hep ihmal ediyor zaten. Allah'ım onu benden alma!

50 yaşında
Baba : Dünyada mutlu kal kızım !
Kızı : Seni çok özleyeceğim ve arayacağım babacığım.Şimdi ben kime danışacağım, kim yardım edecek bana? Ne olur gittiğin yerde çok mutlu ol.Ve hep yanımda olduğunu hissettir, ne bileyim ben,arada sırada işaretler yolla mesela. Ah babacığım! Sensiz nasıl yaşayacağım?

55 yaşında
Kadın : Sen gideli, seni daha iyi anlıyorum babacığım.Keşke seni hiç üzmeseydim demeyeceğim, çünkü "keşke"lerin hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini biliyorum.Yine de beni duyuyorsan, lütfen seni üzdüğüm her gün için çok ama çok pişman olduğumu bil olur mu?

Müsait Olunca Beni Severmisin

Kapidan içeri girer girmez neseyle bagirdi: 'Anne biliyormusun bugün yuvada ne oldu? ' 'Görmüyor musun? Telefonla konusuyorum.' Hiç kimsenin sevdigi sey birbirine benzemiyordu. Annesi telefonu, babasi arabayi seviyordu. Hersey erteleniyordu telefon ve araba söz konusu oldugunda. Bir de eve misafir gelecek oldumu kendisine hiç yer kalmiyordu. Nerelere gitsindi? Annesi kapatti telefonu. Mutfaktan tencere kasik sesleri geliyordu. Kosarak yanina gitti. 'Sana yardIm edeyim mi? ' dedi en sevimli halini takinarak. Annesi manali manali bakti. 'Hayirdir. Bir yaramazlik filan. Bak bir de seninle ugrasmayayim. Çok yorgunum zaten.' Yorgunluk nasil bir seydi. Bazen elinde oyuncagiyla uykuya daldiginda anneannesi oyuncagi yavasça elinden alir 'Nasil yorulmus yavrucak. Uykunun gül kokulu kollari sarsin seni' diyerek alnina bir öpücük konduruverirdi. Yorgunluk gül kokulu bir uykuya dalmaksa eger, ne diye annesi kendisiyle böyle kizgin kizgin konusuyordu. 'Annecigim yoruldugun zaman gül kokulu uykulara dalarsin. Anneannem öyle söylüyor.' 'Uykuya dalayim da gül kokulari kusur kalsin. Yorgunluktan ölüyorum.' Bu kelimeden nefret ediyordu. Yorgunum. Yorgun oldugumdan. Böyle yorgun yorgunken... 'Annecigim sen yorulma diye...' 'Yemekte konusuruz çocugum. Bankada isler yetismedi.Baban gelene kadar bunlari bitirmem lazim. Hadi sen oyna biraz.' 'Hani siz yoruluyorsunuz ya...' 'Eeee....' 'Ben de oynamaktan yoruluyorum.' 'Ne yapayim? ' 'Bilmem...' Yapilmamasi gerekenleri biliyordu da büyükler, yapilmasi gerekenleri hiç bilmiyorlardi. Isiklar söndü birden. Annesi öfkeyle söylenmeye basladi.'Mum da yok' diye diye karistirdi dolaplari el yordami. Çocuk sirtüstü yatip, anneannesinin köyünü düsündü. Gaz lambasinin isiginda deli tavsan masalini anlatisini. Deli tavsanin duvardaki aksini getirdi gözlerinin önüne. Anneannesi gibi iki ellerini birlestirip isaret parmaklarini yukari kaldirarak tavsan kafasi yapti. 'bak deli tavsan' diyerek parmaklarini oynatti. Yoldan gecen arabalarin farlari duvardaki tavsana yol açti. Tavsan alabildigine hür dolasti sagda solda. Otlarla kuslarla konustu. Sonra yorgun düstü. Duvardaki görüntü o minik avuçlarin açilmasiyla kayboldu. Kolu yavasça kanepeden asagi sarkti. Neden sonra isiklar geldi. Kadin çocugun hiç konusmadigini akil etti birden. Kanepeye kostu. Küçücük dizlerini karnina dogru çekerek uykuya dalmisti. Masanin üstündeki dosyalara bakti igrenerek. Dindirilmez bir pismanlik doldurdu içini. Uyandirmaktan korka korka küçük alnina bir öpücük kondurdu. Çocuk sanki bu öpücügü bekliyormusçasina;
'işin bitince beni sever misin anne? ' dedi.

Kadin, sevilmek için randevu alan çocuguna bakarak sabaha kadar agladi...